قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزّ۪ينَةِ وَاَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى ٥٩
قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزّ۪ينَةِ وَاَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزّ۪ينَةِ ‘dir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
İsim cümlesidir. مَوْعِدُكُمْ mübteda olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. يَوْمُ haber olup damme ile merfûdur. الزّ۪ينَةِ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. اَنْ ve masdar-ı müevvel وَ atıf harfi ile يَوْمُ ‘ye matuf olup mahallen merfûdur.
اَنْ muzariyi nasb ederek manasını masdara çeviren harftir.
يُحْشَرَ fetha ile mansub meçhul muzari fiildir. النَّاسُ naib-i fail olup damme ile merfûdur. ضُحًى zaman zarfı يُحْشَرَ fiiline müteallık olup, elif üzere mukadder fetha ile mansubdur.
Fiil-i muzarinin başına اَنْ harfi geldiği zaman onu nasb ettiği gibi anlamını da masdara çevirmektedir. Bu tür masdarlara masdar anlamı içerdikleri için “tevilli masdar (masdar-ı müevvel cümlesi)” denmektedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزّ۪ينَةِ وَاَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزّ۪ينَةِ وَاَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى cümlesi, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Müsnedün ileyh olan مَوْعِدُكُمْ ve müsned olan يَوْمُ الزّ۪ينَةِ , veciz ifade yollarından olan izafet formunda gelerek az sözle çok anlam ifade etmiştir.
Mübteda olan مَوْعِدُكُمْ , bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler. Yani; ism-i fail ve ism-i mef’ûlü de ifade eder.
يَوْمُ الزّ۪ينَةِ ifadesi, bayram gibi özel bir günden kinayedir.
Masdar harfi اَنْ ve akabindeki يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى cümlesi, masdar teviliyle يَوْمُ ‘ye matuf olup mahallen merfûdur. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Masdar-ı müevvel muzari fiil olarak gelmiş, hudûs, teceddüt ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
ضُحًى ve يَوْمُ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Ayetteki اَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ifadesi, randevu vaktiniz insanların kuşluk vakti toplanmalarıdır demektir. Buna göre, buradaki أن masdariyyedir ve arkasından gelen cümle mahallen merfûdur. Bunun الزّ۪ينَةِ kelimesine atfedilerek, mahallen mecrûr olması da mümkündür.
Kâdi şöyle der: Hazret-i Musa (a.s) o günü, “zinet günü” sözüyle, o gündeki o belli vakti de “İnsanların toplandıkları kuşluk vakti” diye belirlemiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Ayetteki, sizinle bulaşma vakti ifadesinin, Firavun’un sözü olması yani bu vakti ve yeri belirleyenin onun olması muhtemel olduğu gibi, bunun Hazret-i Musa’nın (a.s) sözü olması da muhtemeldir. Kâdi birincisinin daha açık olduğunu, çünkü bu toplanmayı isteyenin Musa (a.s) değil, Firavun olduğunu söylemiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Hazret-i Musa'nın böyle bir günü tayin etmesi, son derece kuvvetli olduğunu, kendine özgüveni bulunduğunu ve onlara hiç aldırmadığını göstermek içindi. Çünkü o gün onların olanca güçlerini gösterdikleri gündür. Bir de, hakkın ortaya çıkması ve batılın perişan olması, çok sayıda şahitler huzurunda olsun ve hazır bulunanlar, bulunmayanlar, bütün halk arasına yayılsın içindir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
يَوْمُ الزِّينَةِ sözü vakti, وأنْ يُحْشَرَ النّاسُ sözü mekânı, ضَحًى sözü ise mutlak vakti tayin için gelmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)