Enfâl Sûresi 40. Ayet

وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَوْلٰيكُمْۜ نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ  ٤٠

Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O, ne güzel dosttur; O, ne güzel yardımcıdır!
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَإِنْ eğer
2 تَوَلَّوْا dönerlerse و ل ي
3 فَاعْلَمُوا bilin ki ع ل م
4 أَنَّ muhakkak
5 اللَّهَ Allah
6 مَوْلَاكُمْ sizin sahibinizdir و ل ي
7 نِعْمَ O, ne güzel ن ع م
8 الْمَوْلَىٰ sahip و ل ي
9 وَنِعْمَ ve ne güzel ن ع م
10 النَّصِيرُ yardımcıdır ن ص ر
 

Müslüman olmayanlar müslümanların din özgürlüklerine dokunmadıkça ve yurtlarına saldırmadıkça onlarla barış içinde yaşanır, hatta insanlık için hayırlı olan faaliyetlerde iş birliğine gidilir. Onlar barışı bozar, haksız çıkar veya dinî taassup gibi sebeplerle savaşmayı tercih ederlerse müminler de hukuku, dinlerini ve yurtlarını korumak için savaşacaklardır. Bu savaşı hak için, hürriyet için, erdem için yola çıkanlar kazanacaklardır; çünkü onların sığınağı, dayanağı, dostu, yardımcısı Allah’tır; O’ndan güzel dost, O’ndan güçlü yardımcı, O’ndan güvenli destek de yoktur.

 

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri

 Cilt: 2 Sayfa: 690

 

وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَوْلٰيكُمْۜ

 

وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اِنْ  iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

تَوَلَّوْا  şart fiili olup, iki sakinin birleşmesinden dolayı mahzuf elif üzere mukadder damme ile mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.

فَ  mukadder şartın cevabının başına gelen rabıta veya fasiha harfidir. Takdiri; إن تولّوا فلا تخشوا بأسهم لأنّ الله مولاكم (Eğer yüz çevirirlerse zorbalıklarından korkmayın, çünkü Allah sizin mevlânızdır.) şeklindedir.

اعْلَمُٓوا  fiili  نَ ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. Bilmek anlamonda kalp fiilidir. اَنَّ  ve masdar-ı müevvel  اعْلَمُٓوا  fiilinin iki mef’ûlu yerinde olup mahallen mansubdur. 

اَنَّ  masdar harfidir. İsim cümlesine dahil olur. İsmini nasb haberini ref yapar, cümleye masdar anlamı verir.

اللّٰهَ  lafza-i celâl  اَنَّ ’nin ismi olup fetha ile mansubdur.  مَوْلٰيكُمْ  kelimesi  اَنَّ ’nin haberi olup, elif üzere mukadder damme ile merfûdur. Aynı zamnda muzaftır. Muttasıl zamir  كُمْ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir. 

Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt  ف ’si) gelmez. Ayrıca  لَمْ  (cahd-ı mutlak) ve  لَا  (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt  ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt  ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanmayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelir, mübteda ve haberi iki mef’ûl yaparak nasb ederler. Bilmek, sanmak, kalp yani zihin işi olduğundan bu fiillere kalp fiilleri denir. 

Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen  اَنَّ ’li ve  اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir: 

1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdar-ı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Bu ayette  اعْلَمُٓوا  fiili bilmek manasına gelen fiillerdendir ve iki mef’ûlünü masdar-ı müevvel cümlesi olarak almıştır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

تَوَلَّوْا  fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil  تَفَعَّلَ  babındadır. Sülâsîsi  ولي ’dir.

Bu bab fiile mutavaat, tekellüf, ittihaz, sayruret, tecennüb (sakınma) ve talep anlamları katar.

 نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ

 

Fiil cümlesidir. نِعْمَ  camid fiil olup medih fiillerindendir.  الْمَوْلٰى  kelimesi  نِعْمَ ’nin faili olup elif üzere mukadder damme ile merfûdur.  نِعْمَ  fiilinin mahsusu mahzuftur. Takdiri;  الله  şeklindedir.

وَ  atıf harfidir.  نِعْمَ  camid fiil olup medih fiillerindendir. النَّص۪يرُ  kelimesi  نِعْمَ ’nin failidir.  نِعْمَ  fiilinin mahsusu mahzuftur. Takdiri;  الله  şeklindedir.

 

وَاِنْ تَوَلَّوْا

 

Ayet, atıf harfi  وَ ‘la önceki ayetteki  فَاِنِ انْتَهَوْا  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

اِنْ , şart fiilinin vuku bulması nadir olan durumlarda kullanılan şart harfidir.

Şart edatı  اِنْ , mazi fiilin başına gelebilir. Bu durumda, hasıl olmamış bir şeyi hasıl olmuş gibi göstermeyi, ya da fiilin gerçekleşmesi konusundaki şiddetli arzuyu ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Şart üslubundaki terkipte şart cümlesi olan  اِنْ تَوَلَّوْا , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Şartın takdiri  فلا تخشوا بأسهم [onların kötülüğünden korkmayın] olan cevabın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. 

Bu takdire göre mezkur şart ve mukadder cevap cümlelerinden oluşan terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.

Ayette cevabın mahzuf olması farklı yönlerden düşünmeyi gerektirdiği, ayrıca dinleyici ve okuyucuyu düşünce ve hayal ufkuna yönlendirdiği için mubâlağa içermektedir. Îcâz metoduyla cümle daha yoğun anlamlar yüklenmiştir. (Hasan Uçar, Kur’ân-ı Kerîm’deki Anlamsal Bedî‘ Sanatları Doktora Tezi) 

تَوَلَّوْا  kelimesinde lafzen veya takdiren  من  harfi varsa, yüz çevirdi manasındadır, yoksa velayet manasındadır. (Rağıb el-İsfehani, Müfredât)

Fiillerin harfi cerle farklı mana kazanması tazmin sanatıdır.

 فَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَوْلٰيكُمْۜ


فَ , şartın mukadder cevabı için ta’liliyedir. Ta’lil, kelamın bir sebebe bağlanarak ifade edilmesidir. Kastedilen mananın nedenini beyan etmek maksadıyla ziyade sözlerle yapılan ıtnâb sanatıdır.

Cümle, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

Masdar ve tekid harfi  اَنَّ ‘nin dahil olduğu  اَنَّ اللّٰهَ مَوْلٰيكُمْ cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber inkârî kelamdır. Bu cümle masdar teviliyle  اعْلَمُٓوا  fiilinin iki mef’ûlü yerindedir. 

Müsnedün ileyhin bütün esma-i hüsnaya ve kemâl sıfatlara şamil lafza-i celâlle gelmesi teberrük, telezzüz, muhabbet ve destek amacına matuftur. Cümlede mütekellimin Allah Teâlâ olması hasebiyle lafza-i celâlde tecrîd sanatı vardır.

Müsnedin izafet şeklinde gelmesi, az sözle çok anlam ifadesinin yanında  كُمْۜ  zamirinin aid olduğu kişilere destek ifade eder. 

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu [sabit olması] veya bazı karinelerle istimrarı [devamlılığı] ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

فَاعْلَمُٓوا  ifadesi muhatap zamiriyle gelerek muhataplar bilmeyen menzilesine konmuş, böylece bu affın büyüklüğü gösterilmek istenmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

 

 

 نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ

 

Ayetin son cümlesi istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir.

Cümle müstenefedir. Tezyil konumundadır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

Cümle gayrı talebî inşâî isnaddır. Mazi sıygada camid, medih fiili olan  نِعْمَ ’nin mahsusu mahzuftur. Takdiri;  الله ‘dır.  الْمَوْلٰى , fiilin failidir.

Aynı üslupta gelen  وَنِعْمَ النَّص۪يرُ  cümlesi makabline matuftur. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Cümle gayrı talebî inşâî isnaddır. Camid fiil  نِعْمَ ’nin faili  النَّص۪يرُ ‘dir.  

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Medh fiillerinden olan  نِعْمَ ’nin mahsusu, mahzuftur. Cümlenin takdiri;  نعم اللّٰهُ النَّص۪يرُ (Allah ne güzel yardımcıdır.) şeklindedir. 

مَوْلٰيكُمْۜ - الْمَوْلٰى  kelimeleri arasında iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

الْمَوْلٰى - النَّص۪يرُ   kelimeleri arasında murâât-ı nazîr sanatı vardır.

نِعْمَ  kelimelerinin tekrarında reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.