Rûm Sûresi 26. Ayet

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ  ٢٦

Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. Hepsi O’na boyun eğmektedirler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 مَنْ kimseler
2 فِي bulunan
3 السَّمَاوَاتِ göklerde س م و
4 وَالْأَرْضِ ve yerde ا ر ض
5 كُلٌّ hepsi ك ل ل
6 لَهُ O’na
7 قَانِتُونَ ita’at etmektedirler ق ن ت
 

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ

 

İsim cümlesidir. وَ  istînâfiyyedir.  لَهُ  car mecruru mahzuf mukaddem habere mütealliktir. Müşterek ism-i mevsûl  مَنْ  muahhar mübteda olarak mahallen merfûdur. 

فِي السَّمٰوَاتِ  car mecruru mahzuf sılaya mütealliktir.  الْاَرْضِ  atıf harfi  وَ ’la  makabline matuftur.


كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ

 

İsim cümlesidir. كُلٌّ  mübteda olup damme ile merfûdur. Muzâfun ileyhi mahzuftur. Kelimenin sonundaki tenvin, hazfin işareti olarak muzâfun ileyhten ivazdır. Takdiri, كلّ مخلوق (Bütün mahlukat) şeklindedir. لَهُ  car mecruru  قَانِتُونَ ’ye mütealliktir. قَانِتُونَ  haberi olup, ref alameti  و ‘dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır. 

قَانِتُونَ ; sülâsî mücerredi  قنت  olan fiilin ism-i failidir. 

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata), hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ

 

Ayet, atıf harfi  وَ ’la  21. ayetteki   وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً  cümlesine atfedilmiştir. 

Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.

Mübteda ve haberden oluşmuş sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidâî kelamdır.

Cümlede îcâz-ı hazif ve takdim-tehir sanatları vardır. Car-mecrur  لَهُ , mahzuf mukaddem habere mütealliktir. 

Akıllılar için kullanılan mevsûl  مَنْ , tağlîb sanatı yoluyla gayr-ı akilleri de kapsamıştır.

Muahhar mübteda olan müşterek ism-i mevsûl  مَنْ ’in sılası mahzuftur.  فِي السَّمٰوَاتِ , bu mahzuf sılaya mütealliktir.

Müsnedün ileyhin ism-i mevsûlle marife kılınmasındaki maksat, kelamın amacını muhatabın zihnine iyice yerleştirmektir. Sılasının hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır.

وَالْاَرْضِ  , tezat nedeniyle  فِي السَّمٰوَاتِ ’ye atfedilmiştir. 

السَّمٰوَاتِ ’den sonra  الْاَرْضِ ‘ın zikredilmesi, umumdan sonra hususun zikredilmesi babında ıtnâb sanatıdır. Çünkü semavat, arza şamildir.

السَّمٰوَاتِ - الْاَرْضَ  kelimeleri arasında tıbâk-ı îcab ve mürâât-ı nazîr sanatları vardır.

فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ  ibaresindeki  فِي  harfinde istiare-i tebeiyye vardır.  ف۪ي  harfindeki zarfiyet manası dolayısıyla gökyüzü ve yeryüzü, içine girilebilen bir şeye benzetilmiştir. Burada  ف۪ي  harfi kendi manasında kullanılmamıştır. Çünkü   السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ , hakiki manada zarfiyeye yani içine girilmeye müsait değildir. Bu mekânlardaki herşeyi kapsadığını tekid etmek üzere bu harf kullanılmıştır. Câmi’, her iki durumdaki mutlak irtibattır. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır. 

Cenab-ı Allah bu ayetleri zikredip, bunların manası da diğer bir esas olan haşre kudreti ve ilk esas demek olan vahdaniyeti ihtiva ettiği için, O, vahdaniyetine [Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur] ayeti ile işaret etmiştir. O'nun asla ortağı yoktur. Çünkü göklerde ve yerde olan herşey ile göklerin ve yerin bizzat kendileri de O'nundur ve O'nun mülküdür. Binaenaleyh hepsi de O'na boyun eğmiş ve itaat etmiştir. Ortak ise, karşı kor, ortağına denk-eş olur. Şu halde, Cenab-ı Hakk'ın kesinlikle şeriki (ortağı) yoktur. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. 

Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Car mecrur  لَهُ , ihtimam için amili olan  قَانِتُونَ ’ye takdim edilmiştir.

Müsnedün ileyh olan  كُلٌّ ‘ün muzâfun ileyhinin hazfedilmesi îcâz-ı haziftir. Kelimenin sonundaki tenvin hazfin işareti olarak, muzâfun ileyhten ivazdır. 

Müsned olan  قَانِتُونَ , ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s.80)

İsim cümleleri mübteda ve haberden oluşur. Zaman ifade etmez. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir.  İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu (sabit olması) veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)

له ‘lerin tekrarında ıtnâb ve reddü'l-acüz ale’s-sadr sanatı vardır.

Ayette geçen  قانتين  kelimesi itaat etmek manasındadır. Vitir namazında okuduğumuz kunut duası, itaat etme duası manasındadır.

كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ [Hepsi ona itaat eder.] cümlesinde, akıllılara mahsus olan çoğul sıygası kullanıldığı için tağlîb sanatı vardır. Yani akıllılar, di­ğerlerine üstün tutulmuştur. Tağlîb sanatı, edebiyatta kabul edilen güzel sanatlardandır. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefâsir; Ebüssuûd ,İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

[Hepsi ona itaat etmektedir] baş eğerler, irade ve eyleminden çıkmazlar. Akılsızlar için olan  ما  kullanıp da sonradan genelleme yaparak akıllılar için olan  قَانِتُونَ  sıygasını kullanması, isnatta bulunanları küçültmek içindir. (Beyzâvî,Envârü’t-Tenzîl Ve Esrârü’t-Te’vîl; Ebüssuûd ,İrşâdü’l- Akli’s-Selîm

İbn Abbâs dedi ki:  قَانِتُونَ  Boyun eğenlerden kasıt namaz kılanlardır. er-Rabî' b. Enes dedi ki: kıyamet gününde ayağa kalkacaklardır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

[O gün insanlar alemlerin Rabbi huzurunda duracaklardır.] (el-Mutaffifin, 83/6) Bundan maksat hesap için kalkacak olmalarıdır. el-Hasen dedi ki: Herkes Allah için kendisinin O'nun kulu olduğuna dair şahitlik edecektir. Saîd b. Cübeyr dedi ki: ihlas ile O'na ibadet edenler, anlamındadır. (Kurtubî, El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân)