كَيْ نُسَبِّحَكَ كَث۪يراًۙ ٣٣
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَث۪يراًۙ
كَيْ masdariyyedir. كَيْ ve masdar-ı müevvel mukadder ل harf-i ceri ile اجْعَلْ fiiline mütealliktir.
Fiil cümlesidir. نُسَبِّحَ fetha ile mansub muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri نحن ‘dur. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. كَث۪يراً masdardan naib mef’ûlu mutlak olup fetha ile mansubdur. Takdiri; تسبيحا كثيرا (Çok tesbih) şeklindedir.
Mef’ûlu mutlak: Fiil ile aynı kökten gelen masdardır. Mef’ûlu mutlak harf-i cer almaz. Harf-i cer alırsa hal olur. Mef’ûlu mutlak cümle olmaz. Mef’ûlu mutlak üçe ayrılır:
1. Tekid (Kuvvetlendirmek) İçin: Fiilin manasını kuvvetlendirir. Masdar olur. Daima müfreddir. Fiilinden sonra gelir. Türkçeye “muhakkak, şüphesiz, gerçekten, çok, iyice, öyle ki” diye tercüme edilir.
2. Nev’ini (Çeşidini) Belirtmek İçin: Fiilin nasıl meydana geldiğini ve nev’ini bildirir. Nev’ini bildiren mef’ûlu mutlak umumiyetle sıfat veya izafet terkibi halinde gelir. Tesniye ve cemi de olabilir. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “gibi, şeklinde, aynen, tıpkı, tam” diye tercüme edilir.
3. Adedini (Sayısını) Belirtmek İçin: Failin yaptığı işin sayısını belirtir. Adedini belirten mef’ûlu mutlak فَعْلَةً vezninden gelen bina-ı (masdar-ı) merreden yapılır.
مَرَّةً kelimesi de mef’ûlu mutlak olur. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “kere, defa” diye tercüme edilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
نُسَبِّحَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi سبح ’dır.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَث۪يراًۙ
Önceki ayetin devamı olan bu ayette Musa (a.s), Harun’un işlerine ortak olmasını istemesinin sebebini bildiriyor.
Masdar harfi كَيْ ve akabindeki نُسَبِّحَكَ كَث۪يراً cümlesi, mukadder ل ile birlikte, önceki ayetteki اَشْرِكْهُ fiiline mütealliktir. Masdar-ı müevvel müspet muzari fiil sıygasında lazım-ı faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
كَث۪يراً kelimesi mahzuf mef’ûlü mutlakın sıfatıdır. Takdiri; تسبيحا كثيرا (Çok tesbih) şeklindedir. Tetmim ıtnâbı babındandır. Mef’ûlü mutlakın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.
نُسَبِّحَكَ fiili تفعيل babındadır. Bu babın fiile kattığı en yaygın mana kesrettir. Burada bu mana açıkça görülmektedir. Bu ayet zikrin, ibadetlerin toplu yapılmasına teşviktir.
Cenab-ı Hak, Hz. Musa’nın niçin böyle dua ettiğini, yine ondan naklederek ‘’Taki seni çok tesbih edelim. Seni çok analım’’ buyurmuştur. Tesbihin, lisanen veya itikaden olmuş olması muhtemeldir. Her iki takdire göre de tesbih, Allah Teâlâ'yı zatı, sıfatları ve fiilleri hususunda kendisine yakışmayan şeylerden tenzih etmek ve tebrie etmek, aklamaktır. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb)