اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَداًۚ ٩١
اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَداًۚ
اَنْ masdariyyedir. اَنْ ve masdar-ı müevvel, mahzuf لِ harf-i ceriyle يتفطّرن ، وتنشقّ ، وتخرّ fiillerine mütealliktir.
دَعَوْا fiili iki sakin harfin birleşmesinden dolayı mahzuf elif üzere mukadder damme ile mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. لِلرَّحْمٰنِ car mecruru دَعَوْا fiiline mütealliktir. وَلَداً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَداًۚ
Önceki ayetin devamı olan ayette اَنْ ve akabindeki دَعَوْا cümlesi, masdar teviliyle takdir edilen ل harf-i ceriyle, önceki ayetteki يتفطّرن وتنشقّ ، وتخرّ fiillerine mütealliktir.
Masdar-ı müevvel, müspet mazi fiil sıygasında gelerek hudûs, temekkün ve istikrar ifade etmiştir.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde الرَّحْمٰنِ isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.
Mef’ûl olan وَلَداً ’deki nekrelik, cins ve tahkir ifade eder.
تَكَادُ ’nun illeti (mef’ûlün lehi) olmak ya da ل 'ın hazfı ve fiilin ona yanaşması ile nasba; ل ’ın izmari ile veya önceki ayetteki مِنْهُ ’daki هُ ’dan bedel olarak cerre; mahzuf mübtedanın haberi olarak da ref'e ihtimali de vardır. Takdiri şöyledir: الموجب لذلك أن دعوا (Bunun nedeni davet etmeleri idi.) Ya da önceki ayetteki هَداًّ ’in faili olmak üzere merfûdur. Yani هدا أي هدها دعاء الولد للرحمن (Onu Rahman'a çocuk nispet etmeleri devirdi). İkinci mef’ûlle yetinilmesi onun adına iddia edilen her şeyi kapsaması içindir. (Beyzâvî, Envârü’t- Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)