قَالَ فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْاُو۫لٰى ٥١
قَالَ فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْاُو۫لٰى
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli, فَمَا بَالُ الْقُرُونِ ‘dır. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
فَ mukadder şartın cevabının başına gelen rabıta veya fasiha harfidir. Takdiri; إن كان ربّك قد أعطى وهدى ..(Eğer senin Rabbin verdi ve hidayet ettiyse.. ) şeklindedir.
İsim cümlesidir. مَا istifham ismi olup, mübteda olarak mahallen merfûdur. بَالُ الْقُرُونِ mübtedanın haberi olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. الْقُرُونِ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. الْاُو۫لٰى kelimesi الْقُرُونِ ‘nin sıfatı olup, elif üzere mukadder kesra ile mecrurdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur.Ayette müfred şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالَ فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْاُو۫لٰى
Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
Mütekellim Firavun’dur. Mekulü’l-kavl Firavun'un sorusudur.
Şart üslubundaki terkipte îcâz-ı hazif sanatı vardır. فَ , mahzuf şartın cevabına dahil olmuş rabıta harfidir.
Cümle, takdiri إن كان ربّك قد أعطى وهدى (Eğer senin Rabbin verdi ve hidayet ettiyse) olan mukadder şartın cevabıdır. Cevap cümlesi olan فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْاُو۫لٰى , istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. İstifham ismi, مَا mübtedadır. Haber olan بَالُ الْقُرُونِ , izafet formunda gelerek az sözle çok anlam ifade etmiştir.
Mahzuf şart ve mezkûr cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda talebî inşâî isnaddır.
الْاُو۫لٰى kelimesi, muzâfun ileyh olan الْقُرُونِ için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.
İlk nesillerin hali nedir? sorusu, öldükten sonra mutluluk veya bedbahtlık bakımından halleri nedir? demektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Sayfadaki bütün ayetler ى harfiyle biten kelimelerle son bulmuştur. Bu kelimelerin oluşturduğu ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir.