Kehf Sûresi 85. Ayet

فَاَتْبَعَ سَبَباً  ٨٥

O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَأَتْبَعَ o da tuttu ت ب ع
2 سَبَبًا bir yol س ب ب
 

فَاَتْبَعَ سَبَباً

 

Fiil cümlesidir. فَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ  ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَتْبَع  fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. سَبَباً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Fiilin ikinci mef’ûlu mahzuftur. Takdiri; أتبع سببا سببا آخر (Başka bir neden için bir nedeni takip etti) şeklindedir.

اَتْبَعَ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi  تبع ’dır.

İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

 

فَاَتْبَعَ سَبَباً

 

Ayet, atıf harfi  فَ  ile önceki ayetteki  اِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْاَرْضِ  cümlesine, hükümde ortaklık nedeniyle atfedilmiştir. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır. Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)

اَتْبَعَ  fiili iki mef’ûle müteaddi fiillerdendir. Mef’ûllerden biri  سَبَباً kelimesidir, diğeri ise mahzuftur. Cümlenin takdiri  فأتبع سببًا سببًا آخر  [Başka bir neden için bir nedeni takip etti] veya  فأتبع أمره سببًا [İşinde bir sebebi takip etti] şeklindedir.

فَاَتْبَعَ سَبَباً  cümlesinde istiare sanatı vardır. Canlılara has tabi olmak anlamındaki  اَتْبَعَ  fiili  سَبَباً ‘e nisbet edilerek kişileştirilmiş, arkasından gidilen, takip edilen bir lidere benzetilmiştir. Bu üslupta mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.

Matufun aleyhteki  سَبَباً  ‘le, bu cümledeki  سَبَباً  kelimesi aynı olsa da bağlama göre farklı bir anlam kazanmıştır. Önceki ayette Allah’ın verdiği maddi ve manevî güçler, imkan, vesile, bu ayette ise güzergâh, izlenen yol manasındadır. Bu iki kelime arasında tam cinas ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.

السَّبَبِ  kelimesi burada zamirle değil açık olarak gelmiştir. Çünkü ilk istenenden farklı bir anlam kastedildiğinde anlamların farklılığına dair bir uyarı olarak izhar etmek güzeldir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) 

اَتْبَعَ  fiili,  اِفعال  babındadır. Bu bab fiile kesret, haynunet, sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul manaları katar.

Daha sonra Cenab-ı Hak, فَاَتْبَعَ سَبَباً [O da o vesileyi (yolu) tuttu.] buyurmuştur. Bu, “Allah ona her şeyin sebebini verdiği için o birşey dilediğinde, kendisini o dileğine ulaştıracak ve yaklaştıracak olan sebebi, yolu tutardı.” demektir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)