Şuarâ Sûresi 21. Ayet

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ  ٢١

“Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 فَفَرَرْتُ kaçtım ف ر ر
2 مِنْكُمْ aranızdan
3 لَمَّا
4 خِفْتُكُمْ sizden korkunca خ و ف
5 فَوَهَبَ sonra verdi و ه ب
6 لِي bana
7 رَبِّي Rabbim ر ب ب
8 حُكْمًا hükümdarlık ح ك م
9 وَجَعَلَنِي ve beni yaptı ج ع ل
10 مِنَ -den
11 الْمُرْسَلِينَ elçiler- ر س ل
 

Vaktiyle Firavun’un, İsrâiloğulları’nın yeni doğan erkek çocuk­larını öldürtmesi sebebiyle Mûsâ dünyaya geldiğinde annesi onu bir sandık içinde nehre bırakmıştı; çocuk Firavun’un hizmetçileri tarafından bulunmuş ve Firavun’un sarayında yetiştirilmişti. Bu arada Mûsâ, İsrâiloğulları’ndan biriyle kavga eden bir Kıptî’nin saldırılarını engelleme girişiminde bulunurken bir yumruk vurmuş, adam da ölmüştü; 18 ve 19. âyetlerde Firavun bu olaylara işaret ederek Mûsâ’yı nankörlükle itham etmektedir. Tefsirlerde Hz. Mûsâ’nın, öldürme kastı olmaksızın Kıptî’ye vurduğu ve bu olayın kastı aşan müessir fiil neticesinde meydana geldiği anlatılmaktadır (ayrıca bk. Kasas 28/16).

Bu olaydan sonra Hz. Mûsâ, Firavun ve kavminin kendisini öldürmek istediklerini haber alınca korkmuş ve Mısır’ı terkederek Akabe körfezinin kuzeyindeki Medyen’e gitmişti (krş. Kasas 28/20). Cenâb-ı Hak daha sonra ona ilim, hikmet ve peygamberlik görevi verdi, kardeşi Hârûn’la birlikte Firavun ve kavmine gönderdi.

 

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ 

 

Fiil cümlesidir. فَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder.  فَ  ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

فَرَرْتُ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  تُ  fail olarak mahallen merfûdur. مِنْكُمْ  car mecruru  فَرَرْتُ  fiiline mütealliktir. 

لَمَّٓا  kelimesi  حين (...dığı zaman) manasında şart anlamı taşıyan zaman zarfı olup mukadder cevaba mütealliktir. خِفْتُكُمْ  ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

خِفْتُ  sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamir  تُ  fail olarak mahallen merfûdur. Şartın cevabı öncesinin delaletiyle mahzuftur.

(لَمَّا) edatı; a) (لَمَّا) muzari fiilden önce gelirse, muzari fiili cezm eden harf olur.  b) (لَمَّا)’ya aynı zamanda cezmetmeyen şart edatı da denir. c) Bazen mana bakımından cevap olan cümleden sonra da gelebilir. d) Sükun üzere mebnidir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)  


فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً 

 

Fiil cümlesidir. Atıf harfi  فَ  ile  فَرَرْتُ  fiiline matuftur. وَهَبَ  fetha üzere mebni mazi fiildir. ل۪ي  car mecruru  وَهَبَ ‘nin mahzuf ikinci mef’ûlüne mütealliktir. 

رَبّ۪ي  fail olup, mukadder damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ى  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. حُكْماً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.

 وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ

 

Fiil cümlesidir. Atıf harfi  فَ  ile  وَهَبَ ‘ye matuftur. جَعَلَن۪ي  fetha üzere mebni mazi fiildir. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Sonundaki  نِ  vikayedir. Mütekellim zamiri  ي  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.

مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ  car mecruru  جَعَلَ  ‘nin mahzuf ikinci mef’ûlun bihine müteallik, cer alameti  ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır. 

Değiştirme manasına gelen  جَعَلَ kelimesi 3 şekilde gelir: 1. Bir şeyden başka bir şey meydana getirmek. 2. Bir halden başka bir hale geçmek. 3. Bir şeyle başka bir şeye hükmetmek.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)  

الْمُرْسَل۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i mef’ûlüdür.

 

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ 

 

Musa (a.s)’ın sözlerinin devamı olan bu ayet atıf harfi  فَ  ile önceki ayetteki  فَعَلْتُـهَٓا  cümlesine  atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafât, S.107)

لَمَّا خِفْتُكُمْ 

 

Şart üslubundaki terkip, fasılla gelmiştir. 

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  خِفْتُكُمْ  şart cümlesi, لَمَّا ’nın muzâfun ileyhidir.

Öncesinin delaletiyle cevap cümlesinin hazfi, icâz-ı hazif sanatıdır.  حين  manasındaki  لَمَّا  bu mahzuf cevaba mütealliktir. 

Bu takdire göre mahzuf şart ve mezkur cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda faide-i haber ibtidaî kelamdır. Cümle şart manasından çıkarak haber manasına geldiği için mecâz-ı mürsel mürekkeptir. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır. 

Ayette cevabın mahzuf olması farklı yönlerden düşünmeyi gerektirdiği, ayrıca dinleyici ve okuyucuyu düşünce ve hayal ufkuna yönlendirdiği için mübalağa içermektedir. Îcâz metoduyla cümle daha yoğun anlamlar yüklenmiştir. (Hasan Uçar, Kur’ân-ı Kerîm’deki Anlamsal Bedî‘ Sanatları, Doktora Tezi) 

Haynûne manasındaki  لَمَّا  aslında şartının bilindiği durumlarda gelir ve şartla cevap arasındaki kuvvetli irtibatı ve tertipteki sürati ifade eder. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, Ahkâf/29, s. 424)

لَمَّا ; maziden önce ‘vakta ki,...dığı zaman’ manalarına gelen, cezmetmeyen, şart manalı zaman zarfıdır. Şart fiili de, cevap fiili de mazi veya mazi manalı olmalıdır. (Meral Çörtü, Cümle Kuruluşu ve Tercüme Tekniği)

لَمَّا ; mazi fiile dahil olduğunda iki ayrı cümlenin varlığını gerektirir. Birinci cümlenin bulunması ikinci cümlenin de bulunmasını gerektirir.  لَمَّا   harfi var olan birşeyden dolayı var olmayı gerektiren harftir. Bazı ulema bu takdirde  لَمَّا ’nın  حين  manasında zarf olduğunu kabul eder. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân)


فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ

 

Cümle, atıf harfi  فَ  ile  فَرَرْتُ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car mecrur  ل۪ي , durumun onunla ilgili olması sebebiyle ve ihtimam için faile ve mef’ûle takdim edilmiştir.

Fail konumundaki  رَبّ۪ي  izafeti muzâfun ileyhin şanı içindir.

Mef’ûl olan  حُكْماً ’deki nekrelik nev, tazim ve teşrif ifade eder. Bütün cinslere şamil masdar vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Masdarlar, ism-i fail ve ism-i mef’ûl yerinde kullanılabilirler. Masdarlar bir fiilin ihtiva ettiği bütün manaları içerirler.

Aynı üslupta gelen  وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ  cümlesi, atıf harfi  وَ ’la makabline atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. 

مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ  car mecruru mahzuf ikinci mef’ûle mütealliktir. İkinci mef’ûlün hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.

Alimler, ayette bahsedilen hükmün ne olduğu hususunda, değişik görüşler belirtmişlerdir: Doğruya en yakın olan, bunun peygamberlikten başka birşey olmasıdır. Çünkü matuf, matufun aleyhten başkadır. Peygamberlik ayetteki, ‘’Beni peygamberlerden yaptı’’ ifadesinden anlaşılmaktadır. O halde ayetteki  حُكْماً  ile ilim ve anlayış kastedilmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)