Kehf Sûresi 91. Ayet

كَذٰلِكَۜ وَقَدْ اَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْراً  ٩١

İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 كَذَٰلِكَ işte böyle
2 وَقَدْ ve muhakkak
3 أَحَطْنَا biliyorduk ح و ط
4 بِمَا
5 لَدَيْهِ onun yanındakini
6 خُبْرًا ilmimizle خ ب ر
 

كَذٰلِكَۜ وَقَدْ اَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْراً

 

İsim cümlesidir.  كَ  harf-i cerdir. İşaret ismi  ذٰلِكَ  mahzuf mübtedanın haberine mütealliktir. Takdiri, الأمر (Durum) şeklindedir. Veya takdiri  حكم  (Hükmetti) olan mahzuf bir fiile mütealliktir. ل  harfi buud yani uzaklık belirten harf,  ك  ise muhatap zamiridir. 

وَ  istînâfiyyedir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder. اَحَطْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَا  fail olarak mahallen merfûdur. مَا  müşterek ism-i mevsûl  بِ  harf-i ceriyle  اَحَطْنَا  fiiline mütealliktir. 

لَدَيْهِ  mekân zarfı ism-i mevsûlun mahzuf sılasına mütealliktir. Muttasıl zamir  هُ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. خُبْراً  kelimesi  اَحَطْنَا  fiilin mef’ûlun bihi olup fetha ile mansubdur. 

اَحَطْنَا  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi  حوط ’dır. 

İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.

 

كَذٰلِكَۜ 

 

Mütekellim Allah Teâlâ, muhatap Hz. Peygamber nezdinde, Zülkarneyn hakkında soru soranlardır. 

Ayet fasılla gelmiş istînâfiyedir. Ayette îcâz-ı hazif sanatı vardır.

كَ  teşbih harfi, işaret ismi mecrurdur. Car mecrur, takdiri  الأمر (Durum) olan mahzuf bir mübtedanın mahzuf haberine mütealliktir. Bu takdire göre cümle, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.

İşaret ismi, işaret edilen manayı kâmil bir şekilde tarif edip ortaya çıkarır. Öyle ki kendisinden bahsedilen şey çok net olarak ortaya çıkar. Ayrıca bahsedilen şeyin açıklanmasının çok önemli olduğuna ve mertebesinin yüksekliğine delalet ederek tazim ifade eder.

Ayrıca uzağı işaret etmede kullanılan bu işaret isminde istiare vardır. Tecessüm ve cem’ ifade eden  كَذٰلِكَۜ  ile duruma işaret edilmiştir. ذٰلِكَۜ  ile durum, elle tutulur gözle görülür maddi bir şey yerine konmuştur. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.

Bilindiği gibi işaret ismi, mahsus şeyler için kullanılır. Ama burada olduğu gibi aklî şeyler için kullanıldığında istiare olur. Câmi’; her ikisinde de “vücudun tahakkuku”dur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Beyan İlmi)

Cümlenin başındaki  كذلك  sözü son derece kısa ve müstakil bir cümledir. manası başka bir manaya sürükler. Ancak öncesinde bunu açıkça ifade edecek müstakil bir lafız yoktur. Öyle ki bu bir şeye benzetmek istenirse bundan daha kâmil olan bir başka şekil bulunamaz. Bu cümle Kur’an-ı Kerîm'de gerçekten çok geçer, en güzel geldiği yer de burada görüldüğü gibi farklı konuların arasında ve kelamın mafsalında tek bir hakikat için gelmesidir. (Muhammed Ebu Mûsâ, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhan Suresi 28, s. 101) 

كَذٰلِكَ  [İşte böyle], aslında uzaktaki bir nesneye işaret için kullanılır. Buradaki isti’mali, işaret edilen nimetin derecesinin, faziletteki mertebesinin yüksekliğini bildirmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l- Akli’s-Selîm)

Allah Teâlâ, “O kavimlerin durumu, Zülkarneyn'in bulduğu bu şekilde idi.” demiştir. (Fahreddîn er- Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

كَذٰلِكَ ’nin,  وَجَدَ ’nin yahut  نَجْعَلْ  fiilinin mahzuf masdarının sıfatı yahut  قَوْمٍ ’in sıfatı olması da caizdir. Yani güneş küfür ve hükümde onlar gibi bir kavmin üzerine doğuyordu demektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)


وَقَدْ اَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْراً

 

وَ , istînâfiyyedir. 

İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)

Tahkik harfi  قَدْ  ile tekid edilmiş müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. قَدْ  mazi fiile dahil olduğunda kesinlik ifade eder.

قَدْ  sadece fiilin başına gelen bir tekid harfidir. Muzari fiilin başına geldiği zaman bazen azlık bazen de çokluğa delâlet eder. Ancak belâgat alimlerinin sözlerinden anladığımıza göre; fiilin gerçekleştiği anlatılmak isteniyorsa  قَدْ  harfi, başına geldiği fiil için ister mazî ister muzari olsun tekid ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

اَحَطْنَا  fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir. 

اَحَطْنَا  fiiline müteallik, cer mahallindeki müşterek ism-i mevsûlün sılası mahzuftur. Mekân zarfı  لَدَيْهِ  bu mahzuf sılaya mütealliktir. Sılanın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. 

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır.  بِمَا  car mecruru, ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir.

Mef’ûl olan  خُبْراً ‘daki nekrelik tazim ve kesret ifade eder.