Enbiyâ Sûresi 85. Ayet

وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِدْر۪يسَ وَذَا الْكِفْلِۜ كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَۚ  ٨٥

İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَإِسْمَاعِيلَ ve İsma’il’i
2 وَإِدْرِيسَ İdris’i
3 وَذَا ve Zu’(l-Kifl’i)
4 الْكِفْلِ (ve Zu’)l-Kifl’i ك ف ل
5 كُلٌّ hepsi de ك ل ل
6 مِنَ
7 الصَّابِرِينَ sabredenlerdendi ص ب ر
 

وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِدْر۪يسَ وَذَا الْكِفْلِۜ كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَۚ

 

Fiil cümlesidir. وَ  istînâfiyyedir.  اِسْمٰع۪يلَ  mahzuf fiilin mef’ûlun bihi olup fetha ile mansubdur. Takdiri, اذكر  (zikret) şeklindedir. اِدْر۪يسَ  atıf harfi  وَ ’la  اِسْمٰع۪يلَ ’ e ve  ذَا الْكِفْلِ ’e matuftur. ذَا  harfle îrab olan beş isimden biri olup nasb alameti eliftir.  الْكِفْلِ  muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. 

كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَۚ  cümlesi, embiyaların hali olarak mahallen mansubdur.

İsim cümlesidir.  كُلٌّ  mübteda olup damme ile merfûdur. مِنَ الصَّابِر۪ينَ  car mecruru mübtedanın mahzuf haberine mütealliktir.  

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 

1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).Ayette isim cümlesi şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

الصَّابِر۪ينَ , sülâsi mücerredi  صبر  olan fiilin ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِدْر۪يسَ وَذَا الْكِفْلِۜ كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَۚ

وَ , istînâfiyyedir. 

İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)

Ayetin ilk cümlesinde îcâz-ı hazif sanatı vardır. Takdiri:  اذكر خبر اِسْمٰع۪يلَ وَاِدْر۪يسَ وَذَا الْكِفْلِۜ (İsmail, İdris ve Zülkifl’in haberini hatırla) şeklindedir. Bu takdire göre cümle, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

Veciz ifade kastıyla gelen  ذَا الْكِفْلِ  izafeti,  اِدْر۪يسَ ’ye matuftur.

اِسْمٰع۪يلَ - اِدْر۪يسَ - ذَا الْكِفْل  kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.

Hatırlanması istenenlerin sayılması, taksim sanatıdır.

كِفْلِ ; nasip, kefalet ve katlama manalarına gelir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)

Emir ve Nehiylerin Aciliyet İfade Edip Etmeme Durumları: Emirler aciliyet veya tehir ifade etmezler. Sadece bir şeyin yapılmasını isterler. Nehiyler aciliyet ifade ederler. Yasaklanan şeyden hemen uzaklaşılmasını isterler. (Hasan Karakaya, Fıkıh Usulü, s. 558-559)

Enbiyadan haber veren  كُلٌّ مِنَ الصَّابِر۪ينَۚ  cümlesi, haldir.

Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır.  مِنَ الصَّابِر۪ينَ  mahzuf habere mütealliktir. 

Müsnedün ileyh olan  كُلٌّ ’deki tenvin muzâfun ileyhin hazf edildiğinin göstergesi olabileceği gibi umuma işaret de olabilir. 

الصَّابِر۪ينَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin istimrar ve istikrarına işaret etmiştir.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Hatırlanması istenenler sayıldıktan sonra sabretmekte cem edilmişlerdir. Cem’ ma’at-taksim sanatıdır.

İsim cümlesinde yer alan ism-i fail, çoğunlukla sübut ve süreklilik anlamı ifade eder. Fiil cümlesinde yer alan ism-i fail ise hudûs ve yenilenme anlamı ifade eder. İsm-i fail, isim cümlesi bağlamında kullanılıp başında tekid lâmı (lâm-ı muzahlaka) bulunursa bu durum sübut manasını artırır. (Muhammed Rızk, Dr. Öğr. Üyesi, Hitit Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Belâgatı Anabilim Dalı, Kur’an-ı Kerim’de İsm-i Failin İfade Göstergesi (Manaya Delaleti, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Haziran/June 2020, 19/1: 405-426)

Bu ayette bahsedilen Zülkifl'in, Zekeriya (a.s.) olduğu ileri sürüldüğü gibi bunun Yûşa ve İlyas (a.s) oldukları da ileri sürülmüştür. Daha sonra ulema şöyle demiştir: “Peygamberlerden beşini Allah Teâlâ iki isimle adlandırmıştır: İsrail-Yakub, İlyas-Zülkifl, İsa-Mesih, Yunus-Zünnun ve Muhammed-Ahmed…” (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)