اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَب۪يكُمْ فَقُولُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَۚ وَمَا شَهِدْنَٓا اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَافِظ۪ينَ ٨١
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | ارْجِعُوا | dönün |
|
| 2 | إِلَىٰ |
|
|
| 3 | أَبِيكُمْ | babanıza |
|
| 4 | فَقُولُوا | deyin ki |
|
| 5 | يَا أَبَانَا | babamız |
|
| 6 | إِنَّ | şüphesiz |
|
| 7 | ابْنَكَ | oğlun |
|
| 8 | سَرَقَ | hırsızlık etti |
|
| 9 | وَمَا | değiliz |
|
| 10 | شَهِدْنَا | biz şahid |
|
| 11 | إِلَّا | dışındakine |
|
| 12 | بِمَا | şeyin |
|
| 13 | عَلِمْنَا | bildiğimiz |
|
| 14 | وَمَا | ve |
|
| 15 | كُنَّا | biz değiliz |
|
| 16 | لِلْغَيْبِ | gaybın |
|
| 17 | حَافِظِينَ | muhafızları |
|
اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَب۪يكُمْ فَقُولُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَۚ
Fiil cümlesidir. اِرْجِعُٓوا fiili ن ’un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. اِلٰٓى اَب۪يكُمْ car mecruru اِرْجِعُٓوا fiiline müteallik olup, harfle îrab olan beş isimden biri olduğundan cer alameti ى ’dir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قُولُوا fiili ن ’un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. يَٓا اَبَانَا itiraziyye cümlesidir. Nidanın cevabı mahzuftur.
يَٓا nida harfidir. Münada اَبَانَٓا muzaf olup, harfle îrab olan beş isimden biri olduğundan nasb alameti eliftir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamir ناَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Mekulü’l-kavli اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَ ’dir. قُولُوا fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.
ابْنَكَ kelimesi اِنَّ ’nin ismi olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. سَرَقَ cümlesi, اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.
سَرَقَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir.
Münadanın başında harfi tarif varsa, önüne müzekker isimlerde اَيُّهَا, müennes isimlerde اَيَّتُهَا getirilir. Bunlardan sonra gelen müştak ise sıfat, camid ise bedel olur.
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَمَا شَهِدْنَٓا اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. شَهِدْنَٓا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri نَٓا fail olarak mahallen merfûdur. اِلَّا hasr edatıdır. مَا müşterek ism-i mevsûl, بِ harf-i ceriyle شَهِدْنَٓا fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası عَلِمْنَا ’dır. Îrabtan mahalli yoktur.
عَلِمْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri نَٓا fail olarak mahallen merfûdur.
وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَافِظ۪ينَ
İsim cümlesidir. وَ atıf harfidir. مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
كُنَّا nakıs, sükun üzere mebni mazi fiildir. نَا mütekellim zamiri كُنَّا ’nın ismi olarak mahallen merfûdur. لِلْغَيْبِ car mecruru حَافِظ۪ينَ ’ye mütealliktir. حَافِظ۪ينَ kelimesi , كُنَّا ’nın haberi olup nasb alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.
حَافِظ۪ينَ ; sülâsî mücerredi حفظ olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَب۪يكُمْ فَقُولُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَۚ
Ayet önceki ayetteki mekulü’l-kavle dahildir. Kardeşlerin büyüklerinden birinin söylediği söz devam etmektedir. اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَب۪يكُمْ cümlesi, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Öncesine matuf olan فَقُولُوا يَٓا اَبَانَٓا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَۚ cümlesi de emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
İtiraziyye olarak fasılla gelen يَٓا اَبَانَٓا cümlesi, nida üslubunda talebî inşaî isnaddır. Ana cümlenin anlamına tesiri olmayan itiraz cümleleri, parantez arası cümleler vasıtasıyla yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
قُولُوا fiilinin mekulü’l-kavli olan اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَ cümlesi, اِنَّ ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. Mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan سَرَقَ cümlesi اِنَّ ‘nin haberidir.
Cümlede müsnedin mazi fiil sıygasında gelmesi hükmü takviye, hudûs, sebat ve istikrar ifade etmiştir.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden, اِنَّ ve isim cümlesi ve isnadın tekrarı birden çok tekid içeren bu ve benzeri cümleler çok muhkem/sağlam cümlelerdir.
İsim cümleleri sübut ifade eder. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)
اَبَانَٓا - اَب۪يكُمْ kelimeleri arasında reddü’l-acüz ale’s-sadr, اَب۪يكُمْ - ابْنَكَ kelimeleri arasında ise mürâât-ı nazîr vardır.
وَمَا شَهِدْنَٓا اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا
Cümle, makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Cümle kasr üslubuyla tekid edilmiştir.
Mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl مَا , başındaki harf-i cerle birlikte شَهِدْنَٓا fiiline mütealliktir. Sılası olan عَلِمْنَا cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Nefiy harfi مَا ve istisna edatı إِلَّا ile oluşan iki tekit hükmündeki kasr, fiille müteallıkı arasındadır. شَهِدْنَٓا , maksur/sıfat, بِمَا عَلِمْنَا maksurun aleyh/mevsûf, olmak üzere, kasr-ı sıfat ale’s-mevsûftur.
Kardeşler, babalarını inandırmak için sözlerini kasr üslubuyla kuvvetlendirmişlerdir.
شَهِدْنَٓا - عَلِمْنَا kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatları vardır.
وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَافِظ۪ينَ
Cümle, atıf harfi وَ ’la makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Nakıs fiil كَان ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden menfî isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsned olan حَافِظ۪ينَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. لِلْغَيْبِ car mecruru, konudaki önemine binaen amili olan حَافِظ۪ينَ ’ye takdim edilmiştir..
Kardeşler, sözlerine olumsuz كَان ’yi ilave edip, car mecruru takdim ederek ikna çabalarını sürdürmüştür.
مَا كَانَ ’li olumsuz sîgalar, gerçekleşmesi aklen caiz olmayan umumi olumsuzluk için kullanılır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir, Âl-i İmrân, 3/79)
كَانَ ’nin haberi isminin içine karışır ve adeta onun mahiyetinden bir cüz olur. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâğî Tefsiri, c. 5, s. 124)
حَافِظ۪ينَ cümlede, ilim manasındadır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
لِلْغَيْبِ - عَلِمْنَا kelimeleri arasında tıbâk-ı îcab sanatı vardır.
Son iki cümle arasında tefennün sanatı vardır. Yakın manada olan farklı kelimeler kullanılarak hoşa gitmeyecek tekrardan kaçınılmıştır.