يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً۟ ٥٢
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً۟
Zaman zarfı يَوْمَ , takdiri أذكر olan mahzuf fiilin mef’ûlun bihi olup mahallen mansubdur. Veya قَر۪يباً ‘den bedel olup fetha ile mansubdur. يَدْعُوكُمْ ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
يَدْعُوكُمْ fiili و üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
فَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تَسْتَج۪يبُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. بِحَمْدِه۪ car mecruru تَسْتَج۪يبُونَ ‘deki failin mahzuf haline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir ه۪ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تَظُنُّونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Sanmak anlamında kalp fiilidir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً cümlesi, iki mef’ûlu yerinde olup mahallen mansubdur.
اِنْ nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. لَبِثْتُمْ sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur. اِلَّا hasr edatıdır. قَل۪يلاً۟ zarftan naib mef’ûlu fih olup fetha ile mansubdur. Takdiri, لبثتم وقتا طويلا (uzun bir vakit kaldınız) şeklindedir.
Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanamayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelirler, mübtedayı ve haberi iki mef’ûl yaparak nasbederler. 3 gruba ayrılırlar:
1. Bilmek manasında olanlar. ألفي - دري - رأي - وجد - علم fiilleridir. 2. Sanmak manası ifade edenler, kesine yakın bilgi ifade ederler. “Sanmak, zannetmek, saymak, kendisine öyle gelmek” gibi manalara gelir. ظنّ - حسب - خال - زعم - عدّ fiilleridir.
3. grupta olan değiştirme manası ifade edenler aynı anlama gelmedikleri halde görevleri itibariyle onlara benzerliklerinden kalp fiilleri adı altına girmişlerdir. جعل - صيّر - إتّخذ - ردّ - ترك fiilleridir. Değiştirme manasına gelen fiiller “etti, yaptı, kıldı, edindi, dönüştürdü, değişik bir hale getirdi” gibi manalara gelir.
Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen اَنَّ ’li ve اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir:
1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdarı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Kalp fiilleri iki mamûlü arasında olduğunda amel etmeleri de etmemeleri de caizdir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Fiilin işlendiği zamanı veya yeri bildiren mef’ûldür. Mef’ûlün fihin diğer adı zarftır.
Mef’ûlün fih mansubtur. Başına harf-i cer gelirse mahallen mansub olur.
Mef’ûlün fihin harfi cerleri şunlardır: فِي - بِ . Mef’ûlün fih fiilinin önüne geçebilir. Mef’ûlün fihi bulmak için fiile “nerede, ne zaman” soruları sorulur.
Mef’ûlün fih ikiye ayrılır: 1. Zaman zarfı: Fiilin oluş zamanını bildiren mef’ûlün fihtir.
2. Mekan zarfı: Fiilin oluş yerini, mekanını bildiren mef’ûlün fihtir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Bedel: Metbuundaki kapalılığı açıklamak ve pekiştirmek gibi sebeplerle getirilen ve irab bakımından metbuuna uyan tabidir. Bedelden önce gelen ve bedelin irabını almış olduğu kelimeye “mübdelün minh” denir.
Bedel 3 gruba ayrılır: 1. Bedel-i kül, 2. Bedel-i baz, 3. Bedel-i iştimal. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تَسْتَج۪يبُونَ fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’âl babındandır. Sülâsîsi جوب ’dir.
Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamlar katar. قَل۪يلاً۟ ; sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsmi faile benzediği için bu adı almıştır. İsmi failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfatı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsmi fail değişen ve yenileşen vasfa delalet eder. Sıfatı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً۟
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Zaman zarfı يَوْمَ , takdiri اذكر (Zikret) olan mahzuf fiile mütealliktir. Bu takdire göre cümle emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
يَوْمَ ‘nin muzâfun ileyhi olarak mahallen mecrur olan يَدْعُوكُمْ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ cümlesi, atıf harfi فَ ile يَدْعُوكُمْ fiiline atfedilmiştir. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Aynı üslupda gelen وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً cümlesi atıf harfi وَ ’la فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ ’ye atfedilmiştir. Her iki cümlenin de atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Aralarında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً cümlesi, تَظُنُّونَ fiilinin iki mef’ûlü yerindedir. Cümle, mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Nefy harfi اِنْ ve istisna edatı اِلَّا ile oluşan kasr cümleyi tekid etmiştir. İki tekit hükmündeki kasr, fiille mef’ûlü arasındadır. لَبِثْتُمْ maksûr/sıfat, قَل۪يلاً maksûrun aleyh/mevsûf olmak üzere kasr-ı sıfat ale’l- mevsûftur.
Dünyada kalışın çok kısa bir süre olduğunu düşüneceklerini Allah Teâlâ kesin bir ifadeyle belirtmiştir.
قَل۪يلاً۟ müteallakı لَبِثْتُمْ olan zaman zarfından naibdir. Takdiri, زمنًا قليلا (Az bir zaman)’dir. Veya mef’ûlü mutlaktan, onun sıfatı olarak naibdir. Takdiri, لبثًا قليلًا (Biraz kaldık) şeklindedir.
ظنّ kesin bildi ve zannetti olmak üzere iki zıt anlama sahip fiillerdendir. Bu ayette zannetti manasındadır.
بِحَمْدِه۪ izafetinde, Allah Teâlâya ait zamire muzâf olması حَمْدِ için tazim ve tekrîm ifade eder.
O günde, hamdederek emirlere uymaları ve kabirde çok az kaldıklarını sanmaları olmak üzere, insanların özelliklerinin sayılması taksim sanatıdır.
ظَنُّٓ kelimesi, şükür ve sevap ifade eden cümlelerde yakîn, zem ve vaîd ifade eden cümlelerde şek manası taşır. (Suyuti İtkan c.1, s.448, Yusuf 110)
Ayeti اي يَوْمَ يَبْعَثُكُمْ فَتَنْبَعُثُونَ [yani sizi yeniden diriltip de sizin de dirildiğiniz gün] şeklinde açıklayan Beyzâvî, “çağırmak ve icabet etmek fiilleri يَبْعَثُكُمْ فَتَنْبَعُثُونَ manasında istiare olarak kullanılmıştır. Bu da her iki olayın da hızlı olacağına, kolay gerçekleşeceğine ve bunlardan kastedilenin hesap ve ceza olduğuna dikkat çekmek içindir” der. Zemahşerî ise Beyzâvî’den farklı olarak çağırma ve icabet etmenin bu iki lafız yerine mecâzen kullanıldığını söyler. (Süleyman Gür, Kâzî Beyzâvî Tefsîrinde Belâgat İlmi ve Uygulanışı)
Bu, kâfirlere hitaptır. Bunun delili, bundan önceki bütün ifadelerin kâfirlere yönelik hitap olmasıdır. Sonra diyoruz ki: يَوْمَ kelimesi, قَر۪يباً ’den bedel olarak mansubdur ve mana, “Belki de öldükten sonra dirilme, O'nun sizi çağırdığı gün olacaktır.” şeklindedir.
Hak Teâlâ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ [Hemen onun emrine icabet edeceksiniz.] buyurmuştur. اسْتجاب, çağırana, çağırdığı, davet ettiği hususta uymak demektir ki bu, icabettir. Fakat اسْتجاب, icabet etme isteğini gerektirir. O halde اسْتجاب, icabetten daha kuvvetli ve tekidlidir.
Keşşâf sahibi şöyle der: بِحَمْدِه۪ kelimesi, fiilin failinden haldir yani (hamd edici olduğunuz halde icabet edeceksiniz) demektir ki bu, onların öldükten sonra dirilişi kabul ettiklerini iyice gösterir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Bu ayette, diriltme ve dirilme anlamında çağırma ile icabetin kullanılması, bunun gerçekleşmesinin gayet kolay olduğunu ve bunlardan maksadın muhasebe ve cevap için ihzar olduğunu bildirmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)