Mü'minûn Sûresi 111. Ayet

اِنّ۪ي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ  ١١١

Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 إِنِّي şüphesiz ben
2 جَزَيْتُهُمُ onlara verdim ج ز ي
3 الْيَوْمَ bugün ي و م
4 بِمَا karşılığını
5 صَبَرُوا sabretmelerinin ص ب ر
6 أَنَّهُمْ işte onlardır
7 هُمُ onlar
8 الْفَائِزُونَ kurtulup murada erenler ف و ز
 
Burada âhirette inkârcıların yargılanmalarından bir sahne anlatılmaktadır: Allah inkârcılara, âyetleri kendilerine okunduğunda onları yalanlayıp reddettiklerini hatırlatır. Kuşkusuz inkârcıların bütün kötülükleri öncelikle âyetleri inkâr etmeleriyle başladığı için bu suçun altının özellikle çizildiği anlaşılmaktadır. İnkârcıların verdiği cevap gerçeğin tam ifadesidir: “Kötü yanımızın etkisinde kaldık; biz bir sapkınlar topluluğu olduk.” Demek ki inkâr ve isyanları samimi araştırmalarına, akıl ve düşüncelerinin vardığı fikirlere değil, nefsânî arzularını, çıkar kaygılarını, beşerî zaaflarını aşamamalarına dayanıyordu. Bu yüzden “Bizi buradan çıkar!” feryatları da karşılıksız kalacaktır. Çünkü bu yakarışları dünyada yapmaları gerekirdi. Ama dünyada iken samimi müslümanlar âhiret kurtuluşu için niyaz ederken, bu zor hesap için hazırlanırken o inkârcılar bu günahsız müminleri küçümseyip alaya alıyorlardı. Ama şimdi mutlu âkıbeti o müminler elde etmişlerdir.
 
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 46
 

اِنّ۪ي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ 

İsim cümlesidir.  اِنَّ  tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb, haberini ref eder.  

ي  mütekellim zamiri  اِنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur.  جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ  cümlesi,  اِنَّ ’nin haberi olarak mahallen merfûdur. 

Fiil cümlesidir. جَزَيْتُ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  تُ  fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir  هُمُ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

الْيَوْمَ  zaman zarfı  جَزَيْتُهُمُ  fiiline mütealliktir.  بِ  sebebiyyedir. مَا  masdariyyedir. مَا  ve masdar-ı müevvel  بِ  harf-i ceriyle  جَزَيْتُهُمُ  fiiline mütealliktir. 

صَبَرُٓوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul  و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. 


 اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ

 

İsim cümlesidir.  اَنَّ  ve masdar-ı müevvel amili  جَزَيْتُهُمُ  fiilinin ikinci mef’ûlün bihi olarak mahallen mansubdur.

اَنَّ  masdar harfidir. İsim cümlesine dahil olur. İsmini nasb haberini ref yapar, cümleye masdar anlamı verir. 

هُمْ  muttasıl zamir  اَنَّ ’nin ismi olarak mahallen mansubdur.  هُمْ  fasl zamiri  اَنَّ ’nin ismini tekid eder. 

الْفَٓائِزُونَ  kelimesi,  اَنَّ ’nin haberi olup ref alameti  و ’dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.  

Zamiru’l Fasl (Ayırma Zamiri): Umumiyetle mübteda marife, haberse nekre gelir: Ancak, haber mübteda gibi marife olunca çoğu defa aralarında -irabdan mahalli olmayan- bir zamir bulunur. Haber ile sıfatı birbirinden ayırdığı için buna “zamiru’l fasl” (ayırma zamiri) denir.

Zamirler ne mevsuf ne de sıfat olurlar. Bundan dolayı marife olan iki ismin arasına girince iki ismin arası açılır; sıfat-mevsuf olma durumları ortadan kalkar, mevsuf mübteda, sıfat da haber olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

الْفَٓائِزُونَ , sülâsi mücerredi  فوز  olan fiilin ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

اِنّ۪ي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ

 

Cümle beyanî istînâf olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. 

اِنَّ  ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.

Mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُٓواۙ اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ  cümlesi  اِنَّ ‘nin haberidir.

İsim cümlesinde müsnedin mazi fiil cümlesi olarak gelmesi, hükmü takviye, temekkün ve istikrar ifade etmiştir.  

Masdar harfi  مَا , sebebiye ifade eden  بِ  harf-i ceri ile birlikte  جَزَيْتُهُمُ  fiiline mütealliktir. Sılası olan  صَبَرُٓوا , mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.  

Masdar ve tekid harfi  اَنَّ ’nin dahil olduğu  اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ  cümlesi, masdar teviliyle  جَزَيْتُهُمُ  fiilinin ikinci mef’ûlü yerindedir. Masdar-ı müevvel,  اَنَّ  ve fasıl zamiri ile tekid edilmiş, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.

هُمُ  fasıl zamiri, kasr ifade etmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) İki tekit hükmündeki kasr mübteda ve haber arasındadır.  هُمُ mevsûf/maksur, الْفَٓائِزُونَ  sıfat/maksurun aleyh olmak üzere kasr-ı mevsûf, ale’s sıfattır.

Müsned olan  الْفَٓائِزُونَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır. Marife olarak gelmesi bu özelliğin kemâl derecede olduğuna delalet etmiştir.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

بِما صَبَرُوا  ifadesiyle, ulaştıkları bu makamın sabretmeleri sayesinde olduğu belirtilmekle birlikte, idmâc yolu ile hakikatte onlara bu sevabı kazandıran sabırlarının gerçek nedeninin onlar tarafından alaya alınmak olduğuna da işaret edilmiştir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler, اِنَّ , isim cümlesi ve isnadın tekrar etmesi sebebiyle üç katlı bir tekid ve yerine göre de tahsis ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili Kadr/1.)

İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsim cümlesinde yer alan ism-i fail, çoğunlukla sübut ve süreklilik anlamı ifade eder. Fiil cümlesinde yer alan ism-i fail ise hudûs ve yenilenme anlamı ifade eder. İsm-i fail, isim cümlesi bağlamında kullanılıp başında tekid lâmı (lâm-ı muzahlaka) bulunursa bu durum sübut manasını artırır. (Muhammed Rızk, Dr. Öğr. Üyesi, Hitit Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Belâgatı Anabilim Dalı, Kur’an-ı Kerim’de İsm-i Failin İfade Göstergesi (Manaya Delâleti, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Haziran/June 2020, 19/1: 405-426)

اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ  [Kazançlı çıkanlar sadece ve sadece onlardır] cümlesinde kasr sanatı vardır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)

اَنَّهُمْ  fetha ile okunmuştur; kesreli okunduğunda cümle başlangıcı olur. Anlam şöyledir: “Sabrettikleri için kazanmış oldular.” bu yüzden de sabırları sebebiyle en güzel karşılıkla ödüllendirildiler. Fethalı okuyuşta ise ifade  جَزَيْتُهُمُ  fiili,  اَنَّهُمْ هُمُ الْفَٓائِزُونَ  [onlara karşılık verdik] ifadesinin mef‘ûlü olup tıpkı  جَزَيْتُهُمُ فَوْزَهُمْ  (Onlara, karşılık olarak başarılı olmayı verdim.) denmiş gibi olur. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)

Bu ayet, o bahtiyar insanların güzel halini ve kâfirlerin eziyetlerinden dolayı fayda gördüklerini beyan etmektedir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)