وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَم۪ينَ ٤٢
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذْ | bir zaman |
|
| 2 | قَالَتِ | demişti ki |
|
| 3 | الْمَلَائِكَةُ | Melekler |
|
| 4 | يَا مَرْيَمُ | Meryem |
|
| 5 | إِنَّ | şüphesiz |
|
| 6 | اللَّهَ | Allah |
|
| 7 | اصْطَفَاكِ | seni seçti |
|
| 8 | وَطَهَّرَكِ | ve temizledi |
|
| 9 | وَاصْطَفَاكِ | ve seni üstün kıldı |
|
| 10 | عَلَىٰ | üzerine |
|
| 11 | نِسَاءِ | kadınları |
|
| 12 | الْعَالَمِينَ | dünyaların |
|
عَنْ عَلِيٍّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ:
“خَيْرُ نِسَائِهَا مَرْيَمُ، وَخَيْرُ نِسَائِهَا خَدِيجَةُ.”
Ali b. Ebû Tâlib"den (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“(Kendi döneminin) en hayırlı kadını Meryem’dir. Hatice de (kendi döneminin) en hayırlı kadınıdır.”
(B3815 Buhârî, Menâkıbü"l-ensâr, 20)
وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَم۪ينَ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Zaman zarfı اِذْ, takdiri أذكر olan mahzuf fiile mütealliktir. قَالَتِ ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
قَالَتِ fetha üzere mebni mazi fiildir. تۡ te’nis alametidir. الْمَلٰٓئِكَةُ fail olup damme ile merfûdur. Mekulü’l-kavli يَا مَرْيَمُ ’ dur. قَالَتِ fiilinin mef'ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.
يَا nida harfidir. Münada olan مَرْيَمُ müfred alem olup, damme üzere mebni mahallen mansubdur. Nidanın cevabı اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ ’ dir.
İsim cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.
اللّٰهَ lafza-i celâl اِنَّ ’ nin ismi olup fetha ile mansubdur. اصْطَفٰيكِ cümlesi, اِنَّ ’ nin haberi olarak mahallen merfûdur.
اصْطَفٰي elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’ dir. Muttasıl zamir كِ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. طَهَّرَ atıf harfi وَ ile makabline matuftur.
طَهَّرَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’ dir. Muttasıl zamir كِ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. اصْطَفٰي atıf harfi وَ ile makabline matuftur.
اصْطَفٰي elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’ dir. Muttasıl zamir كِ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. عَلٰى نِسَٓاءِ car mecruru اصْطَفٰيكِ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. الْعَالَم۪ينَ muzâfun ileyh olup, cer alameti ى ‘ dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اصْطَفٰي fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi صفو ’dir. İftial babının fael fiili ص ض ط ظ olursa iftial babının ت si ط harfine çevrilir.
İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır.
طَهَّرَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi طهر ’dır.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَم۪ينَ
وَ istînâfiyyedir. İstînâfiye وَ ‘ ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl- Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Zaman zarfı اِذْ , takdiri اذكر olan mahzuf fiile mütealliktir. Bu takdire göre cümle emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ cümlesi اِذْ ’ in muzâfun ileyhidir. قَالَتِ fiilinin mekulü’l-kavli olan يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَم۪ينَ , nida üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Nidanın cevap cümlesi olan … اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ ise اِنَّ ile tekid edilmiş sübut ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.
اِنَّ ’ nin isminin bütün esma-i hüsnaya ve kemâl sıfatlara şamil lafza-i celâlle gelmesi teberrük ve telezzüz ve muhatabı tazim içindir.
Bu ayette önce اصْطَفٰي (seçme, seçkin kılma), ikinci olarak temizleme, üçüncü olarak da tüm kadınlar üzerine mümtaz kılma bakımından اصْطَفٰي zikredilmiştir. Birinci اصْطَفٰي ’ nın, ikinci اصْطَفٰي ile aynı manada olması caiz değildir. Çünkü bir şeyi aynen tekrar etmek uygun düşmez. Binaenaleyh birinci اصْطَفٰي ’ yı, Hz. Meryem’in ömrünün ilk yıllarında başına gelen güzel işlere, ikinci اصْطَفٰي ’ yı ise ömrünün son yıllarında karşılaştığı güzel şeylere hamletmek gerekir.(Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Konudaki önemine binaen tekrarlanan اصْطَفٰيكِ kelimesinde ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr vardır. Farklı manalar taşıyan bu iki kelime arasında tam cinas sanatı vardır.
Aynı üslupta gelen وَطَهَّرَكِ cümlesi ve وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَم۪ينَ cümlesi اصْطَفٰيكِ cümlesine hükümde ortaklık nedeniyle atfedilmiştir. Cümleler arasında manen ve lafzen mukabatat mevcuttur.
Cümledeki mazi fiiller temekkün ve istikrar ifade etmiştir. Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
Hz. Meryem’e yapılan ihsanların sıralanması taksim sanatıdır.
اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ [Hani, melekler şöyle demişlerdi: Ey Meryem!] Rivayete göre melekler Hz. Meryem ile şifahen konuşmuşlardır ki bu ya Zekeriya’nın (a.s) mucizesi ya da İsa’nın (a.s) nübüvvetine yönelik bir hazırlıktır. “Şüphesiz Allah seni seçti.” yani seni daha başlangıçta annenden alıp kabul ederek, terbiye ederek ve sana çok yüce bir değer tahsis ederek seni seçti “ve tertemiz kıldı” yani çirkin fiillerden ve Yahudilerin atacağı iftiralardan arındırdı. “Seni dünya kadınlarından üstün tuttu.” Nihayet sana babasız olarak İsa’yı vermek suretiyle seni tüm dünya kadınları içerisinde seçkin kıldı. Zira bu, hiçbir kadına nasip olmamıştır.
Temizlemek kelimesinde istiare vardır.
Konu Zekeriya’dan (a.s) Meryem’e geçmiştir. Çünkü aslında konu zaten Meryem idi. Araya bir parantez cümlesi gibi Zekeriya (a.s) girmiştir. Allah her ikisine de mucizevi bir şekilde çocuk vermiştir.
Hz. İsa’nın adı da Allah tarafından konmuştur. Onun ilâh olduğu inancını red için her zaman Meryem oğlu İsa şeklinde anılmıştır.
وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ ayetinde melekler zikredilmiş fakat Cebrail kastedilmiştir. Bu, zikr-i küll irade-i cüz (bütünü zikredip bir parçasının kastedilmesi) kabilindendir. Cüzün büyüklüğünü ifade eder. Bu sanata mecaz-ı mürsel denilir. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)