فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ ٩٤
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | فَكُبْكِبُوا | tepe taklak atılırlar |
|
| 2 | فِيهَا | oraya |
|
| 3 | هُمْ | onlar |
|
| 4 | وَالْغَاوُونَ | ve azgınlar |
|
فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ
فَ istînâfiyyedir. كُبْكِبُوا damme üzere mebni meçhul mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur. ف۪يهَا car mecruru كُبْكِبُوا filine mütealliktir.
Munfasıl zamir هُمْ , naib-i fail muttasıl zamir و ‘ı te’kid eder. الْغَاوُ۫نَ atıf harfi وَ ‘la naib-i faile matuf olup, ref alameti و ‘dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle irablanırlar.
Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman, Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Te’kid: Tabi olduğu kelimenin veya cümlenin manasını kuvvetlendiren, pekiştiren, manasındaki kapalılığı gideren ve aynı irabı alan sözdür. Te’kide “tevkid” de denilir. Te’kid eden kelimeye veya cümleye “te’kid (müekkid- ٌمُؤَكِّد)”, te’kid edilen kelime veya cümleye de “müekked (مَؤَكَّدٌ)” denir. Te’kid, çoğunlukla muhatabın zihninde iyice yerleşmesi veya onun tereddüdünü gidermek için yapılan vurguya denir. Te’kid, lafzî ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır.
Lafzi te’kid: Harfin, fiilin, ismin hatta cümlenin tekrarı ile olur. Zamirler zamir ile te’kid edilebilirler. Bu durumda sayı ve cinsiyet yönünden te’kid müekkede uyar. Ayette lafzi tekid şeklindedir.
Manevi te’kid: Manevi te’kit marifeyi tekit eder, belirli kelimelerle yapılır. Bu kelimeler: كُلُّ , اَجْمَعُونَ , اَجْمَعِينَ dir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كُبْكِبُوا fiili asıl (kök) harfleri dört harfli olan rubâî mücerred (ilavesiz dörtlü) fiillerdendir. Rubâî mücerredin babı دَخْرَجَ babıdır. Bu babdan gelen fiillerin çoğu müteaddi bazıları da lazımdır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
الْغَاوُ۫نَ , sülâsi mücerredi غوي olan fiilin ism-i failidir.
İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ
فَ , istînâfiyyedir. Ayet, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, s. 107)
Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car mecrur ف۪يهَا , ihtimam için naib-i faile takdim edilmiştir.
Ahiretle ilgili olayların mazi sıygasıyla ifade edilmesi, olayları gerçekleşmiş gibi göstererek tesirini artırma ve mutlaka gerçekleşeceğini vurgulamak amacına matuftur.
Munfasıl zamir هُمْ , fiilin naib-i failini tekid için gelmiştir.
Ayette birbirine atfedilmiş هُمْ ve غَاوُ۫نَۙ farklı gruplardır. Çünkü matuf ve matufun aleyh aynı şey değildir.
غَاوُ۫نَۙ , ism-i fail kalıbında gelmiştir. Fiil cümlesindeki ism-i fail, hudûs (sonradan olma zaman zaman meydana gelme) ifade eder.
كُبْكِبُوا fiili, meçhul bina edilerek mef’ûle dikkat çekilmiştir. Meçhul bina edilen fiillerde mef’ûle dikkat çekme kastı vardır. Çünkü malum bina edildiğinde mef’ûl olan kelime meçhul binada naib-i fail olur. Kur’an-ı Kerim’de tehdit, uyarı ve korkutma manası olan fiiller genellikle meçhul sıyga ile gelir.
Meçhul bina, naib-i failin bu fiilde bir dahli olmadığına işaret eder. (Dr. Adil Ahmet Sâbir er- Ruveynî, Teemmülat fi Sûret-i İbrahim, s. 127)
Bu ayet her ne kadar mana bakımından gelecekle ilgili olsa dahi, mazi sıygasıyla getirilmiştir. Zira, Allah Teâlâ'nın haber verdiği her şey doğru olup, gerçektir. Böylece o şeyler sanki, olup bitmiş ve varlık âlemine girmişler, varolmuşlar demektir. Bunun bir benzeri de ["Cehennemlikler cennetliklere nida ettiler"] (Araf, 50) ayetidir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)
Müstakbel, vukuunun kesinliğini ifade için maziyle ifade edilebilir. Böylece gelecekte vuku bulacak olan şey, sanki vuku bulmuş gibidir. Ahirette olacak haller bu işin kesinlikle vuku bulacağına delalet etmek üzere mazi fille anlatılmıştır. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
كَبْكَبَ kelimesi aynı hecenin tekrarlı yapısına sahip olduğu için hak edenlerin, Cehennemin dibine varıncaya kadar tekrar tekrar yüzüstü düşeceğini ifade eder. (İsmail Bayer, Keşşâf Tefsirinde Belâgat Uygulamaları)
Cehenneme atılacakların tekrar tekrar yuvarlanmaları ile كَبْكَبَ fiildeki tekrarın uyumu mürâât-ı nazîr sanatının, mana lafız uyumu babında güzel bir örneğidir.
“Altüst olmak” , “Yüzüstü yere düşmek” kelimelerinin iki defa tekrarlanmış şeklidir. Tekrarın lafızda olması, manada da tekrara delildir. Sanki o, cehenneme atıldığında cehennemin dibini buluncaya kadar tekrar tekrar yuvarlanır. (Ebü’l-Berekât Hâfızüddîn Abdullah b. Ahmed b. Mahmûd en- Nesefî, Medârikü’t-tenzîl ve ḥaḳāʾiḳu’t-teʾvîl)