Nahl Sûresi 57. Ayet

وَيَجْعَلُونَ لِلّٰهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُۙ وَلَهُمْ مَا يَشْتَهُونَ  ٥٧

Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَيَجْعَلُونَ ve isnad ediyorlar ج ع ل
2 لِلَّهِ Allah’a
3 الْبَنَاتِ kızları ب ن ي
4 سُبْحَانَهُ şanı yüce olan س ب ح
5 وَلَهُمْ ve kendilerine de
6 مَا
7 يَشْتَهُونَ hoşlandıklarını ش ه و
 
Putperest Araplar’ın önde gelenlerinden Huzâa ve Kinâne kabileleri melekleri Allah’ın kızları olarak kabul ederlerdi. Âyette “hâşâ” diye çevirdiğimiz sübhânehû deyimiyle Allah Teâlâ’nın, ancak yaratılmışlar için geçerli olan bu tür özelliklerden kesinlikle münezzeh olduğu ifade buyurulmaktadır. Ayrıca burada Câhiliye Arapları’nın erkek evlâtlarla kızlar arasında bir değer ayırımı yapmaları ve bu temelsiz telakkiye göre erkek çocukların kendi has evlâtları olduğunu büyük bir gururla ifade ederken ikinci sınıf varlıklar olarak gördükleri kızları, başlarından atarcasına Allah’a nisbet etmeleri de dolaylı olarak eleştirilmektedir.

Kaynak :Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 410
 

وَيَجْعَلُونَ لِلّٰهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُۙ 

 

Fiil cümlesidir. Atıf harfi  وَ  ile önceki ayetteki  يَجْعَلُونَ  fiiline atfedilmiştir.  

يَجْعَلُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. لِلّٰهِ  car mecruru  يَجْعَلُونَ  fiiline mütealliktir.  الْبَنَاتِ  mef’ûlun bih olup, nasb alameti kesradır. Cemi müennes salim kelimeler hareke ile îrablanır.

سُبْحَانَهُ  mahzuf fiilin mef’ûlu mutlakı olup fetha ile mansubdur. Takdiri, نسبح (tesbih ederiz) şeklindedir. İtiraziyyedir. Muttasıl zamir  هُ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.

Mef’ûlü mutlak: Fiil ile aynı kökten gelen masdardır. Mef’ûlü mutlak harfi cer almaz. Harfi cer alırsa hal olur. Mef’ûlü mutlak cümle olmaz. Mef’ûlü mutlak 3’e ayrılır:

1) Tekid (Kuvvetlendirmek) İçin: Fiilin manasını kuvvetlendirir. Masdar olur. Daima müfreddir. Fiilinden sonra gelir. Türkçeye “muhakkak, şüphesiz, gerçekten, çok, iyice, öyle ki” diye tercüme edilir.

2) Nev’ini (Çeşidini) Belirtmek İçin: Fiilin nasıl meydana geldiğini ve nev’ini bildirir. Nev’ini bildiren mef’ûlü mutlak umumiyetle sıfat veya izafet terkibi halinde gelir. Tesniye ve cemi de olabilir. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “gibi, şeklinde, aynen, tıpkı, tam” diye tercüme edilir.

3) Adedini (Sayısını) Belirtmek İçin: Failin yaptığı işin sayısını belirtir. Adedini bildiren mef’ûlü mutlak فَعْلَةً vezninden gelen bina-ı (masdar-ı) merreden yapılır.

مَرَّةً  kelimesi de mef’ûlü mutlak olur. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “kere, defa” diye tercüme edilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

Değiştirme manasına gelen  جَعَلَ  kelimesi 3 şekilde gelir: 1. Bir şeyden başka bir şey meydana getirmek. 2. Bir halden başka bir hale geçmek  3. Bir şeyle başka bir şeye hükmetmek. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)


 وَلَهُمْ مَا يَشْتَهُونَ

 

لَهُمْ  car mecruru, ikinci  يَجْعَلُونَ  fiiline müteallik olup, atıf harfi وَ  ile  يَجْعَلُونَ  fiilinin mef’ûlun bihi  لْبَنَاتِ ’ye matuftur. İsm-i mevsûlun sılası  يَشْتَهُونَ ’ dir. Îrabtan mahalli yoktur. 

يَشْتَهُونَ  fiili  نَ ’un  sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul  و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. 

يَشْتَهُونَ  fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi  شهو ’dir.

İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır.

 

وَيَجْعَلُونَ لِلّٰهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُۙ وَلَهُمْ مَا يَشْتَهُونَ

 

Ayet, atıf harfi  وَ ’la önceki ayetteki  يَجْعَلُونَ  fiiline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. لِلّٰهِ  car mecruru, ihtimam için mef’ûl olan  الْبَنَاتِ ’ye takdim edilmiştir.

Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde  اللّٰهِ  isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.

سُبْحَانَهُ  cümlesi, itiraziyyedir. İtiraz cümleleri, parantez arası cümleler (cümle-i mu‘teriza) vasıtasıyla yapılan ıtnâb sanatıdır. 

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır.  سُبْحَانَهُ  ifadesi, takdiri  نسبّح  (Tesbih ederiz) olan fiilin mef’ûlu mutlakıdır. Bu takdire göre cümle, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.

Bir cümlenin öğeleri arasına veya anlamca ilgili iki cümle arasına anlamı pekiştirmek, güzelleştirmek veya tenzih, tazim, tenbih, dua gibi amaçlarla bir kelime, cümle yahut cümleler getirilerek ıtnâb sağlanır. Bu cümleler, genellikle öndeki kelime veya cümleyle bağlantılı olarak sırası ve yeri gelmişken hemen kaydedilmesi gerekli açıklayıcı notlar şeklinde gelir. (TDV İslam ansiklopedisi. Itnâb bab.)

لِلّٰهِ  ‘ye matuf olan  لَهُمْ  car mecruru, يَجْعَلُونَ  fiiline mütealliktir.  

Müşterek ism-i mevsûl  مَا , atıf harfi وَ  ile  يَجْعَلُونَ  fiilinin mef’ûlü  لْبَنَاتِ ’ye matuftur. Sılası olan  يَشْتَهُونَ  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

يَجْعَلُونَ لِلّٰهِ الْبَنَات  ibaresine,  وَلَهُمْ مَا يَشْتَهُونَ  ibaresinin delaletiyle kızlara kıymet vermedikleri ve onları değersiz buldukları anlamı idmâc edilmiştir.

Ayet ihtibâk sanatının güzel bir örneğidir. Kızlar zikredilmiş fakat mukabili olan erkekler hazf edilmiştir. İhtibâk bir belâgat terimi olarak; “İkinci cümlede benzeri zikredilen kelime veya ifadenin birinci cümleden, birinci cümlede benzeri zikredilenin de ikinci cümleden hazf edilmesi” şeklinde tanımlanır. Buna göre ihtibâk, sözden düşürülmüş olan kelime veya ifadelerin, zikredilen kelime veya ifadeden hareketle tespit edilerek yerine konulmasıdır. (Süleyman Gür, Kâzî Beyzâvî Tefsîrinde Belâgat İlmi ve Uygulanışı)

يَجْعَلُونَ لِلّٰهِ الْبَنَاتِ  [Allah’a kızları veriyorlar] - سُبْحَانَهُ  [ki Allah bundan münezzehtir] - وَلَهُمْ مَا يَشْتَهُونَ  [kendilerine de istediklerini alıyorlar] cümlelerinde  سبحانه  lafzı ara (itiraz) cümledir. Halkı bu çirkin cehalete karşı hayrete düşürmek için gelmiştir. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)