Şuarâ Sûresi 119. Ayet

فَاَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ  ١١٩

Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَأَنْجَيْنَاهُ biz de onu kurtardık ن ج و
2 وَمَنْ ve bulunanları
3 مَعَهُ onunla beraber
4 فِي içinde
5 الْفُلْكِ gemi ف ل ك
6 الْمَشْحُونِ dolu ش ح ن
 
Bu âyet kümesi incelendiğinde Hz. Nûh’un davetinin esaslarıyla Hz. Mûsâ ve Hz. İbrâhim’in davetini anlatan âyetlerdeki ilkelerin öz ve içerik olarak aynı olduğu görülmekte; kezâ bu peygamberin tebliğde bulunduğu toplulukların inançları ve hak din karşısındaki tavırları arasında da büyük bir benzerlik olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç itibariyle her üç peygambere dair âyetler grubunda da aynı mesajlar verilmiştir (Hz. Nûh’un kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Hûd 11/25-49).
 

   Şehane شحن :  شَحْناء nefsin kendisiyle dolduğu düşmanlıktır. (Müfredat)

  Kuran’ı Kerim’de sadece ismi meful kalıbında olmak üzere 3 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan bir şekli bulunmamakla birlikte şahane ve şahin işari olarak manayı hatırlatır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi) 

 

فَاَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ

 

Fiil cümlesidir.  فَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَنْجَيْنَا  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  نَٓا  fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir  ه  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

مَنْ  müşterek ism-i mevsûl atıf harfi  وَ 'la  اَنْجَيْنَاهُ ‘ daki gaib zamire matuf, mahallen mansubdur. مَعَهُ  zaman zarfı mahzuf sılaya mütealliktir. Muttasıl zamir  هُ  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. فِي الْفُلْكِ  car mecruru  اَنْجَيْنَا  fiiline mütealliktir. الْمَشْحُونِ  kelimesi  الْفُلْكِ ‘nın sıfatı olup kesra ile mecrurdur.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

اَنْجَيْنَا  fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi  نجو ’dir.

İf’al babı fiill, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar.

 

فَاَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ

 

Ayet, atıf harfi  فَ  ile 117. ayetteki  قَالَ رَبِّ  cümlesine atfedilmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107) 

اَنْجَيْنَا  fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir. 

فَاَنْجَيْنَاهُ  fiilindeki mef’ûle matuf olan müşterek ismi mevsûl  مَنْ ’in sılası mahzuftur.  مَعَهُ mekan zarfı ve  فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ  car mecruru bu mahzuf sılaya mütealliktir. Sılanın hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.

الْمَشْحُونِ [Dopdolu],  الْفُلْكِ  için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.

Keşşâf sahibi şöyle der:  الْفُلْكِ  kelimesi, gemi anlamında olup çoğulu da  الْفُلْكِ ’dir. (Fahreddîn er- Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

الْمَشْحُونِۚ  [Dopdolu] demektir, "Dolu olmak" ise geminin insanlarla, canlılarla ve başka şeylerle dolup taşmasıdır. Burada   فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ  lâfzında  الْفُلْكِ  (Gemi) müennes gelmemiştir, çünkü burada bu lâfız çoğul değil, tekildir. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)

اَنْجَيَ  fiili  اِفعال  babından olup zorluktan ve sıkıntıdan kurtarma konusunda hızlı olunması gereken durumlarda kullanılır. Aynı kökten türeyen  نَجَّي  fiili ise  تفعيل  babındandır ve çoğunlukla kurtarma fiilinde bir müddet bekleme ve ona zaman tanımanın söz konusu olduğu yerlerde kullanılır. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Kur’an Kelimelerinin Sırlı Dünyası, s. 113)