وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يراً مِنْ اَهْل۪يۙ ٢٩
وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يراً مِنْ اَهْل۪يۙ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اجْعَلْ dua manasında, sükun üzere mebni emir fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. ل۪ي car mecruru mahzuf ikinci mef’ûlun bihe mütealliktir. وَز۪يراً mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.
مِنْ اَهْل۪ي car mecruru وَز۪يراً ‘nin mahzuf sıfatına mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri ي muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
Değiştirme manasına gelen جَعَلَ kelimesi 3 şekilde gelir: 1. Bir şeyden başka bir şey meydana getirmek. 2. Bir halden başka bir hale geçmek 3. Bir şeyle başka bir şeye hükmetmek. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَز۪يراً kelimesi فعيل vezninde sıfat-ı müşebbehedir. “Benzeyen sıfat” demektir. İsm-i faile benzediği için bu adı almıştır. İsm-i failin ifade ettiği anlam geçici olduğu halde, sıfat-ı müşebbehenin ifade ettiği anlam kalıcıdır. İsm-i fail değişen ve yenilenen vasfa delalet eder. Sıfat-ı müşebbehe sürekli ve sabit vasfa delalet eder. Bu süreklilik ve sabitlik az veya çok, bazen de sonsuza kadar devam eder. Geniş zamana delalet eder. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يراً مِنْ اَهْل۪يۙ
Ayet, atıf harfi وَ ‘la 25. ayetteki اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Cümle emir üslubunda gelse de vaz edildiği emir anlamından çıkarak dua manası taşıdığı için mecaz-ı mürsel mürekkebdir.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Mahzuf ikinci mef’ûle müteallik olan ل۪ي car-mecruru ihtimam için ilk mef’ûl olan وَز۪يراً ‘e takdim edilmiştir. İki mef’ûle müteaddi olan اجْعَلْ fiilinin ikinci mef’ûlünün hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. Ikinci mefulun sonraki ayetin başında zikredilen Harun olması da caizdir.
مِنْ اَهْل۪يۙ car-mecruru, وَز۪يراً ‘nin mahzuf sıfatına mütealliktir. Sıfatın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
وَز۪يراً , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder. Kelimedeki nekrelik, tazim içindir.
اجْعَلْ fiilinin iki mef'ûlu وَز۪يراً ile هٰرُونَ 'dur, ikincisinin takdim edilmesi öneminden dolayıdır. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Buradaki وَز۪يراً kelimesi, vizr (yük, ağırlık) kelimesinden alınmıştır. Çünkü "vezir" Melik'in ve hükümdarın, bir tür yükünü sırtlanır. Veyahutta ona, yardımcı ve destekçi olur. Yahutta bu kelime, "sığınak ve melce" anlamına gelen يشده الرجل kelimesinden iştikak etmiştir ki, bu "kendisiyle korunulan dağ" demektir. Çünkü kral idare ettiği kimseler hakkında vezirine başvurur ve ona müracaat eder... Etbânın işlerini de ona havale eder. Yahut bu kelime, yardımlaşma anlamına gelen مُواَزَرَ ‘nın masdarından türemiştir. Bu kelime de, Arapların deyimlerinden alınmıştır ki bu da, bir kimsenin zor bir iş yapmaya hazırlandığında bağlayıp takviye ettiği yer anlamındadır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)