يَتَخَافَتُونَ بَيْنَهُمْ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا عَشْراً ١٠٣
يَتَخَافَتُونَ بَيْنَهُمْ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا عَشْراً
Fiil cümlesidir. يَتَخَافَتُونَ cümlesi, önceki cümledeki مُجْرِم۪ينَ ‘nin ikinci hali olarak mahallen mansubdur.
يَتَخَافَتُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. بَيْنَهُمْ mekân zarfı يَتَخَافَتُونَ fiiline mütealliktir. Muttasıl zamir هُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
لَبِثْتُمْ takdiri, قائلين إن لبثتم (Sadece birgün kaldınız diyerek) olan mahzuf sözün mekulü’l-kavli olarak mahallen mansubdur.
اِنْ nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. لَبِثْتُمْ sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur. اِلَّا hasr edatıdır. عَشْراً zaman zarfı لَبِثْتُمْ fiiline mütealliktir. Takdiri, عشر ليال (on gece) şeklindedir.
Hal, cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal, “nasıl?” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zül-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l hal marife olur. Hal mansubdur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hali sahibu’l hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazf edilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır:
1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harf-i cerli veya zarflı isim). Ayette fiil cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَتَخَافَتُونَ fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil تَفاعَلَ babındadır. Sülâsîsi خفت ’dir.
Bu bab fiile müşareket (ortaklık/işteşlik), tekellüf ve tezahür (görünmek ve zorlanmak), tedrîc (bir işin aşamalı olarak aralıklarla ve yavaş yavaş meydana gelmesi), mutavaat fâale (mufaale babına ait bir fıilin dönüşlülüğü için kullanılması) ve mücerret mana (türemiş olduğu mücerred fiille aynı anlamda kullanılması) anlamları katar. Müşareket (İşteşlik-ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir (sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
يَتَخَافَتُونَ بَيْنَهُمْ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا عَشْراً
Fasılla gelen ayet mücrimlerin halidir. Fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir.
Hal; cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızdır.
Müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
تَخَافَتُ gizlice, yavaşça konuşmak, sır vermek manasınadır. Bu, Hak Teâlâ’nın, [Artık orada bir fısıltıdan başka bir şey işitmezsin. (Ta-Ha Suresi, 108)] ayetinin bir benzeridir.
اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا عَشْراً cümlesi takdiri قائلين (diyerek) olan, failin mahzuf halinin mekulü’l-kavli olarak mahallen mansubdur. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Cümle, mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Nefy harfi اِنْ ve istisna edatı اِلَّا ile oluşan kasr cümleyi tekid etmiştir. İki tekit hükmündeki kasr, fiille müteallıkı olan zaman zarfı arasındadır. لَبِثْتُمْ maksûr/sıfat, عَشْراً maksûrun aleyh/mevsûf olmak üzere kasr-ı sıfat ale’l- mevsûftur.
عَشْراً zaman zarfı olarak mansubdur. عشر ليال “on gece” demektir.
يَتَخَافَتُونَ fiilindeki gaib zamirle لَبِثْتُمْ fiilindeki muhatap zamiri arasında iltifat sanatı vardır.
Ayette “fısıldaşırlar’’ ifadesinden sonra müphem olan bu ifade açıklanarak ıtnâb yapılmıştır.