Enbiyâ Sûresi 23. Ayet

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ  ٢٣

O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 لَا
2 يُسْأَلُ O sorulmaz س ا ل
3 عَمَّا şeylerden
4 يَفْعَلُ yaptığı ف ع ل
5 وَهُمْ ama onlar
6 يُسْأَلُونَ sorulurlar س ا ل
 
Müşrikler, Allah Teâlâ’nın evreni yarattıktan sonra yönetimde kendisine ortaklar edindiğini iddia ediyorlar, özellikle hac ibadeti esnasında telbiye yaparken bunu dile getiriyorlardı (İbn Âşûr, VIII, 39). Âyet-i kerîme bunun imkânsızlığını vurgulamaktadır. Burada şu kanıt ortaya konmaktadır: Bir ülkede birden fazla başkan olmadığı gibi evrende de birden fazla ilâhın bulunması mümkün değildir. Eğer varlık âleminde Allah’tan başka ilâh olsaydı ilâhlar arasında yaratma, yönetme ve üstünlük konularında anlaşmazlık meydana gelir, bu da varlığın yaratılma imkânının ortadan kalkmasına veya evrenin nizamının bozulmasına sebep olurdu. Birden fazla ilâhın anlaşarak evreni ortaklaşa yönettikleri farzedilirse bu durumda da ilâhların her biri tam değil, noksan etken olmuş olur. Noksan olan ise ilâh olamayacağından hiçbirinin ilâh olmaması gerekir. Kısacası ister bağımsız olarak isterse ortaklık şeklinde Allah’tan başka ilâhın bulunması aklen mümkün görülmemektedir; vahiy ise zaten Allah’tan başka ilâhın varlığını reddetmektedir. Şu halde Allah’tan başka tanrı yoktur (bu konuda daha fazla bilgi için bk. Elmalılı, V, 3345-3347; İbn Âşûr, XVII, 38-44; ayrıca bk. İsrâ 17/42-43).
 
 23. âyette Allah’ın sorguya çekilemeyeceği ifade buyurulmaktadır; çünkü sorgulayanın daha üstün, bilgili ve yetkili olması gerekir. Halbuki Allah’tan üstün, bilgili ve yetkili bir varlık yoktur. Ayrıca sorumluluk kavramı, dürüstlük ve adaletinden şüphe edilen varlıklar için söz konusu olup Allah için böyle bir durum muhal olduğundan O’nun hakkında sorumluluktan bahsetmek de anlamsızdır.
 
 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 672-673
 

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

 

Fiil cümlesidir. لَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. يُسْـَٔلُ  damme ile merfû meçhul muzari fiildir. Naib-i faili müstetir olup takdiri هو ’dir. مَا  masdariyyedir. مَا  ve masdar-ı müevvel  عَنْ  harf-i ceriyle  يُسْـَٔلُ  fiiline mütealliktir.

يَفْعَلُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. 

İsim cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Haliyye olması da caizdir. Munfasıl zamir  هُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  يُسْـَٔلُونَ  cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur. 

يُسْـَٔلُونَ   fiili  نَ ’un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan و ’ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur.

Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman,  Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

 

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Muzari fiil hudûs ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde, muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Harf-i cerle birlikte  لَا يُسْـَٔلُ  fiiline müteallik masdar harfi  مَّا ’nın sıla cümlesi olan  يَفْعَلُ , müspet muzari fiil sıygasında gelerek teceddüt istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

‘İstedi’ manasındaki  سْـَٔلُ  fiili,  عَنْ  harf-i ceriyle kullanıldığında ‘sordu’ manasına gelir. Fiillerin harflerle farklı manalar kazanması, tazmin sanatıdır.

وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ  cümlesi, önceki cümleye atıf harfi  وَ ‘la atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat ayrıca tezat ilişkisi mevcuttur. 

Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan يُسْـَٔلُونَ cümlesi haberdir.

Cümlede müsnedin muzari fiil olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde, muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)

عَمَّا يَفْعَلُ  dedikten sonra sadece  يُسْـَٔلُونَ  lafzıyla yetinilmiş  عَمَّا يَفْعَلُ  hazf edilmiştir. Bu ihtibâk sanatıdır. 

İhtibâk, sözden düşürülmüş olan kelime veya ifadelerin, zikredilen kelime veya ifadeden hareketle tespit edilerek yerine konulmasıdır. (Suyûtî, İtkân, II, 831)

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ  cümlesiyle,  وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ  cümlesi arasında mukabele sanatı vardır.

لَا يُسْـَٔلُ - يُسْـَٔلُونَ  kelimeleri arasında tıbâk-ı selb sanatı vardır. 

يُسْـَٔلُونَ  fiili meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur. Kur’an-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir. 

Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127) 

Ayetin bu son cümlesinde ‘bir anlam için söylenen sözün içine başka bir anlam yerleştirmek şeklinde açıklanan idmâc sanatı vardır. [Onlar sorgulanırlar] ifadesine, Allah Teâlânın, yarattıklarını sorgulayacağı beyan edilirken, zalimlerin ceza, mazlumların mükafat göreceği anlamı idmâc edilmiştir. Tehdit ve ümit anlamı taşıyan bu cümlede, mecâz-ı mürsel sanatı vardır. Lâzım zikredilmiş, melzûm kastedilmiştir.