هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَۖ ٣٦
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | هَيْهَاتَ | heyhat (ne kadar uzak) |
|
| 2 | هَيْهَاتَ | heyhat (ne kadar uzak) |
|
| 3 | لِمَا | şey |
|
| 4 | تُوعَدُونَ | size va’dedilen |
|
Heyhate هيهات : هَيْهاتَ sözcüğü bir şeyin çok uzak olduğunu bildirmek için kullanılır. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de isim formunda ve aynı ayette olmak üzere sadece 2 defa geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekli heyhâttır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَۖ
هَيْهَاتَ kelimesi بعد manasında mazi, isim fiildir. İkinci هَيْهَاتَ birinciyi tekid eder. لِ harf-i ceri zaiddir. مَا ve masdar-ı müevvel لِ harfi ile هَيْهَاتَ ‘nin faili olarak mahallen merfûdur.
تُوعَدُونَۖ fiili نَ ‘un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur.
Manayı Fiil (İsim Fiil): Yapı itibariyle isim olan, mana itibariyle fiil kabul edilen kelimelerdir. Çekimleri yoktur. Fiil gibi amel ederler. (Fail ve mef’ûl alırlar.) Mazi, muzari ve emir manalı olarak gelebilirler. Manayı fiillerin gelme sebebi; fiilden daha kuvvetli, daha şiddetli oldukları içindir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Tekid: Tabi olduğu kelimenin veya cümlenin manasını kuvvetlendiren, pekiştiren, manasındaki kapalılığı gideren ve aynı irabı alan sözdür. Tekide “tevkid” de denilir. Tekid eden kelimeye veya cümleye “tekid (müekkid- ٌمُؤَكِّد)”, tekid edilen kelime veya cümleye de “müekked (مَؤَكَّدٌ)” denir. Tekid, çoğunlukla muhatabın zihninde iyice yerleşmesi veya onun tereddütünü gidermek için yapılan vurguya denir. Tekid, lafzî ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır.
Lafzî Tekid: Harfin, fiilin, ismin hatta cümlenin tekrarı ile olur. Zamirler zamir ile tekid edilebilirler. Bu durumda sayı ve cinsiyet yönünden tekid müekkede uyar.
Manevi te’kid: Manevi te’kit marifeyi tekit eder, belirli kelimelerle yapılır. Bu kelimeler: كُلُّ , اَجْمَعُونَ , اَجْمَعِينَ dir. Ayette lafzi tekiddir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَۖ
İnkârcıların sözlerinin devamı olan bu ayet, istînafiyye olarak fasılla gelmiştir. Fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir.
Mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.
هَيْهَاتَ cümlesi önceki ayetteki يَعِدُكُمْ cümlesi için beyandır (açıklamadır), bunun için aralarında atıf harfi yoktur. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
هَيْهَاتَ mazi isim fiildir. Masdar manasındadır. Yani uzak oldu, uzak oldu (uzak, manasındadır). (Celâleyn Tefsiri)
İkinci هَيْهَاتَ tekid içindir. لِ harfi zaid olup beyan içindir.
Masdar harfi مَا ve sılası olan تُوعَدُونَ cümlesi, masdar teviliyle هَيْهَاتَ fiilinin naib-i failidir. Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
تُوعَدُونَۖ fiili meçhul bina edilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur.
هَيْهَاتَ ’nin tekrarında ıtnâb ve reddü’l- acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
لِمَا تُوعَدُونَۖ ’daki لِ beyaniyedir, tıpkı هَيتَ لَكَ (Yûsuf: 23) ayetinde olduğu gibi. Sanki onlar bu uzaklık ünlemini seslenince onlara: Bu uzak olan nedir, denildi. Onlar da: Size vadolunan şey, dediler. هَيْهَاتَ ’ın uzaklık manasına olduğu da söylenmiştir. O mübtedadır, haberi de لِمَا تُوعَدُونَۖ 'dur. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)