فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ ١١
Bekera بكر :Kelimenin aslı günün ilk saatleri demek olan بُكْرَة dır. Sülasi fiil olarak kullanıldığında manası günün başlarında çıkmak demektir. Kur'an-ı Kerim'de de geçen بِكْر sözcüğü hiç doğum yapmamış demektir. Yine kadınlar arasında tercih yapılacağında dul olana önceliği olmasından dolayı bekareti bozulmamış kıza da بِكْر denmiştir. بِكْر kelimesinin çoğulu أبْكار şeklinde gelir. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de türevleriyle birlikte 12 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri bekâr, bâkir, bekâret, makara ve Bekir'dir. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ
Fiil cümlesidir. فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
خَرَجَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو’ dir. عَلٰى قَوْمِه۪ car mecruru خَرَجَ fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir ه۪ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مِنَ الْمِحْرَابِ car mecruru خَرَجَ fiiline mütealliktir.
فَ atıf harfidir. اَوْحٰٓى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. اِلَيْهِمْ car mecruru اَوْحٰٓى fiiline mütealliktir.
اَنْ tefsiriyyedir. سَبِّحُوا damme üzere mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. بُكْرَةً zaman zarfı سَبِّحُوا fiiline mütealliktir. عَشِياًّ atıf harfi و ‘la makabline matuftur.
اَوْحٰٓى fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındandır. Sülâsîsi وحي ’dir.
İf’al babı fiile tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
سَبِّحُوا fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi سبح ‘dir.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ
Ayet atıf harfi فَ ile önceki ayetteki ikinci … قَالَ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
خَرَجَ fiili, طَلَعَ manasını tazmin için عَلٰى harfiyle müteaddi olmuştur. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t- Tenvîr)
Aynı üslupta gelen فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ cümlesi, makabline atıf harfi فَ ile atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ cümlesi, masdar teviliyle اَوْحٰٓى fiilinin mef’ûlü konumundadır. Masdar-ı müevvel, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. اِلَيْهِمْ , ihtimam için mef’ûle takdim edilmiştir.
وَعَشِياًّ , zaman zarfı tezat nedeniyle بُكْرَةً ‘e atfedilmiştir.
بُكْرَةً - عَشِياًّ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr ve tıbâk-ı îcab sanatları vardır.
الْمِحْرَابِ ‘den murad namaz kıldığı yer veya oda olabilir. Başka bir ayette ancak remzen konuşabilirsin (Al-i imran, 41) denilmesinden anlaşıldığı üzere, burada ayetin metninde geçen فَاَوْحٰٓى kelimesi "işaret etmek" anlamındadır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Müfessirler, Hz. Zekeriya (a.s)’ın سَبِّحُوا [tesbih edin] ifadesiyle, namazı kastettiği hususunda müttefiktirler ki bu, dil bakımından da caizdir. Ebu’l-Aliye’den بُكْرَةً ’nin, sabah namazı; عَشِياًّ ’nın da ikindi namaz olduğu rivayet edilmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Sayfadaki bütün ayetler fethalı kelimelerle son bulmuştur. Bu kelimelerin oluşturduğu ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir.