فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً ٩٧
فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً
Fiil cümlesidir. مَا اسْطَاعُٓوا cümlesi, atıf harfi فَ ile mahzuf istînâfa matuftur.Takdiri; فجاء القوم يقصدون ثقبه فما استطاعوا (İnsanlar onu delmek için geldiler ama yapamadılar.) şeklindedir.
مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اسْطَاعُٓوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. اَنْ ve masdar-ı müevvel mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
اَنْ muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.
يَظْهَرُوهُ fiili نْ ’u hazfıyla mansub muzari fildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir هُ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. اسْتَطَاعُوا damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. لَهُ car mecruru نَقْباً ’e mütealliktir. نَقْباً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
اسْطَاعُٓوا fiili, sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil istif’âl babındadır. Sülâsîsi طوع ’dir.
Bu bab fiile talep, tehavvül, vicdan, mutavaat, ittihaz ve itikat gibi anlamlar katar.
فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً
Ayet, فَ ile takdiri فجاء القوم يقصدون ثقبه (İnsanlar onu delmek için geldiler) olan mahzuf istînafa atfedilmiştir. Menfi mazi fiil sıygasında, faide-i haber, ibtidaî kelamdır.
Bu cümlede fiil لم ile değil, ما ile olumsuzlanmıştır. Çünkü bu harf daha kuvvetlidir. ما فعل sözü لقد فعل cümlesini, لم يفعل sözü, فعل cümlesini olumsuzlar. ما harfi, mazi fiili olumsuzladığı zaman kasemin cevabı menzilindedir.(Sibeveyh, Kitap - Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsîr Yolu, c. 2, s. 262, Yasin/69)
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki يَظْهَرُوهُ cümlesi, masdar teviliyle مَا اسْطَاعُٓوا fiilinin mef’ûlun bihi konumundadır.
Masdar-ı müevvel, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade eder. Tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Aynı üslupta gelen ikinci cümle olan وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً birinciye atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. لَهُ car mecruru, ihtimam için amili olan نَقْباً ‘e takdim edilmiştir.
نَقْباً ‘deki nekrelik nev ve umum ifade eder. Nefiy siyakında nekre, selbin umum ve şumûlüne işarettir. Bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.
اسْتَطَاعُوا fiili استفعال babındadır. Bu bâba giren fiiller taleb, tahavvül, itikat ve vicdan gibi anlamlar kazanır.
اسْطَاعُٓوا - اسْتَطَاعُوا kelimeleri arasında cinas-ı iştikak ve reddü’l-acüz ale’s sadr sanatları vardır.
Ayette birlikte kullanılan مَا اسْطَاعُٓوا ve مَا اسْتَطَاعُوا fiillerinden ilki salt olarak bir işi yapamamayı ifade ederken ikincisi elinden gelen gayreti gösterdikten sonra gücün yetmemesini ifade eder. (Hasan Uçar, Kur'an-ı Kerim’deki Anlamsal Bedî‘ Sanatları)
Bu ayette geçen اسْطَاعُٓوا - اسْتَطَاعُوا fiilleri, iki fiil sıygası arasındaki beyanî farklılık sebeplerini açıklamaktadır. Ordu için seddi aşmak, onu delip geçmekten daha kolay olması sebebiyle aşmanın önündeki fiilden bir harf hazf edilerek فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ buyurulmuştur. Oysa benzer bir hazif, uzun ve meşakkatli fiilde gerçekleşmemiş; aksine delip geçmenin önündeki fiile daha uzun bir sıyga verilerek مَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً buyrulmuştur. (İzzet Marangozoğlu, Fâdıl Sâlih es-Sâmerrâî’nin Beyânî Tefsir Anlayışı)
Sayfadaki bütün ayetler, fethalı kelimelerle son bulmuştur. Bu kelimelerin oluşturduğu ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir.