اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ ١٢٦
اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ
اَللّٰهَ lafza-i celâl اَحْسَنَ ‘den bedel veya atf-ı beyan olup fetha ile mansubdur. رَبَّكُمْ lafza-i celâlden sıfat veya bedel olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمُ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
رَبَّ atıf harfi وَ ‘la makabline matuftur. Aynı zamanda muzâftır. اٰبَٓائِكُمُ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. Muttasıl zamir كُمُ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
الْاَوَّل۪ينَ kelimesi اٰبَٓائِكُمُ ‘un sıfatı olup, cer alameti ى ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.
Bedel: Metbuundaki kapalılığı açıklamak ve pekiştirmek gibi sebeplerle getirilen ve irab bakımından metbuuna uyan tabidir. Bedelden önce gelen ve bedelin îrabını almış olduğu kelimeye “mübdelün minh” denir.
Bedel 3 gruba ayrılır: 1. Bedel-i kül, 2. Bedel-i ba’z, 3. Bedel-i iştimâl. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.
Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.
Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat 2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.
1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar 2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.
2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar.
Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ
Lafza-ı celâl, önceki ayetteki اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَ ‘den bedeldir. رَبَّكُمْ kelimesi اَللّٰهَ ‘den bedeldir. وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ , makabline matuftur.
اَللّٰهَ - رَبَّ kelimeleri arasında mürâât-ı nazîr sanatı vardır.
Ayetteki izafetler kısa yoldan izah ve muzâfun ileyhleri tazim içindir.
رَبَّ isminin tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
الْاَوَّل۪ينَ kelimesi اٰبَٓائِ için sıfattır. Dolayısıyla cümlede ıtnâb sanatı vardır.
Sıfat, tâbi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için kullanılan bir açıklama biçimidir. Sıfatın kullanılmasının, matbusunun daha iyi tanınması, övülmesi, yerilmesi, pekiştirilmesi, acındırılması, kapalılığının giderilmesi, tahsis edilmesi gibi maksatları vardır. Itnâb, bazen de sıfatlar vasıtasıyla yapılmaktadır. (Ar. Gör. Ömer Kara, Belâgat İlminde İki İfade Biçimi: Itnâb-Îcâz (I) Kur’an Metninin Anlaşılmasındaki Rolü Üzerine Bir Deneme)
Allah ve Rab isimlerinin arka arkaya gelmesiyle Rabbin Allah olduğu, Allah’tan başka Rab olmadığı vurgulanır. (Fâdıl Sâlih Sâmerrâî, Beyânî Tefsir Yolu, c. 4, s. 234)
Herhangi bir takdir ya da hazf söz konusu olmaksızın mübteda ve haberdir. Yani: Allah sizin de Rabbinizdir, sizden önceki atalarınızın da Rabbidir. Ayrıca Ali b. Süleyman'ın ref ile okumanın daha uygun ve daha güzel olduğu kanaatinde olduğunu da gördüm. Çünkü ondan öncesi bir ayet sonudur, dolayısıyla yeni bir ifade başlangıcı olması daha uygundur. (Kurtubî)
Sayfada istisnasız وَ - نَ ve ي - نَ harflerinden oluşan fasıla ahengi, okuyucunun göz ve kulak zevkine hitap eden latif bir sanatsal güzelliktir. Bu fasılalarda luzum ma la yelzem sanatı vardır.
اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ (Lafza-i Celâl’i) mübteda olmak üzere merfû okunduğu gibi, bedel olmak üzere mansub da okunmuştur. Hamza geçiş yaparken mansub, vakfederken de merfû okurmuş. (Keşşâf)