وَمَا تِلْكَ بِيَم۪ينِكَ يَا مُوسٰى ١٧
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | وَمَا | nedir? |
|
| 2 | تِلْكَ | şu |
|
| 3 | بِيَمِينِكَ | sağ elindeki |
|
| 4 | يَا مُوسَىٰ | Musa |
|
وَمَا تِلْكَ بِيَم۪ينِكَ يَا مُوسٰى
İsim cümlesidir. وَ istînâfiyyedir. مَا istifham ismi, mübteda olarak mahallen merfûdur. İşaret ismi تِلْكَ mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur. ل harfi buud, yani uzaklık bildiren harf, ك muhatap zamiridir.
بِيَم۪ينِ car mecruru işaret isminin mahzuf haline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
يَا nida harfidir. Münada مُوسٰى müfred alem olup damme üzere mebni, mahallen mansubdur. Takdiri أُدْعوُ olan fiilin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. Gayri munsariftir.
Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı يَا ’dır.
Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır.
Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude.
Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَمَا تِلْكَ بِيَم۪ينِكَ يَا مُوسٰى
وَ , istînâfiyyedir.
İstînâfiyye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
Ayette mütekellim Allah Teâlâ, muhatap Hz. Musa’dır.
İstifham ismi مَا mübteda, işaret ismi haberdir. Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi formunda gelen ayet, istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Cümle istifham üslubunda geldiği halde soru kastı taşımadığı için vaz edildiği anlamın dışına çıkmıştır. Dolayısıyla mecaz-ı mürsel mürekkebdir.
Mütekellim Allah Teâlâ olduğu ve her şeyi bildiği için bu cümlede tecâhül-i ârif sanatı söz konusudur.
بِيَم۪ينِكَ car-mecruru, تِلْكَ ‘nin mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
Müste’nefe olarak fasılla gelen nida üslubundaki يَا مُوسٰى ibaresi, önceki nidayı tekit içindir.
Müsnedin ism-i işaret olması haberin önemini vurgulamakta ve dikkatleri ona çekmektedir.
بِيَم۪ينِكَ , mahzuf hale mütealliktir. بِيَم۪ينِكَ sözündeki بِ harf-i ceri zarfiye ya da mülâbese içindir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Bu istifham, Hazret-i Musa'ya görünecek acayip hallere önceden ikaz ve dikkat çekmek içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
Bu ayette Allah’ın (c.c) Musa (a.s)’a böyle bir soru sorması onu huzurda bulunma konusunda rahatlatmak içindir. (Hasan Uçar, Kur’ân-ı Kerîm’deki Anlamsal Bedî‘ Sanatları)
يَا مُوسٰى nidası ısındırmak ve dikkatini çekmek için tekrardır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t -Te’vîl)