تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِۙ ٢
Kitaptan maksat Kur’an-ı Kerîm veya onun, bu sûrenin öncesinde inmiş olan kısmıdır. Kur’an’ın niteliği olarak zikredilen hakîm kelimesi, onun en doğru ve en yararlı bilgiler içerdiğini ifade eder; 3. âyetteki hüdâ ve rahmet kelimeleri de bu anlamı açmaktadır. Kur’an âyetleri insanlık için bir nimet olmakla birlikte onlardan ancak “güzel işler peşinde olanlar” yararlanabileceklerdir. 4. âyette bu kimselerin özellikleri namazı özenle kılmak, zekâtı vermek ve âhirete kesin olarak inanmak şeklinde özetlenirken Allah’a iman şartının açıkça belirtilmesine gerek görülmemiştir, çünkü 3. âyetin sonundaki muhsin kelimesinin masdarı olan ihsan kavramı Allah’a imanı da içermektedir (İbn Âşûr, XXI, 141). Nitekim bir hadiste, “İhsan Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmektir” buyurulmuştur (Buhârî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 5-7).
Bu sûrenin indiği dönemde henüz beş vakit namazın ve zekâtın farz kılınmadığı dikkate alınırsa buradaki namazı umumi mânada Allah’a “ibadet ve dua” veya o dönemdeki şekliyle namaz, zekâtı da bilhassa o sıralarda putperestlerin zulüm ve baskısı altında büyük sıkıntılar yaşayan müslümanlar için özel bir önem taşıyan “malî dayanışma” olarak anlamak yerinde olur.
Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 331تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِۙ
İsim cümlesidir. İşaret ismi تِلْكَ mübteda olarak mahallen merfûdur. اٰيَاتُ mübtedanın haberi olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. الْكِتَابِ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. الْحَك۪يمِ kelimesi الْكِتَابِ ’ın sıfatı olup kesra ile mecrurdur.
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِۙ
Surenin ilk ayeti ibtidaiyye olarak fasılla gelmiştir.
Mübteda ve haberden müteşekkil sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Müsnedün ileyh, cem ve tecessüm ifade eden işaret ismiyle marife olmuştur. İşaret ismi, işaret edilen manayı kâmil bir şekilde tarif edip ortaya çıkarır. Öyle ki kendisinden bahsedilen şey çok net olarak ortaya çıkar. Ayrıca bahsedilen şeyin açıklanmasının çok önemli olduğuna delalet eder. Bütün bunlara ilaveten burada müşarun ileyhe tazim ifade eder.
İşaret isminde istiare sanatı vardır. تِلْكَ ile ayetlere işaret edilmiştir. Ayetler, elle tutulur gözle görülür maddi bir şey yerine konmuştur. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları da vardır.
Bilindiği gibi işaret ismi, mahsus şeyler için kullanılır. Ama burada olduğu gibi aklî şeyler için kullanıldığında istiâre olur. Câmi; her ikisinde de “vücûdun tahakkuku”dur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kuran Işığında Belagat Dersleri Beyan İlmi)
Müsned olan اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِ izafeti, hem muzâf hem de muzâfun ileyhin şanı içindir.
Müsnedin izafetle marife olması, az sözle çok anlam amacı taşımasının yanında işaret edilene tazim ifade eder. Çünkü müsnedin tazim ifade eden bir kelimeye muzaf olması müsnedün ileyhe de tazim kazandırır.
الْحَك۪يمِ kelimesi, الْـكِتَابِ için sıfattır. Sıfat, mevsûfunun bir özelliğini bildirmek için yapılan ıtnâb sanatıdır. Mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
الْكِتَابِ الْحَك۪يمِ ifadesinde istiare sanatı vardır. Kitap, bir şahıs özelliği olan hikmetli, doğru karar veren anlamında, ism-i fail kalıbındaki الْحَك۪يمِ ile sıfatlanarak kişileştirilmiş, iradesi olan bir canlıya benzetilmiştir. Bu ifadede mübalağa ve tecessüm sanatları vardır.
الْحَك۪يمِ , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsûfta sürekli varlığına, sıfatın mevsûfun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.
ذَ ٰلِكَ ve تِلْكَ ile muşârun ileyh en kâmil şekilde ayırt edilir. Dil alimleri sadece mühim bir haber vermek istedikleri zaman muşârun ileyhi bu işaret ismiyle kâmil olarak temyiz ederler. Çünkü bu şekilde işaret ederek verdikleri haber başka hiçbir kelamdan bu kadar açık bir şekilde ortaya konmaz. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, Duhan Suresi 57, C. 5, s. 190)
İsim cümlelerinin asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir. İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu veya bazı karinelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)
Kitap حَك۪يمِ olarak vasıflanmıştır. Bu kelime hem hikmet hem hüküm manasında olabilir. Yani bu kitap hikmet sahibidir ya da bu kitap diğer kitaplara hâkimdir ve onlar üzerinde gözetleyici, denetleyici ve onların gerçek niteliklerini ortaya koyucudur. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, Lokman Suresi 2, c. 2, s. 378)
الْكِتَابِ الْحَك۪يمِ cümlesinde ism-i fail kalıbı, ism-i mef’ûl manasında kullanılmıştır. Yani kendisine bozukluk gelemeyen, yalan ve çelişki arız olmayan [sağlam kitap] demektir. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir,Yunus/1) Fail-mef’ûl alakasıyla mecaz-ı mürseldir.
Bu surede, Kitab'ın, الْكِتَابِ الْحَك۪يمِۙ [Hikmetli kitap] denilerek hikmet vasfıyla nitelenmesi, bu mübarek surenin atmosferine uygundur. Çünkü hikmet konusu, surede tekrarlanmıştır: وَلَقَدۡ ءَاتَیۡنَا لُقۡمَـٰنَ ٱلۡحِكۡمَةَ أَنِ ٱشۡكُرۡ لِلَّهِۚ [Biz Lokman'a hikmet verdik.] buyurulmuş, dolayısıyla Kur'an'ın lafızlarla konular arasında uygunluk sağlama üslubuna göre bu yüce kitabın sıfatları arasından hikmet vasfının seçilmesi uygun düşmüştür. (Sâbûnî, Safvetü’t Tefasir)
Hikmetli kitap, hikmet içeren, içinde hikmet bulunan kitap demektir. Veya kitap mecazî isnadla Allah’ın الْحَك۪يمِۙ sıfatıyla sıfatlanmıştır. Ayrıca الْحَك۪يمِۙ ifadesinin الْحَك۪يمِۙ قَاءلُهُ (söyleyeni hakîm olan kitabın ayetleri) şeklinde olması da caizdir yani muzâf (قَاءلُ) hazf edilmiş ve yerine muzâfun ileyh (هُ) getirilmiştir. Bu muzâfun ileyh, mecrur iken merfûya dönüşmekle (yani fail durumuna gelmekle) sıfat-ı müşebbehe olan حَك۪يمِ kelimesinde gizlenebilmiştir. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl)
Ayet-i kerimede geçen اٰيَاتُ الْكِتَابِ arasındaki izafet مِن manasındadır. (Celâleyn Tefsiri)
اٰيَاتُ الْكِتَابِ ifadesi, işaret isminin haberidir. Ayetlerin ism-i işaretle ifade edilmesinde değerini yüceltmek için bir tenbih vardır. Hikmet sahibi, hidayet, rahmet, vesile ve muvaffakiyet olarak nitelendirilen الْكِتَابِ ’a ayetlerin eklenmesi de buna delildir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
Kitabın hikmet vasfıyla nitelenmesi, Lokman’ın (a.s) hikmetinden bahsetmek maksadına dair berâat-i istihlâldir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)