Kasas Sûresi 62. Ayet

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ  ٦٢

Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla!
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَيَوْمَ ve o gün ي و م
2 يُنَادِيهِمْ (Allah) onlara seslenerek ن د و
3 فَيَقُولُ der ki ق و ل
4 أَيْنَ nerede?
5 شُرَكَائِيَ benim ortaklarım ش ر ك
6 الَّذِينَ
7 كُنْتُمْ olduklarını ك و ن
8 تَزْعُمُونَ zannettikleriniz ز ع م
 

Birtakım varlıkları veya kişileri Allah’a ortak koşanlar âhirette hesaba çekildiklerinde Allah onlara, “Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiğiniz tanrılar şimdi nerede?” diye soracaktır. Allah’ın yargısının aleyhlerine gerçekleştiğini gören kimseler, özellikle toplumlarına yanlış inanç ve değer ölçüleri empoze eden din ve düşünce önderleri, zorba liderler kendileri nasıl öncekilerin telkin ve teşvikleriyle azmış, doğru yoldan çıkmışlarsa onlardan devraldıkları düşünce ve hayat tarzını sonrakilere telkin ederek onları azdırıp yoldan çıkardıklarını itiraf ederler. Bununla birlikte onların kendilerine değil, arzularına kul olduklarını; bu konuda kendilerinin, herhangi bir günahları bulunmadığını da Allah’a arzederler. Ancak örneklik ve telkinleriyle toplumlarının yanlış yola girmelerine sebep oldukları için bu savunmaları işe yaramayacaktır.

 

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 240-241
 

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Zaman zarfı  يَوْمَ , takdiri أذكر  olan mahzuf fiilin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur. يُنَاد۪يهِمْ  ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. 

يُنَاد۪ي  fiili  ي  üzere mukadder damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Muttasıl zamir  هِمْ  mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. 

فَ  atıf harfidir.  يَقُولُ  damme ile merfû muzari fiildir. Faili müstetir olup takdiri هو ‘dir. Mekulü’l-kavli,   اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ ‘ dir.  يَقُولُ  fiilinin mef’ûlun bihi olarak mahallen mansubdur.

اَيْنَ  istifhâm ismi, mekân zarfı olup mahzuf mukaddem habere mütealliktir. شُرَكَٓاءِيَ  muahhar mübteda olup mukadder damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  ي  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. Sonunda zaid yani kelimenin kök harflerinden olmayan elif-i memdude olan isimlerden olduğu için gayri munsariftir.

الَّذ۪ينَ  cemi müzekker has ism-i mevsûl  شُرَكَٓاءِ ‘nin sıfatı olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası  كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ ‘dir. Îrabdan mahalli yoktur.  

İsim cümlesidir. كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder. 

كُنْتُمْ  nakıs, sükun üzere mebni mazi fiildir.  تُمْ  muttasıl zamiri  كُنْتُمْ ’ün ismi olarak mahallen merfûdur. تَزْعُمُونَ  cümlesi,  كُنْتُمْ ’un haberi olarak mahallen mansubdur.

تَزْعُمُونَ  fiili  نَ ‘un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul  و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.  تَزْعُمُونَ ‘nin iki mef’ûlüde önceki kelamın delaletiyle mahzuftur. Takdiri; تزعمونهم شركاء (Ortaklar iddia ediyorlar) şeklindedir.

Gayri munsarif isimler: Kesra (esre) ve tenvini alamayan isimlerdir. Gayri munsarif isimler esre yerine fetha alırlar. Yani bu isimler ref halinde damme, nasb halinde fetha, cer halinde yine fetha alırlar. Gayri munsarife “memnu’un mine’s-sarf (اَلْمَمْنُوعُ مِنَ الصَّرفِ)” da denir. Arapçada kullanılmakla birlikte Arapça kökenli olmayan alem (özel) isimler (Yer, ülke, kişi adları vb. gibi isimler) de gayrı munsarıfa girer. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Has ism-i mevsûller marife isimden sonra geldiğinde kelimenin sıfatı olur. Cümledeki yerine göre onun unsuru (Fail, mef’ûl,muzâfun ileyh) olur. (Arapça Dil Bilgisi, Nahiv, Dr. M.Meral Çörtü,s; 44)

يُنَاد۪ي  fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil mufâale babındandır. Sülâsîsi  ندي ’dir. 

Mufâale babı fiile müşareket (ortaklık), bir işi peşpeşe yapmak, teksir (çokluk, bir işi çok yapmak) gibi anlamlar katar. Müşareket (İşteşlik – ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir. (sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ

 

Ayet, atıf harfi  وَ ‘la önceki ayetteki istînâf cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Zaman zarfı  يَوْمَ , takdiri اذكر  (Düşün, hatırla!) olan mahzuf bir fiile mütealliktir. Bu takdire göre cümle, emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.

Muzâfun ileyh olarak mahallen mecrur olan  يُنَاد۪يهِمْ  cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Fiildeki merfû zamir Allah Teâlâ’ya aittir.

وَعَدْنَاهُ - يُنَاد۪يهِمْ  kelimeleri arasında mütekellimden gaibe geçişe güzel bir iltifat sanatı vardır. Önceki ayetteki azamet zamirinden, gaib zamire geçişte iltifat sanatı vardır.


فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

 

Cümle, atıf harfi  فَ  ile  öncesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

يَقُولُ  fiilinin mekulü’l-kavli olan  اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ , istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

Sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesinde îcâz-ı hazif ve takdim-tehir sanatları vardır. Soru manasında olan mekân zarfı  اَيْنَ , mahzuf mukaddem habere mütealliktir.  شُرَكَٓاءِيَ  izafeti, muahhar mübtedadır. Bu takdim istifham isimlerinin sadaret hakkı nedeniyledir.

İstifham üslubunda geldiği halde soru kastı taşımayıp tehekküm (istihza) ve tahkir (aşağılama) anlamları taşıdığı için cümle, mecaz-ı mürsel mürekkebdir. Ayrıca cümlede tecâhül-i ârif sanatı vardır.

اَيْنَ  kelimesi, içerisinde kendisine ortak koşulanların bulunduğu mekânı soran istifham ifadesi olmakla birlikte, o gün(din günü) o iddia edilen ortakların kaybolmalarından kinaye olarak kullanılmıştır. Yani olumsuzluk manasında kullanılmıştır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) 

İstifham, ortakların olmadığından kinayedir. Nefy manasındadır. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) 

شُرَكَٓاءِيَ  izafeti, kısaca izah ve muzâfı tahkir içindir.

شُرَكَٓاءِيَ [Benim ortağım] ifadesi onların yanlış inancına mebnidir. Burada onlarla alay edilmektedir. Mef‘ûllerin ikisi de mahzuftur; ifadenin takdiri  الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تزعمونهم شركاء (ortaklarım olduklarını iddia edip durduğunuz şeyler) şeklindedir. Ef‘âl-i kulûb olarak bilinen  ظننت  fiilinde iki mef‘ûlun birden hazfi caizdir; yalnızca biri ile yetinmek doğru olmaz. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t- Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl;Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl)

Muahhar mübteda olan  شُرَكَٓاؤُ۬كُمُ  için sıfat konumundaki cemi müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ينَ  ‘nin sıla cümlesi olan  كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ , nakıs fiil  كَان ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.

كَان ’nin haberi olan  تَزْعُمُونَ , müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

كَانَ ’nin haberinin muzari fiil sıygasında cümle olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar, tecessüm ve teceddüt ifade eder. 

İki mef’ûle müteaddi olan  تَزْعُمُونَ  fiilinin mef’ûllerinin hazfi umum ifade edip zihni devreye sokar, geniş düşünmeye imkân sağlar. Mef’ûllerin hazfi  îcâz-ı hazif sanatıdır.

كَانَ ’nin haberinin muzari fiille gelmesi, geçmişte belirli bir süre devam edip biten eylemler ve geçmişte mûtat olarak yapılan, âdet haline gelmiş davranışlar olmak üzere iki manaya delalet eder. (Vecih Uzunoğlu, Arap Dilinde  كَانَ  ve Kur'an’da Kullanımı, DEÜ İlahiyat Fak. Dergisi Sayı 93)

كَانَ ’nin haberinin muzari fiili olarak gelmesi ise durumun yenilenerek tekrar ettiğine işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, s.103) 

Ayetteki muzari fiiller, hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi) اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ [İddia ettiğiniz ortaklarım nerede?] cümlesinde, alay etme üslubu kullanılmıştır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)