Yusuf Sûresi 86. Ayet

قَالَ اِنَّـمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى اللّٰهِ وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ  ٨٦

Yakub, “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 قَالَ dedi ق و ل
2 إِنَّمَا şüphesiz ben
3 أَشْكُو arz ederim ش ك و
4 بَثِّي üzüntümü ب ث ث
5 وَحُزْنِي ve tasamı ح ز ن
6 إِلَى yalnız
7 اللَّهِ Allah’a
8 وَأَعْلَمُ ve bilirim ع ل م
9 مِنَ tarafından
10 اللَّهِ Allah
11 مَا şeyleri
12 لَا
13 تَعْلَمُونَ sizin bilmediğiniz ع ل م
 
Hz. Ya‘kub’un bildiği, Allah’ın imtihanı, sabrın sonunun selâmet olduğudur; ayrıca Yûsuf’un rüyasına dayanarak (bk. 4-6 âyetler) edindiği, olayların geleceğine dair ümit verici bilgidir.

Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 252
 

قَالَ اِنَّـمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى اللّٰهِ 

 

Fiil cümlesidir. قَالَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. Mekulü’l-kavli,  اَشْكُوا ’dur. قَالَ  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.

اِنَّمَا,  kâffe ve mekfûfe’dir. Kâffe; men eden alıkoyan anlamında olup, buradaki  مَا  harfidir,  اِنَّ  harfinden sonra gelmiş ve onun amel etmesine mani olmuştur.  اِنَّ ’nin ameli ise engellenmiştir yani mekfûfedir.

اَشْكُوا  fiili  و  üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  أنا ’dir. بَثّ۪ي mef’ûlun bih olup mukadder fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

حُزْن۪ٓي  atıf harfi  وَ ’la  بَثّ۪ي ’ye matuftur. حُزْن۪ٓي  mef’ûlun bih olup mukadder fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.  اِلَى اللّٰهِ  car mecruru  اَشْكُوا  fiiline mütealliktir. 

اِنَّـمَٓا , kâffe (durduran, engelleyen anlamında ismi faildir) ve mekfûfe’dir.Usul ve beyan alimlerinin Cumhuruna göre kâffe olan  مَٓا  harfi, اِنَّ  ile birlikte nafiye olur ve bu da hasr için kullanılma sebebidir. Çünkü  اِنَّ  ispat,  مَٓا  nefiy içindir. Bu ikisinin tek bir şey için kullanılması caiz değildir, çünkü aralarında tenakuz vardır. https://www.arapcadilbilgisi.com/

Cumhura göre  إنما  hasr ifade eder ve maksûrun aleyh cümlenin sonunda bulunur. (https://islamansiklopedisi.org)


 وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

 

Fiil cümlesidir.  وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَعْلَمُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdir  انا ’dir. مِنَ اللّٰهِ  car mecruru  اَعْلَمُ  fiiline mütealliktir. Müşterek ism-i mevsûl  مَا  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. İsm-i mevsûlun sılası  لَا تَعْلَمُونَ ’dır. İrabtan mahalli yoktur.

لَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır.  تَعْلَمُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.

 

قَالَ اِنَّـمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى اللّٰهِ 

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.

Cümle, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)

قَالَ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اِنَّـمَٓا اَشْكُوا بَثّ۪ي وَحُزْن۪ٓي اِلَى اللّٰهِ  cümlesi, kasr edatı  اِنَّمَا  ile tekid edilmiş, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. İki tekit hükmündeki kasr, fiille car-mecrur arasındadır. اَشْكُوا  maksur/sıfat, اِلَى اللّٰهِ maksurun aleyh/mevsûf, olmak üzere, kasr-ı sıfat ale’s-mevsûftur. Yakub (a.s) hüzün ve kederiyle ilgili şikâyetini sadece Allah’a bildireceğini, Allah’tan başka hiç kimseye şikayette bulunmayacağını anlatmaktadır. Maksûr/sıfat, mevsufa hasredilip onunla sınırlandırılarak diğerlerinden soyutlanmıştır.

بَثّ۪ي - حُزْن۪ٓي  bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mefûlü de ifade eder. 

Veciz ifade kastına matuf  بَثّ۪ي  ve  حُزْن۪ٓي  izafetlerinde, Hz.Yakub’a  ait zamire muzâf olan  بَثّ۪  ve حُزْن۪ٓ , tazim ve şeref kazanmıştır. 

بَثّ۪ي  ve  حُزْن۪ٓي ; iki müteradif kelimeden birinin diğerine atfı ile yapılan ıtnâbtır. (el-İtkan) 

Bu kelimeler “üzüntü” manasında eşanlamlı lafızlardır. Bundan maksat mananın pekiştirilmesi ve ifadeye kuvvet kazandırılmasıdır. (Ali Bulut, Kur’an-ı Kerim’de Itnâb Üslubu)

بَثّ۪ي - وَحُزْن۪ٓي  kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.

بَثّ۪ي : Aslında “yaymak, serip neşretmek” manasına masdar ise de bundan  مبثُوث  manasına isim de kullanılır. O zaman anlamı, herkesin içine sığdıramayıp çevreye yaymaktan kendini alamayacağı zorlu bir dert ve merak demektir. Yani “Ben sabrımı allak bullak eden içimdeki bu ateşi ve hüznümü kimselere değil, ancak Allah’a şikâyet ediyorum.” demektir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili) 


  وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

 

Cümle, atıf harfi  وَ ’la mekulü’l-kavle atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. اَعْلَمُ  fiiline müteallik  مِنَ اللّٰهِ  car mecruru,  ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir.

اَعْلَمُ  fiilinin mef’ûlü konumundaki müşterek ism-i mevsûl  مَٓا ’nın sılası olan  لَا تَعْلَمُونَ  cümlesi, menfî muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

اَعْلَمُ - لَا تَعْلَمُونَ  kelimeleri arasında tıbâk-ı selb, iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır. 

Zamir yerine zahir isim gelerek, lafza-i celâlin, heybeti artırmak, zihne yerleştirmek, telezzüz ve teberrük için zahir olarak tekrarlanmasında iltifat, ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

Ayetteki muzari fiiller, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Bu ayette nazmın kolaylığı ve lafızların tatlılığı açıkça görülmektedir. Burada insicâmın yanı sıra  إِلَى اللّهِ  ve  اَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ  ifadelerinde ta‘attuf vardır. Çünkü daha veciz bir kelam olan  أعلم منه [O’ndan öğreniyorum.] ifadesini kullanmamış,  اَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ Allah’tan öğreniyorum] demiştir. (Dr.Mustafa Aydın Arap Dili Belagatında Bedî‘ilmi Ve Sanatları)

Sayfadaki ayetlerin fasılalarını teşkil eden  و- نَ  ve  ي - نَ  harflerinden oluşan ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir. Bu fasılalarda lüzum ma la yelzem sanatı vardır.

Bu sanat; fasıla veya kafiye harfinden önce gerekli olmadığı halde bir veya daha fazla harfin aynısının getirilmesidir. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Bedî’ İlmi, s. 201-202)