Yâsin Sûresi 29. Ayet

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ  ٢٩

Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 إِنْ hayır
2 كَانَتْ oldu ك و ن
3 إِلَّا sadece
4 صَيْحَةً korkunç gürültü ص ي ح
5 وَاحِدَةً bir tek و ح د
6 فَإِذَا hemen
7 هُمْ onlar
8 خَامِدُونَ sönüverdiler خ م د
 

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ

 

İsim cümlesidir.  اِنْ  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır. كَانَ  nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder.

كَانَتْ  nakıs, fetha üzere mebni mazi fiildir.  تْ  te’nis alametidir. كَانَتْ ’nin ismi müstetir olup takdiri  هى ’dir. اِلَّا  hasr edatıdır.  صَيْحَةً  kelimesi  كَانَتْ ‘in haberi olup fetha ile mansubdur.  وَاحِدَةً  kelimesi  صَيْحَةً ‘in sıfatı olup fetha ile mansubdur.

فَ  atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

اِذَا  mufacee harfidir.  اِذَا , isim cümlesinin önüne geldiğinde “birdenbire, ansızın” manasında mufacee harfi olur.

Munfasıl zamir  هُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  خَامِدُونَ  mübtedanın haberi olup ref alameti و ‘dır. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur.Ayette müfred şeklindedir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

خَامِدُونَ ; sülâsî mücerredi  خمد  olan fiilin ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ

 

Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümle, nakıs fiil  كَانَ ’nin dahil olduğu sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır. 

Nefy harfi  اِنْ  ve istisna edatı  اِلَّٓا  ile oluşan kasr cümleyi tekid etmiş, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki mana kazandırmıştır 

Kasr  كَانَ ‘nin ismiyle ile haberi arasındadır. كَانَ 'nin ismi maksûr/mevsûf,  صَيْحَةً وَاحِدَةً  maksûrun aleyh/sıfat olmak üzere kasr-ı mevsûf ale’s sıfattır.

صَيْحَةً  için sıfat olan  وَاحِدَةً , mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.

فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ  cümlesi, atıf harfi  فَ  ile makabline matuftur. Atıf sebebi zaman ve mekandaki ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. 

Mübteda ve haberden müteşekkil, sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır. 

Cümleye dahil olan  اِذَا ; müfacee harfidir. Aniden olan beklenmedik durumları ifade eder. Özellikle  فَ  ile birlikte kullanıldığı zaman cümleye, “ansızın, bir de bakarsın ki hayret verici bir durum” anlamları katar.

Müsned olan  خَامِدُونَ, ism-i fail vezninde gelerek bu özelliğin müsnedün ileyhteki istimrar ve istikrarına işaret etmiş, isim cümlesinin sübutunu artırmıştır.

İsim cümlesindeki ism-i fail istimrar ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

İsm-i fail sübuta, istikrara ve sıfatın mevsûfa olan bağlılığına delalet eder. (Halidî, Vakafat, s.80)

هُمْ خَامِدُونَ  cümlesinde istiare sanatı vardır. Bu ifadede sönmek manasındaki  خَامِدُونَ , helak olmak, ölmek anlamında müstear olmuştur. İnsanların ölümü, yanan ateşin sönmesine benzetilmiştir. Mübalağa için gelen bu üslupta tecessüm sanatı da vardır. 

Onların halinin "sönme" olarak anlatılması çok güzeldir. Çünkü canlı olanda, çokça hararet (sıcaklık) vardır. Ne zaman bu (umut) harareti fazla olursa, gazap (öfke) ve şehvet de o nispette artar ve ileri olur. Onlar da böyle ateşli idiler, öfkeli oluşları, kendilerine nasihat eden mümin bir kimseyi öldürmelerinden de anlaşılmaktadır. Şehvetli oluşları da, o andaki bazı (geçici) dünya lezzetlerini elden kaçırmama gayretiyle, devamlı olan (ahiret) azabını hesaba katmamalarından anlaşılmaktadır. Binaenaleyh onlar, cayır cayır yanan ateş gibi hararetli idiler. Bir de, onlar tıpkı ateş ve ateşten yaratılan varlıklar (şeytanlar) gibi, zorba ve kibir taslayan kimselerdi. Bundan dolayı Cenab-ı Hak, "Onlar hemen sönüverdiler" buyurmuştur. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Yani tek bir sayhadan başka ne bir ceza, ne de benzeri başka bir şey var, demektir. كَانَتْ 'in ismi gizli zamirdir. Nefy harfi olarak  لم  veya  لا  değil,  اِنْ  harfi gelmiştir. Zira  اِنْ , harfi  مَٓا  harfinden daha kuvvetlidir. Bunun için çoğunlukla  اِلَّا ‘nın yanında kasır ifadesi için bu harf kullanılmıştır. Bunların bir arada geldiği yerler incelenirse bu dediğimiz mana açıkça görülür. 

Ayette geçen  وَاحِدَةً  manayı tekid eden bir sıfattır ve iki mana taşır:

Allah'ın kudretini ve bu kişilerin değersizliğini ve zayıflığını mübalağalı olarak açıklar. Onların helak olmak için tek bir sayhadan fazlasına ihtiyacı yoktur.  كَانَتْ 'in ismi yeterince açık olduğu için gizlenmiştir. Zikredilmese de makam ona delalet eder. 

Ayetteki  فَ  harfi ve müfâcee ifade eden  اِذَا , helaklarının ne kadar hızlı olduğunu ifade eder. Çünkü  فَ  tertip ve takip manasındadır.  اِذَا  da aniden oluşu anlatır. Bu iki harf bir arada geldiği vakit hem aniden oluşa, hem de sayha ile ölüp yok olmaları arasında bir mühlet olmadığına delalet eder.  فَ  yerine وَ  harfi gelseydi, takip manası ve bu sayha sebebiyle helak oldukları ifade edilmemiş olurdu. Çünkü وَ  harfi sebep ifade ermez, sadece tabi olmayı ifade eder.

Dolayısıyla وَ  harfi gelerek hem sebep, hem de sürat manasını ifade etmiştir. Başka hiçbir harf bu manayı ifade edemez.(Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, c.2, s.140)

Tefsîrü'l Kebîr'de  وَاحِدَةً  kelimesinin, bu fiilin Allah'a kolay olduğu manasını tekid etmek için olduğu yazılıdır.  فَإِذَا هُمْ خَامِدُونَ  [Bir anda sönüp gittiler] cümlesinde de ne kadar çabuk helak olduklarına işaret vardır. Çünkü helakları sayhayla birlikte olmuştur, hiçbir gecikme söz konusu değildir. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, c.2, s.141; (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb)

Helak edilen bir topluluğun söz konusu edildiği bu ayetin tefsirinde müfessirimiz şunları kaydeder: خَامِدُونَ [Sönenler] ifadesi, ölüler manasınadır. Bu kimseler ateşe benzetilmişlerdir; çünkü canlı; alevi yükselen ateşi, ölü de külü sembolize eder. Nitekim şair Lebid şöyle demiştir: Kişi ancak yükselen alev ve ışığı gibidir; Öldükten sonra geriye kül olarak kalır. Şiirde istişhad mahalli, külün ölüye, canlının parlayan aleve benzetilmesidir. Bu açıklama buradaki istiarenin, istiare-i mekniyye olduğunu gösterir. (Süleyman Gür, Kâzî Beyzâvî Tefsîrinde Belâgat İlmi Ve Uygulanışı; Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm; Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr) Burada iki tane istiare vardır. Biri sarihî diğeri meknî istiaredir. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)  

Bundan Antakya halkının mahvolduğunu, helak olduğunu anlamak istemişlerse de Hristiyanlık daveti karşısında müşrik Roma devletinin ortadan kalkmış olduğunu anlamak daha kapsamlıdır. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili)