Neml Sûresi 83. Ayet

وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ فَوْجاً مِمَّنْ يُكَذِّبُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ  ٨٣

Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَيَوْمَ o gün ي و م
2 نَحْشُرُ toplarız ح ش ر
3 مِنْ -ten
4 كُلِّ her ك ل ل
5 أُمَّةٍ ümmet- ا م م
6 فَوْجًا bir cemaat ف و ج
7 مِمَّنْ -dan
8 يُكَذِّبُ yalanlayanlar- ك ذ ب
9 بِايَاتِنَا ayetlerimizi ا ي ي
10 فَهُمْ onlar
11 يُوزَعُونَ (ilahi huzura) sevk edilirler و ز ع
 

Bu ve devamındaki âyetlerde kıyamet hallerinden bir kesit verilmektedir. Bu âyetlere getirilen yorumlara göre kıyamet gününde mahlûkatın diriltilip mahşer yerinde toplandığında her ümmetin içinden dünyada peygamberleri yalancılıkla itham edip Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş olanlar (veya bunların liderleri) çıkarılarak başka bir yerde toplanacak ve özel olarak hesaba çekileceklerdir. Dünyada Allah’ın kevnî ve vahyî âyetleri üzerinde düşünmeden O’na ortak koşmaları ve bunun sonucu olarak Allah’a ve kullarına karşı işlemiş oldukları haksızlıklar sebebiyle ağır bir şekilde cezaya çarptırılacaklardır (Râzî, XXIV, 218; Şevkânî, IV, 148; İbn Âşûr, XX, 42). Elmalılı Muhammed Hamdi ise bu âyetlerin dâbbetü’l-arz olayını anlatan âyetin hemen ardından geldiğini dikkate alarak bu olayın kıyâmet-i kübrâdan önce meydana gelecek küçük veya orta bir kıyamet olduğunu söylemektedir (V, 3705).

 

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 209
 

وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ فَوْجاً مِمَّنْ يُكَذِّبُ بِاٰيَاتِنَا

 

Fiil cümlesidir. وَ  istînâfiyyedir. Zaman zarfı  يَوْمَ , takdiri أذكر  olan mahzuf fiilin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. نَحْشُرُ  ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

نَحْشُرُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  نحن ‘dur.  مِنْ كُلِّ  car mecruru  فَوْجاً ‘nin mahzuf haline mütealliktir. اُمَّةٍ  muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.  فَوْجاً  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. 

مَّنْ  müşterek ism-i mevsûl  مِنْ  harf-i ceriyle  فَوْجاً ‘nin mahzuf sıfatına müteallik olup, sılası car mecrurdan bedeldir. İsm-i mevsûlun sılası  يُكَذِّبُ ‘dir. Îrabdan mahalli yoktur.

يُكَذِّبُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri  هو ‘dir.  بِاٰيَاتِنَا  car mecruru  يُكَذِّبُ  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamir  نَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

يُكَذِّبُ  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi  كذب ’dir.

Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.


فَهُمْ يُوزَعُونَ

 

İsim cümlesidir.  فَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder.  فَ  ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Munfasıl zamir  هُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  يُوزَعُونَ  cümlesi, mübtedanın haberi olarak mahallen merfûdur. 

يُوزَعُونَ  fiili  نَ ‘un sübutuyla merfû meçhul muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı naib-i fail olarak mahallen merfûdur.

Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman,  Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ فَوْجاً مِمَّنْ يُكَذِّبُ بِاٰيَاتِنَا 

 

وَ , istînâfiyyedir. 

İstînâfiye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine irab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâğatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)

Cümlede îcâz-ı hazif sanatı vardır. Zaman zarfı  يَوْمَ , takdiri اذكر  (Düşün, hatırla!) olan mahzuf fiile mütealliktir. 

Bu takdire göre cümle, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.

يَوْمَ ‘nin muzâfun ileyhi konumundaki  نَحْشُرُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ فَوْجاً مِمَّنْ يُكَذِّبُ بِاٰيَاتِنَا  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

نَحْشُرُ  fiilinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder. Azamet zamiri, ululuğu izhar etmedir.

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Mef’ûl olan  فَوْجاً ‘in mahzuf mukaddem haline müteallikt  مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ  car mecruru, ihtimam için zul-hale takdim edilmiştir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.

اُمَّةٍ  ve  فَوْجاً ’deki tenvin kesret ve nev ifade eder. 

Mecrur mahaldeki müşterek ism-i mevsûl başındaki harfi cerle,  فَوْجاً ‘nin mahzuf haline mütealliktir. Halin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. 

Sılası olan  يُكَذِّبُ بِاٰيَاتِنَا  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ ‘den bedeldir. Bedel, ıtnâb sanatı babındandır.

اُمَّةٍ - فَوْجاً  kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.

Veciz ifade kastına matuf  بِاٰيَاتِنَا  izafetinde Allah Teâlâ’ya ait zamire muzâf olan  اٰيَاتِ  şan ve şeref kazanmıştır.

Şayet  مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ فَوْجاً مِمَّنْ يُكَذِّبُ  ifadesinde birinci  مِنْ  ile ikinci  مِنْ  arasında ne fark vardır? dersen şöyle derim: Birincisi kısmîlik ifade ederken, ikincisi  مِنَ الاوثانِ (yani putlardan) [Hac 22/30]) ayetindeki gibi beyan etmek içindir. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)

الفَوْجُ: İnsanlardan oluşan bir topluluk demektir.  كُلِّ أُمَّةٍ  sözündeki  مِنْ  harfi teb’iz (bir kısım) manasındadır.  مِمَّنْ يُكَذِّبُ  sözündeki  مِنْ  harfine ise beyaniyye manası verilebilir ve o halde mana, her bir ümmetin topluluğu(fevci) olur. Bu fevc ise o ümmetin yalancılarının önderleri ve imamlarıdır. İşte bu sebeple onlar, azaba uğrayanların ilkleri, öncüleri olurlar.(Âşûr,Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

نَحْشُرُ  haşirden murad, bütün mahlukları kapsayan genel haşirden sonra azap için olan haşirdir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)


 فَهُمْ يُوزَعُونَ

 

Cümle atıf harfi  فَ  ile …نَحْشُرُ  cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasındaki anlam bütünlüğü ve tezat ilişkisi mevcuttur. Vaslda, atfedilen cümlelerin her ikisinin de aynı tür olması vaslın güzelliklerinden kabul edilmiştir. Fakat burada fiil cümlesiyle fiilin tekrarı ve yenilenmesi, isim cümlesiyle de sabitlik kastedilerek, isim cümlesi fiil cümlesine atfedilmiştir. Fiil cümlesinden isim cümlesine geçişte iltifat sanatı vardır. 

Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelam olan  يُوزَعُونَ  cümlesi, haberdir.

Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

يُوزَعُونَ - نَحْشُرُ  kelimeleri arasında tıbâk-ı hafiy sanatı vardır.