قَالَ كَذٰلِكَ اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا فَـنَس۪يتَهَاۚ وَكَذٰلِكَ الْيَوْمَ تُنْسٰى ١٢٦
قَالَ كَذٰلِكَ اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا فَـنَس۪يتَهَاۚ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli mukadder حشرناك حشرا ’dir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
كَ harf-i cerdir. مثل manasındadır. Bu ibare, mukadder fiilin mahzuf mef’ûlu mutlakına mütealliktir. Takdiri; حشرناك حشرا (Seni bir haşrla haşrettik) şeklindedir. ذٰ işaret ismi, sükun üzere mebni mahallen mecrur, ism-i mecrurdur. ل harfi buud yani uzaklık belirten harf, ك ise muhatap zamiridir.
اَتَتْ sükun üzere mebni mazi fiildir. تْ te’nis alametidir. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. اٰيَاتُنَا muahhar fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamir نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
نَس۪يتَهَا fiili ي üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تَ fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir هَا mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
وَكَذٰلِكَ الْيَوْمَ تُنْسٰى
وَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَ harf-i cerdir. مثل manasındadır. Bu ibare, amili تُنْسٰى olan mahzuf mef’ûlu mutlaka mütealliktir. Takdiri; تنسى اليوم نسيانا كذلك النسيان لآياتنا (Bizim ayetlerimizi unutuşun gibi sen de bugün unutuldun.) şeklindedir. ذٰ işaret ismi, sükun üzere mebni mahallen mecrur, ism-i mecrurdur. ل harfi buud yani uzaklık belirten harf, ك ise muhatap zamiridir. الْيَوْمَ zaman zarfı, تُنْسٰى fiiline mütealliktir.
تُنْسٰى elif üzere mukadder damme ile merfû meçhul muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir.
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالَ كَذٰلِكَ
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi, şibh-i kemâl-i ittisâldir. Mütekellim Allah Teâlâ, muhatap mücrim kuldur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
قَالَ fiilinin mekulül kavli olan كَذٰلِكَ , takdiri حشرناك (Seni haşrettik.) olan mukadder fiilin mahzuf mef’ûlü mutlakına mütealliktir. Bu takdire göre cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır. كَذٰلِكَ ’nin müteallakının hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
كَ teşbih harfidir. ذٰلِكِۚ , müşebbehün bihdir. Müşebbeh zikredilmemiştir. Müşebbehin konumu öyle yüce bir yerdedir ki ona benzeyecek bir şey yoktur manasındadır. Bu ifadede mübalağa sanatı vardır.
ذٰلِك, işaret edileni tazim ifade eder. İsm-i işaret, müsnedün ileyhi göz önüne koyarak onu net bir şekilde gösterip uzağı işaret eden özelliğiyle onun mertebesinin yüksekliğini belirtir.
İşaret isminde istiare vardır.
Bilindiği gibi işaret ismi, mahsus şeyler için kullanılır. Ama burada olduğu gibi aklî şeyler için kullanıldığında istiare olur. Câmi’; her ikisinde de “vücudun tahakkuku”dur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Beyan İlmi)
Ayetin başındaki كذلك sözü son derece kısa ve müstakil bir cümledir. Manası başka bir manaya sürükler. Ancak öncesinde bunu açıkça ifade edecek müstakil bir lafız yoktur. Öyle ki bu bir şeye benzetmek istenirse bundan daha kâmil olan bir başka şekil bulunamaz. Bu cümle Kur’an-ı Kerîm'de gerçekten çok geçer, en güzel geldiği yer de burada görüldüğü gibi farklı konuların arasında ve kelamın mafsalında tek bir hakikat için gelmesidir. (Muhammed Ebu Mûsâ, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhan Suresi 28, s. 101)
Bu ifadedeki ك harfi ‘misil’ manasındadır ancak neyin misli olduğu açık değildir. İşaret ismi ise bir merci gerektirir. İşaret ismi ك ile birleşmiştir ve bunlarda bir kapalılık söz konusudur. Çünkü muşârun ileyh bilinmedikçe bir şey ifade etmeyen, işaret ismi ile ك ‘ ten oluşmuştur. Bu bina önemli mafsallarda gelen kapalı bir terkiptir. Bize ‘’arkadan gelecek olan şeyler şu anda bulunduğunuzdan daha yüce bir makamdır’’ der. (Muhammed Ebu Mûsâ, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri 5, Duhân/54, s. 177, 205)
كَذٰلِكَ [İşte böyle], aslında uzaktaki bir nesneye işaret için kullanılır. Buradaki isti’mali, işaret edilen nimetin derecesinin, faziletteki mertebesinin yüksekliğini bildirmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l- Akli’s-Selîm)
اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا فَـنَس۪يتَهَاۚ
Fasılla gelen, ta’lil hükmündeki اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا cümlesinin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
Veciz ifade kastına matuf اٰيَاتُنَا izafetinde azamet zamirine muzaf olan ayetler, şan ve şeref kazanmıştır.
قَالَ fiilinden sonra اٰيَاتُنَا ‘daki azamet zamirine geçişte iltifat sanatı vardır.
اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا cümlesinde istiare sanatı vardır. Ayetler, أتي fiilinin faili yapılarak kişileştirilmiş, iradesi olan bir canlıya benzetilmiştir. Ayetlerin bir şahıs gibi gelecek olması onun şanını, önemini artırmaktadır. Ayrıca Allah’a isnad edilmesi yüceliğini tekit etmektedir. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
Aynı üslupta gelerek اَتَتْكَ fiiline atfedilen فَـنَس۪يتَهَا cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
فَـنَس۪يتَهَا cümlesinde de istiare sanatı vardır. Unutmak fiili, gereken önemi vermemek, emir ve yasaklara uymamak anlamında müstear olmuştur. Ayetler unutularak bir kenara atılan emanete benzetilmiştir.
وَكَذٰلِكَ الْيَوْمَ تُنْسٰى
Cümle, atıf harfi وَ ‘la فَـنَس۪يتَهَا cümlesine atfedilmiştir.
كَذٰلِكَ , amili تُنْسٰى olan, mahzuf mef’ûlu mutlakın sıfatına mütealliktir. Bu takdire göre cümle müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber talebî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Bütün mamullerin cümledeki yeri, aslında amilinden sonra gelmesidir. الْيَوْمَ zaman zarfı ve كَذٰلِكَ ‘nin müteallakı olan mef’ûlü mutlak, siyaktaki önemine binaen amil olan تُنْسٰى fiiline takdim edilmiştir.
Muzari fiil hudûs, tecessüm, istimrar ve teceddüt ifade eder.Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde, muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
تُنْسٰى fiili, Allah’ın nimetlerinden mahrum kalmak anlamında müstear olmuştur.
Ayette geçen unutmak anlamındaki فَـنَس۪يتَهَا ve تُنْسٰى fiilleri arasında müşakele sanatı vardır.
تُنْسٰى fiili meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur.
Kur’ân-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.
Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
فَـنَس۪يتَهَا - تُنْسٰى kelimeleri arasında iştikak cinası, كَذٰلِكَ ‘nin tekrarında cinas, ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
النِّسْيانُ kelimesi iki yerde de merhamet payından mahrum bırakılmak için istiare veya kinaye olarak kullanılmıştır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)