قَالَ اخْسَؤُ۫ا ف۪يهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ ١٠٨
قَالَ اخْسَؤُ۫ا ف۪يهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
Fiil cümlesidir. قَالَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ’dir. Mekulü’l-kavli اخْسَؤُ۫ا ف۪يهَا ’dir. قَالَ fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.
اخْسَؤُ۫ا sükun üzere mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. ف۪يهَا car mecruru اخْسَؤُ۫ا fiiline mütealliktir. لَا تُكَلِّمُونِ cümlesi, atıf harfi وَ ’la mekulü’l-kavle matuftur.
لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تُكَلِّمُونِ fiili نَ ’un hazfıyla meczum muzari fiildir. Sonundaki نِ vikayedir. Esre ise mahzuf mütekellim zamirinden ivazdır. Hazf edilen يَ mef‘ûlun bih olarak mahallen mansubdur. Burada bu ي harfinin mahzuf olduğuna işaret etmek için fiilin sonunda bulunan نِ harfinin harekesi esre gelmiştir.
تُكَلِّمُونِ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi كلم ’dir.
Bu bab, fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
قَالَ اخْسَؤُ۫ا ف۪يهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi, şibh-i kemâl-i ittisâldir. Önceki ayetteki sözlere cevap mahiyetindedir.
Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)
قَالَ fiilinin mekulü’l-kavli olan اخْسَؤُ۫ا ف۪يهَا cümlesi, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
وَلَا تُكَلِّمُونِ cümlesi, atıf harfi وَ ‘la mekulü’l-kavl cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet sıygadan menfî sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.
Nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır.
تُكَلِّمُونِ fiilinin sonundaki esre, mef’ûl olan, mütekellim zamirinden ivaz, نِ ise vikayedir. Allah Teâlâya ait zamirin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Bu hazif fasılaya riayet içindir.
Beyzâvî bu ayeti “Cehennemde aşağılık ve zelil kimseler olarak sessizce sinin, kalın. Burası birtakım isteklerde bulunma yeri değildir. Köpeklerin kovulduğu gibi defolun. Azabın kaldırılması veya dünyaya döndürülmeniz gibi hususlarda benimle konuşmayın.” şeklinde izah ederek ayetteki اخْسَؤُ۫ا [uzak durun ] emir fiili ile وَلَا تُكَلِّمُونِ [Artık benimle konuşmayın!] nehiy fiillerinin küçümseme ve aşağılama anlamında olduklarına işaret eder. (Süleyman Gür, Kâzî Beyzâvî Tefsîrinde Belâgat İlmi Ve Uygulanışı)
قَالَ اخْسَؤُ۫ا ف۪يهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ [Dedi: Sinin orada! ateşin içinde hor olarak susun ] çünkü orası isteme yeri değildir. Bu خَسَتُ الْكلب ifadesinden gelir ki köpeği kovmaktır. Benimle konuşmayın cümlesi azabın kaldırılması hususundadır ya da re'sen (doğrudan) benimle konuşmayın demektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)