Bakara Sûresi 52. Ayet

ثُمَّ عَفَوْنَا عَنْكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ  ٥٢

Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 ثُمَّ sonra
2 عَفَوْنَا affetmiştik ع ف و
3 عَنْكُمْ sizi
4 مِنْ -ndan
5 بَعْدِ ardı- ب ع د
6 ذَٰلِكَ bunun
7 لَعَلَّكُمْ belki
8 تَشْكُرُونَ şükredersiniz (diye) ش ك ر
 

  Şekera شكر:   شُكْرٌ şükür, nimeti tasavvur ederek onu göstermektir.

  Bir görüşe göre şükür sözcüğü perdesini kaldırıp ortaya çıkarma anlamındaki كَشْرٌ kelimesinin harflerinin yerleri değiştirilerek oluşturulmuştur ve unutmak, üzerini örtmek anlamlarındaki كُفْرٌ sözcüğünün de zıddıdır. Diğer bir görüşe göre ise suyla dolu pınar anlamına gelen عَيْنٌ شَكْرَى ifadesinden gelir. Bu itibarla ise şükür sözcüğü nimeti ihsan edenin zikriyle dolma anlamındadır.

 Şükür üç kısımdır: 1- Kalbin şükrü; nimeti tasavvur etmesidir. 2- Dilin şükrü; nimeti ihsan edeni senâ etmesidir. 3- Diğer organların şükrü; hak ettiği oranda nimetin karşılığını vermedir.

  Yüce Allah'ın شَكُورٌ şeklinde vasfedilmesinden maksad kullarına ihsanda bulunması ve yaptıkları ibadetlere karşılığını vermesidir.

  Son olarak memesi dolu olan deveye de ناقَةٌ شَكِرَةٌ denir. (Müfredat)

  Kuran’ı Kerim’de türevleriyle beraber 75 kere geçmiştir. (Mu'cemu-l Mufehres)

  Türkçede kullanılan şekilleri şükür, Şâkir, şükran, teşekkür, müteşekkir, Şükrü ve meşkurdur. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

ثُمَّ عَفَوْنَا عَنْكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

 Fiil cümlesidir. ثُمَّ  tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. عَفَوْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَا  fail olarak mahallen merfûdur.  عَنْكُمْ  car mecruru  عَفَوْنَا  fiiline mütealliktir.

مِنْ بَعْدِ  car mecruru  عَفَوْنَا  fiiline mütealliktir. بَعْدِ  zaman zarfı, muzâf olup kesra ile mecrurdur.  İşaret ismi  ذٰلِكَ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. ل  harfi buud, yani uzaklık bildiren harf,  ك  ise muhatap zamiridir.

İsim cümlesidir.  لَعَلَّ  terecci harfidir. Vukuu mümkün durumlarda kullanılır. İsim cümlesinin önüne gelir. إنّ  gibi ismini nasb haberini ref eder. Tereccî, husûlü arzu edilen ve sevilen, imkân dahilinde olan bir şeyin istenmesidir. 

كُمْ  muttasıl zamir,  لَعَلَّ  ‘nin ismi olarak mahallen mansubdur. تَشْكُرُونَ  cümlesi,  لَعَلَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur.

تَشْكُرُونَ  fiili  نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.

ثُمَّ : Matuf ile matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ   harfinin zıttıdır.  ثُمَّ  ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
 

ثُمَّ عَفَوْنَا عَنْكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ

Ayet … اتخذتم  cümlesine  ثُمَّ  ile atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107) 

عَفَوْنَا  fiili azamet zamirine isnadla tazim edilmiştir. 

Bu ayetteki  ذٰلِكَ  kelimesi Allah’ın ahdini bozmalarına işaret etmektedir.

مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ , yani bu büyük hatayı işlemenizden, buzağıyı ilah edinmenizden sonra tövbe ettiğinizde, (şükredesiniz diye) yani af nimetine karşılık şükretmenizi isteyerek, (sizi affetmiştik.) (Zemahşerî, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)

ذَ ٰ⁠لِكَ  ile müşârun ileyh en kâmil şekilde ayırt edilir. Dil alimleri sadece mühim bir haber vermek istedikleri zaman muşârun ileyhi bu işaret ismiyle kâmil olarak temyiz ederler. Çünkü bu şekilde işaret ederek verdikleri haber başka hiçbir kelamda bu kadar açık bir şekilde ortaya konmaz. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sûreleri Belâgî Tefsiri, Duhan/57, C. 5, s. 190)

 لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ta’liliyye olarak gelen cümlenin fasıl sebebi, şibh-i kemâli ittisâldir. Ta’lil, kelamın bir sebebe bağlanarak ifade edilmesidir. Kastedilen mananın nedenini beyan etmek maksadıyla ziyade sözlerle yapılan ıtnâb sanatıdır.

Terecci harfi  لَعَلَّ ‘nin dahil olduğu cümle gayr-ı talebî inşâî isnaddır.

“Umulur ki” anlamında olan bu harf, Allah Teâlâ’ya isnad edildiğinde “...olsun diye, ...olması için” şeklinde tercüme edilir. Dolayısıyla cümle vaz edildiği inşâ formundan çıktığı için mecaz-ı mürsel mürekkebdir.

لَعَلَّ ’nin haberi olan  تَشْكُرُونَ ’ nin muzari sıygada cümle olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

لَعَلَّ  gerçek kullanımında ümit ve beklenti tesis etmek içindir. Bazen mecâz-ı mürsel yoluyla inkâr ve tahzir (sakındırma) manasında da kullanılabilmektedir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

Tereccî, sevilen bir şeyin meydana gelmesi konusundaki beklentiyi ifade eder. Halbuki Allah Teâlâ böyle bir konumda değildir. Bunun için bazıları buradaki  لَعَلَّ (umulur ki) harfinin  لَ  manasında olduğunu ya da Allah Teâlâ'nın burada kullarına, onların kendi aralarında konuştuğu gibi hitap ettiğini söylemişlerdir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, C. 4, s.45)

لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ  kavli şükretmenizin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusundaki ihtimale îmadır. Lam-ı ta’lil yerine reca harfi  لَعَلَّ  nin zikredilmesi belagâtın eşsiz güzelliğindendir. لَعَلَّ  kavli şükretmenizin sizden ümit edilmesini ifade eder. Lam-ı ta’lil yerine  لَعَلَّ ‘nin tercih edilip  لٍ  manasında yorumlanması لَعَلَّ  nin recaya delalet eden bu hususiyetinin daha önce kelamullahta  يا أيُّه النَّاسُ اعبدوا رَبَّكُْمْ  kavlinden  لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ  kavline kadar geçmiş olduğunu ifade içindir. Şükür manası da  ألْحَمْدُ لِللَّهِ رَبِّ الْعَلَمِينَ  kavlinde geçmişti. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

كُمْ ‘ lerde tam cinas ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.