خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً ٧٦
خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً
خَالِد۪ينَ kelimesi, يُجْزَوْنَ ’deki naib-i failin hali olup nasb alameti ي ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır. ف۪يهَا car mecruru خَالِد۪ينَ ’ye mütealliktir.
حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً cümlesi, قد takdiriyle الْغُرْفَةَ ‘nin ikinci hali olup mahallen mansubdur.
حَسُنَتْ camid fiil olup medih fiillerindendir. تْ te’nis alametidir. Faili müstetir olup takdiri هى ’dir. مُسْتَقَراًّ temyiz olup fetha ile mansubdur. Mahsusu mahzuftur. Takdiri, الْغُرْفَةَ (oda) şeklindedir. مُقَاماً atıf harfi وَ ’la makabline matuftur.
Hal, cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal, “Nasıl?” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zül-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l hal marife olur. Hal mansubdur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hali sahibu’l hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazf edilmiş) olarak gelir.
Hal sahibu’l-hale ya و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır:
1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harf-i cerli veya zarflı isim). Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Temyiz; kendisinden önce geçen mübhem (manası açık olmayan) bir ismin manasına açıklık getiren camid, nekre bir isimdir. Yani çeşitli manalar kastedilmeye elverişli önceki isim veya cümleden asıl maksadın ne olduğunu açıklamak üzere zikredilen camid (türememiş), mansub ve nekre isme temyiz denir. Temyizin manasını açıkladığı önceki isme veya cümleye de mümeyyez denir. Temyiz harf-i cerli ve izafetle gelmediği müddetçe mansubdur. Mümeyyezin irabı ise cümledeki yerine göredir. Temyiz Türkçeye “bakımından, …yönünden” şeklinde tercüme edilebilir. Temyizi bulmak için “ne bakımdan, hangi açıdan” soruları sorulur. Temyiz ikiye ayrılır:
1. Melfûz mümeyyez: Söylenmiş, cümlede görülen mümeyyez.
2. Melhûz mümeyyez: Düşünülen, cümlede açık olarak görülemeyen mümeyyez. Ayette melfuz mümeyyez şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مُسْتَقَراًّ ; sülâsî mücerrede üç harf ilave edilerek mezid yapılan istif’âl babının ism-i mef’ûludur.
خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً
خَالِد۪ينَ önceki ayetteki يُجْزَوْنَ ’nin naib-i failinin halidir. Hal; cümlede failin, mef’ûlün veya her ikisinin durumunu bildiren lafızdır.
İsm-i fail vezninde gelerek fiil gibi amel eden خَالِد۪ينَ , car mecrur ف۪يهَا ‘ye müteallak olmuştur. خلد aslında uzun bir zaman dilimi demektir, ama daha çok çokluktan kinaye olarak ‘kalıcı ’anlamında kullanılır. Üstelik bu kalıp da onun bu anlamını pekiştirmektedir.
حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً cümlesi قد takdiriyle الْغُرْفَةَ ’nin halidir. Fasılla gelen bu hal cümlesi hal-i müekkide olarak ıtnâbdır. Durumun, sürekli bir özellik olduğuna işaret eder. Hal sahibinin durumunu tekid ifade ettiği için fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir. Tekid edici halin başına وَ gelmez.
مُسْتَقَراًّ temyizdir, مُقَاماً ona matuftur. Temyiz ifadeyi zenginleştiren ıtnabdır. Bu şekilde kapalıyı açma özelliği yanında kaplama ve abartı özelliği de bulunduğundan anlam düz ifadeye oranla daha çarpıcı olarak yansıtılır.
مُسْتَقَراًّ - مُقَاماً kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Bu ayetle 66. ayete iktibas yapılmıştır.
Cehennemliklerin azabından bahseden سَٓاءَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً [Cehennem ne kötü bir konak ve kalma yeridir.] şeklindeki 66. ayete karşılık, cennetliklerin nimetinden bahseden, حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً [Cennet ne güzel bir konak ve makamdır.] ayetinin zikredilmesiyle latif bir mukabele sanatı yapılmıştır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
Kerim surenin 63. ayetinden itibaren Allah Teâlâ tarafından “Rahman’ın kulları” tabiriyle taltif edilen müminler yürüyüşleri, geceleyin ibadet etmeleri, konuşmaları, sataşmalara esenlik dileğiyle karşılık vermeleri, Allah’a yalvarışları, yardım severlikleri, bununla beraber israftan uzak durmaları, Allah’tan başkasına boyun eğmekten, cana kıymaktan, zina etmekten, yalan söylemekten ve yalan yere şahitlik etmekten kaçınmaları ve iyilik yolunda önderlik etme arzusu taşımaları gibi meziyetleriyle örnek gösterilirler. (https://islamansiklopedisi.org.tr/furkan-suresi)