اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَص۪يراً ٣٥
اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَص۪يراً
İsim cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir, ismini nasb haberini ref eder.
كَ muttasıl zamir اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur. كنْتَ بِنَا بَص۪يراً cümlesi اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen mansubdur.
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.
كُنْتَ nakıs, sükun üzere mebni mazi fiildir. تَ muttasıl zamir كُنْتَ ’nin ismi olarak mahallen merfûdur. بِنَا car mecruru بَص۪يراً ‘a mütealliktir. بَص۪يراً kelimesi, كُنْتَ ‘nin haberi olup fetha ile mansubdur.
اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَص۪يراً
Ta’liliyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Ta’lil, kelamın bir sebebe bağlanarak ifade edilmesidir. Kastedilen mananın nedenini beyan etmek maksadıyla ziyade sözlerle yapılan ıtnâb sanatıdır.
اِنَّ ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi lâzım-ı faide-i haber inkâri kelamdır.
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden, اِنَّ ve isim cümlesi ile tekid edilen bu ve benzeri cümleler muhkem/sağlam cümlelerdir.
كُنْتَ بِنَا بَص۪يراً cümlesi, اِنَّ ’nin haberidir. Nakıs fiil كَانَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümle haber üslubunda geldiği halde, zayıflığın izharı amacıyla söylendiğinden muktezâ-i zâhirin hilafına durum oluşmuştur. Lüzumiyet alakasıyla mecaz-ı mürsel mürekkebdir.
Car mecrur بِنَا , siyaktaki önemine binaen amili كَانَ ’nin haberi بَص۪يراً ’ e takdim edilmiştir.
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
كَانَ ’nin haberi isim olarak geldiğinde, haberi isminin içine karışır ve adeta onun mahiyetinden bir cüz olur. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâğî Tefsiri 5, Duhan s. 124)
Son üç ayetin sonlarındaki بَص۪يراً ve كَث۪يراً kelimeleri arasında mütevazi seci ve muvazene sanatları vardır.