وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنْ ذِي الْقَرْنَيْنِۜ قُلْ سَاَتْلُوا عَلَيْكُمْ مِنْهُ ذِكْراًۜ ٨٣
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنْ ذِي الْقَرْنَيْنِۜ
Fiil cümlesidir. وَ istînâfiyyedir. يَسْـَٔلُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. عَنْ ذِي car mecruru يَسْـَٔلُونَكَ fiiline mütealliktir.
ذِي harfle îrab olan beş isimden biri olup cer alameti ي ’ dir. Aynı zamanda muzâftır. الْقَرْنَيْنِ muzâfun ileyh olup müsenna olduğu için cer alameti ي ‘dir.
قُلْ سَاَتْلُوا عَلَيْكُمْ مِنْهُ ذِكْراًۜ
Fiil cümlesidir. قُلْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli سَاَتْلُوا ’dir. قُلْ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
Fiilin başındaki سَ harfi tekid ifade eden istikbal harfidir. اَتْلُوا fiili و üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri انا ’dir.
عَلَيْكُمْ car mecruru اَتْلُوا fiiline mütealliktir. مِنْهُ car mecruru ذِكْراً ’in mahzuf haline mütealliktir. ذِكْراً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنْ ذِي الْقَرْنَيْنِۜ
وَ , istînâfiyyedir. İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Mütekellim Allah Teâlâ, muhatap Hz. Peygamberdir.
Müspet muzari fiil sıygasında lâzım-ı faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Muzari fiil hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Istedi manasındaki سأل fiili, عَنْ harf-i ceriyle kullanıldığında sordu manasına gelir. Bu tazmin sanatıdır.
Veciz ifade kastına matuf ذِي الْقَرْنَيْنِۜ izafetinde muzâf olan ذِي , sahip manasına gelir ve harfle îrablanır.
قُلْ سَاَتْلُوا عَلَيْكُمْ مِنْهُ ذِكْراًۜ
Beyani istinaf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
قُلْ fiilinin mekulü’l-kavli olan سَاَتْلُوا عَلَيْكُمْ مِنْهُ ذِكْراً cümlesine dahil olan istikbal harfi سَ tekid ifade eder, zamanı müstakbele taşır. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
Bu emir, mekulü’l-kavlin Allah katında bir önemi, şanı ve ciddiyeti bulunduğuna işaret eder.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. سَاَتْلُوا fiiline müteallik عَلَيْكُمْ car mecruru, durumun onunla ilgili olduğunu vurgulamak için, ذِكْراًۜ ‘ın mahzuf mukaddem haline müteallik, مِنْهُ car mecruru ise, siyaktaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.
Mef'ûl olan ذِكْراًۜ , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder. Kelimedeki nekrelik nev ve tazim ifade eder.
سَاَتْلُوا - ذِكْراً - قُلْ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı sanatı vardır.
Bu “anlatacağım, haber vereceğim” fiilinin başında, gelecek zamanı anlatan س harfinin olmasının manası, “Eğer Allah beni (o bilgiye) vakıf kılar, o hususta bir vahiy indirir ve bu halin keyfiyetinden bana haber verirse mutlaka ben bu (okuma işini) yapacağım.” şeklindedir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Bu cümlede hitap, soranlara; مِنْهُ zamiri de ذِي الْقَرْنَيْنِ ’e aittir. Zamirin Allah'a raci olduğu da söylenmiştir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Sayfadaki bütün ayetler, fethalı kelimelerle son bulmuştur. Bu kelimelerin oluşturduğu ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir.