ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَباً ٩٢
ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَباً
Fiil cümlesidir. ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. اَتْبَع fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. سَبَباً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
ثُمَّ ; Matuf ve matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَتْبَعَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi تبع ’dır.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَباً
Ayet tertip ve terahi ifade eden ثُمَّ ile كَذٰلِكَ cümlesine atfedimiştir. ثُمَّ , birbirine bağlanan öğelerin arasında zaman farkı olduğunu, atfedilenin, kısa da olsa bir süre sonra gerçekleştiğini ifade eder.
Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü barizdir. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, fiil cümlesi isim cümlesine atfedilmiştir. İsim cümlesinden fiil cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır.
Ayette mütekellim Allah Teâlâ, muhatap Hz. Peygamber nezdinde, Zülkarneyn hakkında soru soranlardır.
Müspet mazi fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s. 107)
اَتْبَعَ fiili iki mef’ûle müteaddi fiillerdendir. Mef’ûllerden biri سَبَباً kelimesidir, diğeri ise mahzuftur. Cümlenin takdiri فأتبع سببًا سببًا آخر (Başka bir neden için bir nedeni takip etti.) veya فأتبع أمره سببًا (İşinde bir sebebi takip etti.) şeklindedir.
Mef’ûl olan سَبَباً ‘daki nekrelik tazim ifade eder.
فَاَتْبَعَ سَبَباً cümlesinde istiare sanatı vardır. Canlılara has tabi olmak anlamındaki اَتْبَعَ fiili سَبَباً ‘e nisbet edilerek kişileştirilmiş, arkasından gidilen, takip edilen bir lidere benzetilmiştir. Bu üslupta mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
اَتْـبَعَ fiili, اِفعال babındadır. اِفعال babı fiile kesret, haynunet, sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul manaları katar.
Ayet, 85 ve 89. ayetlerle aynıdır. Tekrarlanan cümleler arasında tekrir, ıtnâb ve reddü'l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır. Böyle tekrarlar, kelamdaki cüzleri birbirine bağlar, aralarında bir ilişki kurar ve dokuyu bütünleştirir. Bunlar çok tekrarlanır ki iman ve yakîn sabitleşsin. Eğer murad sadece bilmek olsaydı, bir kere söylenmesi yeterli olurdu.
Tekrarlanan cümlelerin manasının nefiste yerleşmesi arzu edilir, hatta zatın bir cüzü haline gelinceye kadar tekid edilir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, Ahkaf/28, C. 7, S. 314)
85, 89 ve bu ayetteki اَتْبَعَ سَبَباً cümlesi Zülkarneyn'in yola koyuluşunu ifade eden ibaredir. Aynı gibi görünse de bu ifadelerden ثُمَّ ’nin delaletiyle, Zülkarneyn'in üçünde de farklı zamanlarda farklı yollara yöneldiği anlaşılmaktadır.
Bu, “Allah ona her şeyin sebebini verdiği için o birşey dilediğinde, kendisini o dileğine ulaştıracak ve yaklaştıracak olan sebebi, yolu tutardı.” demektir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)