Şuarâ Sûresi 91. Ayet

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِلْغَاو۪ينَۙ  ٩١

Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek.  (91 - 93. Ayetler Meali)
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَبُرِّزَتِ ve karşısına çıkarılır ب ر ز
2 الْجَحِيمُ cehennem ج ح م
3 لِلْغَاوِينَ azgınların غ و ي
 

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِلْغَاو۪ينَۙ

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

بُرِّزَتِ  fetha üzere mebni meçhul mazi fiildir.  تِ  te’nis alametidir. الْجَح۪يمُ  naib-i fail olup damme ile merfûdur. لِلْغَاو۪ينَ  car mecruru  بُرِّزَتِ  fiiline mütealliktir.

بُرِّزَتِ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi  برز ’dir.

Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.

غَاو۪ينَ , sülâsi mücerredi  غوي  olan fiilin ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِلْغَاو۪ينَۙ

 

Ayet, atıf harfi  وَ ‘la önceki ayete atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat ayrıca tezat ilişkisi mevcuttur.

Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s. 107)

Henüz gerçekleşmemiş olayları ifade ederken muzari fiil yerine, olayın vuku bulacağının kesinliğine delalat etmek üzere geleceği, müşahede eder gibi göz önünde canlandırmak için mazi fiil kullanılmasında mecaz-ı mürsel sanatı vardır.

بُرِّزَتِ   fiili, meçhul bina edilerek mef’ûle dikkat çekilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur. Kur’an-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir. 

Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)

Önceki ayet  اُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَ  ile bu ayet arasında mukabele sanatı vardır.

جَنَّةُ - جَح۪يمُ  kelimeleri arasında tıbâk-ı îcab,  مُتَّق۪ينَۙ  - غَاو۪ينَۙ  ve  اُزْلِفَتِ  (Yaklaştırıldı) - بُرِّزَتِ (çıkarıldı) kelimeleri arasında tıbâk-ı hafî sanatı vardır.

Azgınlardan maksat kâfirlerdir. (Ebü’l-Berekât Hâfızüddîn Abdullah b. Ahmed b. Mahmûd en- Nesefî, Medârikü’t-tenzîl ve ḥaḳāʾiḳu’t-teʾvîl)

Bu ayet her ne kadar mana bakımından gelecekle ilgili olsa dahi, mazi sıygasıyla getirilmiştir. Zira, Allah Teâlâ'nın haber verdiği her şey doğru olup, gerçektir. Böylece o şeyler sanki, olup bitmiş ve varlık âlemine girmişler, varolmuşlar demektir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)