اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ ١٧
Yüce Allah, Firavun ve adamlarının Hz. Mûsâ’ya herhangi bir zarar veremeyeceklerini kendisine bildirerek tereddütlerini giderdikten sonra ondan kendisine dayanıp güvenmesini istemekte ve yardımlarıyla onların yanında olacağını bildirmektedir.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 150
اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ
Fiil cümlesidir. اَنْ tefsiriyyedir. Veya اَنِ ‘nin masdariyye olmasıda cazidir. اَنِ ve masdar-ı müevvel mahzuf ب harf-i ceriyle اَرْسِلْ fiiline mütealliktir.
اَرْسِلْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ’dir. مَعَنَا mekân zarfı olup اَرْسِلْ fiiline mütealliktir. Mütekellim zamiri نَا muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
بَن۪ٓي mef’ûlun bih olup, cemi müzekker salim kelimelere mülhak olduğu için nasb alameti ى ’dir. İzafetten dolayı نْ hazfedilmiştir. اِسْرَٓاء۪يلَ muzâfun ileyh olup, gayri munsarif olduğu için cer alameti fethadır.
Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayri munsariftir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Tefsiriyye; kelamdaki kapalılığı veya karışıklığı ortadan kaldırmak maksadıyla getirilen açıklayıcı kelamla yapılan ıtnâb türüne verilen isimdir. Tefsir, ifadeyi eksik ve fazla olmamak kaydıyla sadece kullanılan önceki ibareyi izah etmeyi amaçlar; ek bir mana getirmez. (Ar. Gör. Ömer Kara, Belâgat İlminde İki İfade Biçimi: Itnâb-Îcâz (I) Kur’an Metninin Anlaşılmasındaki Rolü Üzerine Bir Deneme)
اَرْسِلْ fiili, sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’al babındadır. Sülâsîsi رسل ’dir.
İf’al babı fiill, tadiye (geçişlilik) kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak) mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar.
اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ
Müstenefe olan ayetin fasıl sebebi kemâl-i ittisâldir. Cümleye dahil olan اَنْ , tefsiriyyedir. Tefsir, önce geçen sözdeki kapalılık veya karışıklığı gidermek manasıyla getirilen ıtnâb sanatıdır.
Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. اَرْسِلْ fiiline müteallik مَعَنَا mekan zarfı, konudaki önemine binaen mef’ûle takdim edilmiştir.
اَنِ ’in masdar harfi olması da caizdir. O takdirde cümle mahzuf ب harf-i ceriyle birlikte masdar tevilinde, önceki ayetteki رَسُولُ ‘ye müteallik olur.
İki ayet arasındaki meskutun anh mevcuttur. Hazif, muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek konuya odaklanmasını sağlamaktadır. Bu üslup îcaz-ı kasrdır.
Cümlenin ‘’Ve ikisi Firavun’a geldiler ve bunu kendisine söylediler’’ kısmı hazf edilmiştir. Çünkü karıştırılmayacak kadar açıktır. Bu tür özetlemeler Kur’an’da çoktur. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
Ayetteki "İsrailoğullarını beraberimizde yollayasın diye" cümlesindeki "İrsal" (yollama) ile, salıverme, bırakma, boşaltma manaları kastedilmiş olup, Hz Musa bu ifadesi ile, "İsrâiloğullarını artık bırak, bizimle gelsinler" manasını kastetmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)