وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ ٢١٥
Ceneha جنح : جَناحٌ kelimesi kuş kanadı demektir. İnsanın haktan uzaklaşıp başka bir tarafa meyletmesine sebep olan günah جُناحٌ olarak adlandırılmış ve sonradan da her tür günaha جُناحٌ denmiştir. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de türevleriyle 34 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres) Türkçede kullanılan şekilleri günah, cenah ve cunhadır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ
Fiil cümlesidir. اخْفِضْ sükun üzere mebni emir fiildir. Faili müstetir olup takdiri أنت ‘dir. جَنَاحَ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كَ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. مَنِ müşterek ism-i mevsûl لِ harf-i ceriyle اخْفِضْ fiiline mütealliktir. İsm-i mevsûlun sılası اتَّـبَعَكَ ‘dir. Îrabdan mahalli yoktur.
اتَّـبَعَ fetha üzere mebni mazi fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Muttasıl zamir كَ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ car mecruru اتَّـبَعَ ‘daki failin mahzuf haline mütealliktir.
اتَّـبَعَ fiili, sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi تبع ’dır.
İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır.
مُؤْمِن۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ
Ayet, atıf harfi وَ ‘la önceki ayete atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Menfî sıygadan müspet sıygaya geçişte iltifat sanatı vardır.
Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl مَنِ , başındaki harfi-cerle اخْفِضْ fiiline mütealliktir. Sılası olan اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Halidî, Vakafat, S.107)
مِنَ edatı beyaniyyedir, çünkü ona tabi olanlar içinde din için olan ve olmayan vardır ya da bazı manasınadır, o zaman müminlerden iman etmeye yaklaşanlar ya da dili ile tasdik edenler murad edilmiş olur. (Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ tabiri istiaredir. İstiâre-i mekniyye-i tahyiliyyedir. Metafor, yavrularını korumak için üzerlerine kanatlarını indiren bir kuşun hareketine teşbihe dayanmaktadır. Bununla kastedilen, “Onlara yumuşak davran, onlara yumuşak davranmaya devam et.” anlamıdır. Allah Teâlâ burada خفض الجناح (kanat indirme) tabirini Arapların sözlerine karşılık olarak ifade buyurmuştur. Onlar, öfkelenen birisinin hiddet ve sertliğini tasvir etmek üzere قَدْ طَارَ طَيْرُهُ َ هَفَا حِلْمُهُ وَقَدْ طَاشَ وَقَارُهُ (Adamın kuşları uçtu, dengesi bozuldu, vakarı gitti.) derler. Şu halde قَدْ خَفَضَ جَنَاحِهِ (Kanadını indirmiştir.) denildiğinde bununla kastedilen, insanın yumuşak kalplilikle ve öfkelendiğinde öfkesine hakimiyetle nitelendirilmesidir. Bu ise onun öfkesinin uçması (kabarması), gazabının sıçraması ile nitelenmesinin zıddıdır. (Şerîf er-Radî, Kur'an Mecazları)
Eğer, peygambere uyanlar müminler olduğu halde aksi de yine böyle iken, daha niçin Cenab-ı Hak, [müminlerden sana tabi olanlara…] demiştir? denirse, buna şu şekilde cevap veririz: Biz, Peygamber'e uyanların sadece müminler olduğunu kabul etmiyoruz. Çünkü akrabalarından da pek çoğu, peygambere din için değil, akrabalık ve nesep sebebiyle uyuyorlardı. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
Bu müminlerden murat, ya bütün müminlerdir, yahut iman etmek üzere olanlardır, ya da yalnız diliyle tasdik edenlerdir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)
Beyzâvî ayetin tefsirinde şöyle der: Bu ifadenin manası müminlere karşı yumuşak ol şeklindedir. Kanadını indir sözü, kuşun, konmak istediği zaman kanadını indirmesinden müsteardır (istiâre yapılmıştır). Yani Allah Teâlâ, burada tevazu ve yumuşaklığı, kuşun, konmak istediği zamandaki kanadını indirmesine benzetmiştir. Ve istiâre-i tasrîhiyye olmak üzere, indirmek manasındaki حفض lafzı, müşebbeh (tevazu ve yumuşaklık) için kullanılmış ve sonra حفض َkelimesinden اخْفِضْ (indir) emri türetilmiştir. Bu durumda burada müşebbeh hazf edilip müşebbehün bih açıkça zikredildiği için istiâre-i tasrîhiyye, müstear lafız fiil cinsinden olduğu için de istiâre-i tebeiyye vardır. (Süleyman Gür, Kâzî Beyzâvî Tefsîrinde Belâgat İlmi Ve Uygulanışı)
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ [Kanadını indir.] Kanat indirmek alçak gönüllülükle merhamet ve şefkat manasına istiaredir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili; Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)