قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ وَاِلَّا تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْن۪ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ ٤٧
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | قَالَ | dedi |
|
| 2 | رَبِّ | Rabbim |
|
| 3 | إِنِّي | muhakkak ben |
|
| 4 | أَعُوذُ | sığınırım |
|
| 5 | بِكَ | sana |
|
| 6 | أَنْ |
|
|
| 7 | أَسْأَلَكَ | senden istemekten |
|
| 8 | مَا | bir şeyi |
|
| 9 | لَيْسَ | olmayan |
|
| 10 | لِي | benim |
|
| 11 | بِهِ | hakkında |
|
| 12 | عِلْمٌ | bilgim |
|
| 13 | وَإِلَّا | eğer |
|
| 14 | تَغْفِرْ | bağışlamazsan |
|
| 15 | لِي | beni |
|
| 16 | وَتَرْحَمْنِي | ve bana rahmet etmezsen |
|
| 17 | أَكُنْ | olurum |
|
| 18 | مِنَ | -dan |
|
| 19 | الْخَاسِرِينَ | hüsrana uğrayanlar- |
|
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هُو ’dir. Mekulü’l-kavli, اِنّٖٓي اَعُوذُ بِكَ ’dur. قَالَ fiilinin mef'ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.
Nida harfi mahzuftur. Münada olan رَبَّ muzâf olup, mukadder fetha ile mansubdur. Mütekellim يَ ’ sı mahzuf olup, kelimenin sonundaki kesra muzâfun ileyhten ivazdır.
اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
ي mütekellim zamiri اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. اَعُوذُ cümlesi, اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.
اَعُوذُ damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdir انا ’dir. بِكَ car mecruru اَعُوذُ fiiline mütealliktir. اَنْ ve masdar-ı müevvel mahzuf من harf-i ceriyle اَعُوذُ fiiline mütealliktir.
اَنْ muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.
اَسْـَٔلَكَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri انا ’dir. Muttasıl zamir كَ mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur. Müşterek ism-i mevsûl مَا ikinci mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur. İsm-i mevsûlün sılası لَيْسَ لٖي بِهٖ عِلْمٌ ’ dir. Îrabtan mahalli yoktur.
لَيْسَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
لَكَ car mecruru لَيْسَ ’nin mahzuf mukaddem haberine mütealliktir. بِهٖ car mecruru عِلْمٌ ’in mahzuf haline mütealliktir. عِلْمٌ kelimesi لَيْسَ ’nin muahhar ismi olup damme ile merfûdur.
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır.
Münada alem ise veya mütekellim ya’sına muzafsa yahut nida edilen, nida edenin yakınında bulunursa nida harfi hazfedilebilir.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَيْس isim cümlesini olumsuz yapar. Sadece mazisi çekildiği için camid bir fiildir. Mazi kipinde tüm şahıs zamirlerine çekimi yapılabilmektedir. Türkçeye “değildir, yoktur, hayır” vb. şeklinde tercüme edilir. Bazen لَيْسَ ’ nin haberinin başına manayı tekid için zaid (بِ) harfi ceri gelebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاِلَّا تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْن۪ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لاَ nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَغْفِرْ şart fiili olup, sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. لٖي car mecruru تَغْفِرْ fiiline mütealliktir. تَرْحَمْنٖٓي fiili, atıf harfi وَ ile makabline matuftur.
تَرْحَمْنٖٓي sükun ile meczum muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. Sonundaki نِ vikayedir. Mütekellim zamir ي mef’ûlün bih olarak mahallen mansubdur.
فَ karînesi olmadan gelen اَكُنْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ cümlesi şartın cevabıdır.
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
اَكُنْ nakıs, sükun ile meczum muzari fiildir. اَكُنْ ’un ismi, müstetir olup takdiri انا ’dir. مِنَ الْخَاسِرٖينَ car mecruru اَكُنْ ’un mahzuf haberine müteallik olup, cer alameti ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.
Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir.
Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez. Ayrıca لَمْ (cahd-ı mutlak) ve لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
الْخَاسِرٖينَ kelimesi sülâsî mücerredi خسر olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan رَبِّ cümlesi, nida üslubunda talebî inşâî isnaddır. Nida harfi mahzuftur. Bu hazif mütekellimin münadaya yakın olma isteğine işarettir.
Münada konumundaki رَبِّ izafetinde mütekellim zamiri mahzuftur. Bu hazfin işareti kelimenin sonundaki esredir. Nida harfinin ve muzâfun ileyhin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Veciz ifade kastına matuf اِنّ۪ٓي izafetinde, Hz. Nuh’a ait zamirin Rab ismine muzâfun ileyh olması Hz. Nuh’un, Allah’ın rububiyet vasfına sığınma isteğini gösterir.
Nidanın cevabı olan اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ cümlesi, اِنّ۪ٓ ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, lâzım-ı faide-i haber inkârî kelamdır.
Haberî üslupta gelmiş olmasına rağmen, dua manasında olduğu için cümle, muktezâ-i zâhirin hilafınadır. Dolayısıyla mecaz-ı mürsel mürekkebtir.
اِنَّ ’nin haberi olan اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde, muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden, اِنَّ ve isim cümlesi olmak üzere iki tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌۜ cümlesi, masdar tevilinde, takdiri مِنَ olan mahzuf harf-i cerle birlikte اَعُوذُ fiiline mütealliktir. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
اَسْـَٔلَكَ fiilinin ikinci mef’ûlü müşterek ism-i mevsûl مَا ’nın sılası olan لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِلْمٌ cümlesi, nakıs fiil لَيْسَ ’nin dahil olduğu, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümlede takdim-tehir ve îcâz-ı hazif sanatları vardır. ل۪ي , nakıs fiil لَيْسَ ’ nin mahzuf mukaddem haberine mütealliktir. عِلْمٌ, muahhar ismidir.
عِلْمٌ ’daki nekrelik nev ve taklil ifade eder. Olumsuz siyakta nekre, umum ve şumûle işaret eder.
بِه۪ car-mecruru, عِلْمٌ ‘ün mahzuf mukaddem haline mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Ey Rabbim! Husulü, Senin hikmetine uygun olmayan bir matlubu istemekten, yahut fesadı bilinsin ya da bilinmesin, doğruluğunu bilmediğim bir talepte bulunmaktan, yahut doğru olup olmadığını bilmediğim bir şeyi istemekten Sana sığınırım. Nuh'un (a.s) bu sözleri, yaptığından tövbe anlamındadır. Nuh'un (a.s) sadece “Ondan Sana sığınırım.” demeyip bunları söylemesi tövbe manasını ziyadesiyle ifade; ona olan rağbet ve şevkini izhar etmek ve Allah'ın, kendisine telkin ettiği şeyin izleriyle bereketlenmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
وَاِلَّا تَغْفِرْ ل۪ي وَتَرْحَمْن۪ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
Şart üslubunda gelen terkip, atıf harfi وَ ‘la nidanın cevabına atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada inşâ cümlesi haber cümlesine atfedilmiştir. Şart cümlesinin haberî manada olması, haber cümlesine atfını mümkün kılmıştır. Haber cümlesinden inşâ cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
اِلَّا edatı, şart harfi إنْ ve nefy harfi ﻻ ’dan müteşekkildir.
Şart cümlesi olan لَّا تَغْفِرْ ل۪ي, menfi muzari fiil sıygasında gelerek teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Aynı üslupta gelen وَتَرْحَمْن۪ٓي cümlesi, şart cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
فِ karinesi olmadan gelen اَكُنْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ cevap cümlesi, nakıs fiil كَان ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, lazım-ı faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Car mecrur مِنَ الْخَاسِر۪ينَ , nakıs fiil تَكُونَ ’nin mahzuf haberine mütealliktir. Haberin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
Şart ve cevap cümlelerinden oluşan terkip, şart üslubunda haberî isnaddır. Faide-i haber ibtidaî kelam olan cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
تَغْفِرْ - تَرْحَمْن۪ٓي kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
الْخَاسِر۪ينَ - تَرْحَمْن۪ٓي kelimeleri arasında tıbâk-ı hafiy sanatı vardır.