لَا تَجْـَٔرُوا الْيَوْمَ اِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ ٦٥
لَا تَجْـَٔرُوا الْيَوْمَ
Cümle, mukadder sözün mekulü’l-kavli olarak, mahallen mansubdur. Takdiri, تَقُولُ لَهم şeklindedir.
Fiil cümlesidir. لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تَجْـَٔرُوا fiili نَ ‘un hazfıyla meczum muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. الْيَوْمَ zaman zarfı تَجْـَٔرُوا fiiline mütealliktir.
اِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ
İsim cümlesidir. اِنَّ tekid harfidir. İsim cümlesinin önüne gelir. İsmini nasb haberini ref eder.
كُمْ muttasıl zamir اِنَّ ‘nin ismi olarak mahallen mansubdur. مِنَّا car mecruru تُنْصَرُونَ fiiline mütealliktir. لَا تُنْصَرُونَ cümlesi, اِنَّ ‘nin haberi olarak mahallen mansubdur.
لَا nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. تُنْصَرُونَ fiili نَ ’un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur.
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
لَا تَجْـَٔرُوا الْيَوْمَ
İstînâfiye olarak fasılla gelen cümle, takdiri تَقُولُ لَهم olan mukadder sözün mekulü’l-kavlidir. Nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır. Mekulü’l-kavlin amilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır.
64. ayetteki يَجْـَٔرُونَ Bugün yalvarmayın cümlesinde قول kelimesi g ve bu ayetteki لَا تَجْـَٔرُو arasında, tıbâk-ı selb, iştikak cinası ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
izlidir, yani ‘’onlara bugün bağırıp yalvarmayın denilir’’ demektir. Çünkü sizler bizden yardım olunmazsınız cümlesi de yasağın gerekçesidir. Yani sızlanmayın, size fayda vermez, zira sizi bizden koruyacak yoktur ya da bizden taraf size yardım ve destek gelmez, demektir. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
Ayette, korkutmak ve feryat etme vaktinin kaçırıldığını bildirmek için, kıyamet gününden ibaret olan الْيَوْمَ , özellikle dile getirilmiştir. (İsmâil Hakkı Bursevî, Tenvîru'l-Ezhân Min Rûhu-l Beyân)
اِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ
Ta’liliyye olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Ta’lil, kelamın bir sebebe bağlanarak ifade edilmesidir. Kastedilen mananın nedenini beyan etmek maksadıyla ziyade sözlerle yapılan ıtnâb sanatıdır.
اِنَّ ile tekid edilmiş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. مِنَّا car-mecruru, ihtimam ve fasılaya riayet için amili olan تُنْصَرُونَ ’ye takdim edilmiştir.
Müsned olan لَا تُنْصَرُونَ şeklinde menfî muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler.(Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Yalnızca bir isim cümlesi bile devam ve sübut ifade ettiğinden bu ve benzeri cümleler, اِنَّ , isim cümlesi ve isnadın tekrar etmesi sebebiyle üç katlı bir tekid ve yerine göre de tahsis ifade eden çok muhkem/sağlam cümlelerdir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili Kadr/1.)
İsim cümleleri sübut ifade eder. İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)