En'âm Sûresi 33. Ayet

قَدْ نَعْلَمُ اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ  ٣٣

Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَدْ muhakkak
2 نَعْلَمُ biliyoruz ع ل م
3 إِنَّهُ şüphesiz
4 لَيَحْزُنُكَ seni üzüyor ح ز ن
5 الَّذِي şeyler
6 يَقُولُونَ onların dedikleri ق و ل
7 فَإِنَّهُمْ gerçekte onlar
8 لَا
9 يُكَذِّبُونَكَ seni yalanlamıyorlar ك ذ ب
10 وَلَٰكِنَّ fakat
11 الظَّالِمِينَ o zalimler ظ ل م
12 بِايَاتِ ayetlerini ا ي ي
13 اللَّهِ Allah’ın
14 يَجْحَدُونَ yalanlıyorlar ج ح د
 
جحد cehade: جُحُود kelimesi kalpte doğruluğu kabul edilip onaylanan bir şeye karşı tavır almak ve reddetmek; kalpte doğru olduğu kabul edilmeyip inkar edilen bir şeyi de onaylayıp doğruluğunu kabul etmek demektir.   (Müfredat) Kuran’ı Kerim’de 12 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan bir türevi bulunmamakla birlikte Kuran-ı Kerim’de 10’dan fazla geçmesi sebebiyle kitabın Arapça kelimeler sözlüğü bölümüne alınmıştır.(Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
 

قَدْ نَعْلَمُ اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ


 

Fiil cümlesidir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder.  نَعْلَمُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  نحن ’dur.  اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ  cümlesi, amili  نَعْلَمُ ‘nun iki mef’ûlu yerinde olup mahallen mansubdur.

إِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb, haberini ref eder. 

هُ  şan zamiri  إِنَّ ’nin ismi  olarak mahallen mansubdur.

لَ  harfi  اِنَّ ’nin haberinin başına gelen lam-ı muzahlakadır. 

يَحْزُنُكَ  cümlesi,  اِنَّ ‘nin haberi olarak mahallen merfûdur. 

يَحْزُنُكَ  damme ile merfû muzari fiildir. Muttasıl zamir  كَ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

Müfred müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ي  fail olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası  يَقُولُونَ ’dir. Aid zamir mahzuftur. Takdiri;  يقولونه  şeklindedir. Îrabtan mahalli yoktur. 

يَقُولُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. 


  فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ

 

İsim cümlesidir. فَ  ta’lîliyyedir. اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.

هُمْ  şan zamiri  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. لَا يُكَذِّبُونَكَ  cümlesi, اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.  

لَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يُكَذِّبُونَكَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir  كَ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لٰكِنَّ  istidrak harfidir. اِنَّ  gibi ismini nasb haberini ref eder. Bazı müfessirlere göre  لٰكِنَّ  de  اِنَّ  gibi cümleyi tekid eder.

الظَّالِم۪ينَ  kelimesi  لٰكِنَّ ’nin ismi olup nasb alameti  ي ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harf ile irablanır. بِاٰيَاتِ  car mecruru  يَجْحَدُونَ  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. اللّٰهِ  lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. يَجْحَدُونَ  cümlesi,  لٰكِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.  يَجْحَدُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.  

İstidrak ;düzeltmek, telafi etmek, hatayı tamir etmek, kusuru örtmek gibi anlamlara gelir.Önceki sözden doğan eksikliği, hatayı veya yanlış anlaşılma ihtimmalini istisnaya benzer biçimde ortadan kaldıracak bir kısmın getirilmesine istidrak adı verilir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

يُكَذِّبُونَ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi كذب ’dir.

Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.

الظَّالِم۪ينَ  kelimesi sülâsî mücerredi  ظلم  olan fiilin ism-i failidir.

İsmi fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsmi fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

قَدْ نَعْلَمُ اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ

 

İstînâfiyye olarak fasılla gelen ayette ilk cümle, tahkik harfi  قَدْ  ile tekid edilmiş müspet muzari fiil sıygasında lazım-ı faide-i haber talebî kelamdır.  

Hudûs, istimrar ve teceddüt ifade eden muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar. 

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Fiil azamet zamirine isnadla tazim edilmiştir.

اِنَّ  ve lâmu-l muzahlaka ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, lâzım-ı faide-i haber inkârî kelam olan  اِنَّهُ لَيَحْزُنُكَ الَّذ۪ي يَقُولُونَ  cümlesi,  نَعْلَمُ  fiilinin iki mef’ûlü yerindedir. 

Sözü söyleyenlerin, ism-i mevsulle bildirilmesi, sıla cümlesine dikkat çekmenin yanında, o kimselere tahkir ifade eder.

Yalnızca isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler, اِنّ , isim cümlesi, lam-ı muzahlaka ve isnadın tekrarı sebebiyle birden fazla tekid ifade eden çok muhkem cümlelerdir.

Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye ve teceddüt ve istimrar ifade etmiştir. 

لَيَحْزُنُكَ  fiilinin faili konumundaki müfret müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ي ’nin sılası olan  يَقُولُونَ  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

يَقُولُونَ  fiilinin mef’ûlü olan mek’ûlül kavli, muhatap tarafından bilindiği için hazfedilmiştir. Mef’ûlün hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

اِنَّ  ve tekid lamı, cümlede beraberce bulunursa bu cümle, üç kez tekrar edilen cümle gibi olur. Çünkü اِنَّ , cümlede iki kez tekrar gücünü taşır, buna tekid lamı da ilave edilince, üçüncü tekrar sağlanmış olur. Tekid edilen,  اِنَّ ’nin ismi ve haberinden ziyade, cümlenin taşıdığı hükümdür. (Suyûtî, İtkan, c. 2 s.176) Nahl/18

قَدْ  harfi sadece fiilin başına gelen bir tekid harfidir. Nahivciler bu harfin dört şekli olduğunu söylerler: Kesinlik ve yakınlık ifadesi için mazi fiilin başına gelir. Muzari fiilin başına geldiği zaman ise bazen azlık bazen da çokluğa delalet eder. Ancak belâgat alimlerinin sözlerinden anladığımıza göre fiilin gerçekleştiği anlatılmak isteniyorsa  قَدْ  harfi, başına geldiği fiil için ister mazi ister muzari olsun tekid ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi - Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

الَّذ۪ي يَقُولُونَ  ile kastedilen Resulullah’ı tasdik etmediklerine delalet eden sözleridir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

Bu istinafi kelâm, Resulullah’ı (s.a.v) duyduğu üzüntü sebebiyle teselli eder. Bu üzüntünün sebebi daha önce anlatıldığı gibi kâfirlerin inatçı tekzipleridir. Bu tesellide, Peygamberimizin (s.a.v) Allah Teâlâ katındaki yüksek değeri, O’na yapılanların, aslında Allah’a karşı işlendiği, Allah’ın bunu yapanlardan mutlaka intikam alacağı beyanı vardır. Onların söyledikleri, [Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değil. (Enam Suresi, 25)] ve benzeri sözlerdir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l - Akli’s-Selîm - Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)


 فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ

فَاِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ  cümlesine dahil olan  فَ  ta’lîliyyedir. اِنَّ  ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkâri kelamdır.  اِنَّهُ ’deki şan zamiri, اِنَّ ’nin ismidir.

اِنَّ ’nin haberi olan  لَا يُكَذِّبُونَكَ  cümlesi, menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. 

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler,  اِنَّ, isim cümlesi ve isnadın tekrar etmesi sebebiyle üç katlı bir tekid ve yerine göre de tahsis ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. 

وَ  atıf harfidir. Cümle ta’lil cümlesine tezat nedeniyle atfedilmiştir. 

İstidrak harfi  لَـٰكِنَّ ’ nin dahil olduğu  وَلٰكِنَّ الظَّالِم۪ينَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ يَجْحَدُونَ  cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkâri kelamdır.  الظَّالِم۪ينَ , istidrak harfi  لٰكِنَّ ‘nin ismi,  يَجْحَدُونَ  cümlesi haberidir.

Müsned olan  يَجْحَدُونَ  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi cümleye hükmü takviye, hudûs, teceddüt ve istimrar anlamları katmıştır. 

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir.  بِاٰيَاتِ اللّٰهِ  car-mecruru ihtimam için, amili olan  يَجْحَدُونَ ‘ye takdim edilmiştir.

يَجْحَدُونَ  fiiline müteallik olan  بِاٰيَاتِ اللّٰهِ  izafetinde, ayetlerin lafzı celâle muzâf olması, ayetlere tazim ve teşrif ifade eder. Lafz-ı celâle muzâf olması, ayetlerin kemâl vasıflara sahip olduğuna da işaret eder.

Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde  اللّٰهِ  isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.

Ayetin başındaki azamet zamirinden bu cümlede, işin büyüklüğünü göstermek ve kalplere korku salmak için, zamir makamında Allah lafzının açık isim olarak getirilmesi iltifat sanatıdır.

الظَّالِم۪ينَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına  hudûs ve yenilenmesine  işaret etmiştir.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s. 80)

Cümlede te’kîdü’z-zem bimâ yüşbihü’l-medh sanatı vardır.

Bu manalara ilaveten bu cümlede Allah’ın onları zalimlikle isimlendirmesinde, Allah’ın ayetlerini inkarın zulüm olduğuna işaret vardır. Bu idmac sanatıdır.

Ayette rücû sanatı vardır. Rücû;  bir konuyu daha kuvvetle anlatmak için söylenen sözden caymış gibi görünmektir. Bu; daha önce söylenen söze geri dönüş olabileceği gibi başka bir düşünceye dönüş de olabilir. Mütekellime duygularını heyecanını aksettirme imkânı tanır. Anlatılmak istenen fikri kuvvetlendirir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi )

Burada zamir makamında Allah ism-i celilin zahir olarak zikri, mehabeti artırmak içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)