Meryem Sûresi 88. Ayet

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداًۜ  ٨٨

Onlar, “Rahmân, bir çocuk edindi” dediler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَقَالُوا ve dediler ق و ل
2 اتَّخَذَ edindi ا خ ذ
3 الرَّحْمَٰنُ Rahman ر ح م
4 وَلَدًا çocuk و ل د
 
Müşrikler, “Melekler Allah’ın kızlarıdır” diyerek Allah’a çocuk isnadında bulunurken yahudilerin bir kısmı “Üzeyir Allah’ın oğludur”, hıristiyanlar da “Mesîh Allah’ın oğludur” demek suretiyle O’na çocuk isnat ederek son derece çirkin bir iddiada bulunmuşlardır. Nitekim 90 ve 91. âyetlerde bu yakıştırmaların ne derece çirkin olduğu vurgulanmıştır.Oysa çocuk ihtiyaçtan dolayı istenir ve ana babasının cinsinden olur. Allah ise ihtiyaçtan da bir benzerinin bulunmasından da münezzehtir.
 
 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 619-620
 

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداًۜ

 

Fiil cümlesidir. وَ  istînâfiyyedir. قَالُوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. Mekulü’l-kavli,  اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداً ’dir. قَالُوا  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.

اتَّخَذَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. الرَّحْمٰنُ  fail olup damme ile merfûdur.  وَلَداً  ikinci mef‘ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Mef’ûlun bih mukadderdir. Takdiri, عزيزا şeklindedir.

Kalp fiilleri (iki mef’ûl alan fiiller); bir mef’ûl ile manası tamamlanamayıp ikinci mef’ûle ihtiyaç duyan fiillerdir. Bu fiiller isim cümlesinin önüne gelirler, mübtedayı ve haberi iki mef’ûl yaparak nasbederler. 3 gruba ayrılırlar:

1. Bilmek manasında olanlar.  ألفي -  دري -  رأي -  وجد - علم fiilleridir. 2. Sanmak manası ifade edenler, kesine yakın bilgi ifade ederler. “Sanmak, zannetmek, saymak, kendisine öyle gelmek” gibi manalara gelir. ظنّ -  حسب -  خال - زعم - عدّ  fiilleridir.

3. grupta olan değiştirme manası ifade edenler aynı anlama gelmedikleri halde görevleri itibariyle onlara benzerliklerinden kalp fiilleri adı altına girmişlerdir. جعل - صيّر - إتّخذ  - ردّ  -  ترك  fiilleridir. Değiştirme manasına gelen fiiller “etti, yaptı, kıldı, edindi, dönüştürdü, değişik bir hale getirdi” gibi manalara gelir.

Bilgi ve zan fiillerinden sonra bazen  اَنَّ ’li ve  اَنْ ’li cümleler gelir, bu cümleler iki mef’ûl kabul edilir. Bilmek, sanmak ve değiştirme manasına gelen bu fiiller 3 şekilde gelebilir: 

1) İki mef’ûl alanlar, 2) İki mef’ûlünü masdarı müevvel cümlesi olarak alanlar, 3) İki mef’ûlü hazif olanlar. Kalp fiilleri iki mamûlü arasında olduğunda amel etmeleri de etmemeleri de caizdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اتَّخَذَ  fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi  أخذ ’dır.

İftiâl babı fiile, mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداًۜ

 

وَ , istînâfiyedir. Allah Teâlâ müşriklerin sözlerini bildirmektedir.

İstînâfiye  وَ ’ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, s. 107)

قَالُوا  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداً  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mekulü’l-kavl olan cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. وَلَداً , kelimesi  اتَّخَذَ  fiilinin ikinci mef’ûludür. Kelimedeki nekrelik, cins ve tahkir içindir. Diğer mef’ûl mahzuftur. Takdiri; عزيزا ’dır.

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداً  cümlesinde, zamirin iki itibara da (mücrimler ve muttakiler) ihtimali vardır, çünkü bu, insanlar arasında denildiği için onlara nispet edilmesi caizdir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)

Bil ki Allah Teâlâ putperestlerin bazı iddialarını reddedince, bu sefer Allah'ın çocuğu var diyenlerin iddiasını redde yöneldi. Yahudiler, “Üzeyir Allah'ın oğludur.” diyorlar; Hristiyanlar, “Mesih (Îsa), Allah'ın oğludur.” diyorlar; Araplar da “Melekler, Allah'ın kızlarıdır.” diyorlardı. İşte bütün bunlar, bu ayetin hükmüne dahildirler. Bazı alimler, bu ayeti sadece “Melekler, Allah'ın kızlarıdır.” diyen Araplarla ilgili kabul edip şöyle diyorlar: “Çünkü Hristiyanlara karşı ret, surenin başında geçti. Ama şimdi Cenab-ı Hak, putlara ibadetten bahseden Arapları reddedince meleklere ibadetten bahsedenlerin görüşlerinin yanlışlığını anlatmaya başladı. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Bu ayet-i kerimede  الرَّحْمَنِ  isminin 4. kere geçmesi bu vasfın Allah için sabit olduğunu ima eder.