قَالَ رَبُّنَا الَّـذ۪ٓي اَعْطٰى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدٰى ٥٠
قَالَ رَبُّنَا الَّـذ۪ٓي اَعْطٰى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدٰى
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli, رَبُّنَا الَّـذ۪ٓي اَعْطٰى ‘dır. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
İsim cümlesidir. رَبُّنَا mübteda olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Müfred müzekker has ism-i mevsûl الَّـذ۪ٓي mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası اَعْطٰى ‘dır. Îrabdan mahalli yoktur.
اَعْطٰى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. كُلَّ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. شَيْءٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. خَلْقَهُ ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
ثُمَّ tertip ve terahi ifade eden atıf harfidir. هَدٰى elif üzere mukadder fetha ile mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir.
ثُمَّ ; Matuf ve matufun aleyh arasında hem sıra olduğunu hem de fiillerin meydana gelişi arasında uzun bir sürenin bulunduğunu gösterir. Süre bakımından فَ harfinin zıttıdır. ثُمَّ ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَعْطٰى fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi عطو ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
قَالَ رَبُّنَا الَّـذ۪ٓي اَعْطٰى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدٰى
Beyânî istînâf olarak fasılla gelen ayetin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Ayette Musa ve Harun (a.s) Firavun’un sorusunu cevaplamaktadır. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan رَبُّنَا الَّـذ۪ٓي اَعْطٰى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
İsim cümleleri sübut ifade eder. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Müsnedün ileyh olan رَبُّنَا , izafet formunda gelerek az sözle çok anlam ifade etmiştir. Ayrıca bu izafet muzâfun ileyhin şanı içindir.
Cümlenin müsnedi olan الَّـذ۪ٓي , sonraki habere dikkat çekmek amacının yanında tazim ve yüceltmek için ism-i mevsûlle marife olmuştur. Sılası olan اَعْطٰى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Ayette müsned, ism-i mevsûl olarak zikredilmiştir. Yaratmak ve doğru yolu göstermek çok büyük iştir ve ancak ilah olan bir varlığın yapabileceği bir şeydir. Firavun ise aciz bir mahluk olduğundan bunların hiçbirine muktedir değildir. Ayet bu gerçeği vurgulamak, Firavun’u hakir görüp Rabbi yüceltmek için müsnedi ism-i mevsûl olarak zikretmiştir.
شَيْءٍ ‘deki nekrelik, kesret ve nev ifade eder.
Ayetin sonundaki هَدٰى fiili, tertip ve terahi ifade eden ثُمَّ ile sıla cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Ikinci mef’ûl olan خَلْقَهُ , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.
Musa (a.s)'ın buradaki "Bizim Rabbimiz her şeyi yaratıp sonra da yol gösterendir sözündeki الَّـذ۪ٓي kelimesi, marife olan bir mefhumu malum bir cümle ile tavsif etmeyi ifade eder. Dolayısıyla bu mananın mutlaka, Firavun tarafından bilindiğine hükmetmek gerekir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
الخَلْقُ ; meydana getirme anlamında bir masdardır ve الإعْطاءِ yani verme fiili ile birlikte kullanılarak, yaratmanın ve meydana getirmenin bir nimet olduğuna dikkat çekilmiştir. Bu şekildeki kullanım hem rububiyete hem de nimetlerin hatırlatılmasına bir istidlal niteliğindedir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t- Tenvîr)
ثُمَّ hem zamansal (kronolojik) hem rütbe (sıra) anlamında bir düzeni ifade eden atıf harfidir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)