Sâffât Sûresi 171. Ayet

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ  ١٧١

Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَلَقَدْ ve andolsun
2 سَبَقَتْ geçmişti س ب ق
3 كَلِمَتُنَا şu sözümüz ك ل م
4 لِعِبَادِنَا kullarımıza ع ب د
5 الْمُرْسَلِينَ gönderilen elçi ر س ل
 

Kur’an, hakkın bâtılı yendiğini, bâtılın yenilgiye mahkûm olduğunu bildirir (İsrâ 17/81). Peygamberler inanç ve yaşayışta hakkın temsilcileri, hak yolunun davetçileridir. Şu halde zafer peygamberlerin ve onların temsil ettiği tevhid inancına, üstün ahlâka dayalı dinin olacak; “Allah’ın ordusu” yani peygamberler ve onların yolunu izleyenler, bâtıl ve dalâletin temsilcileri olan inkârcılara, putperestlere, hak ve adalet yolundan sapmışlara karşı galip geleceklerdir. Hayatın ârızî şartları veya inananların kendi kusurları yüzünden yahut Allah’ın bir imtihanı olarak zaman zaman aksi görülse de Allah’ın vaadi, dolayısıyla genel yasası budur. Allah, geçmişteki peygamberlere bunu müjdelemiştir ve bu müjde her dönem için geçerlidir; çünkü Râzî’nin deyimiyle, “Hayır dâimî, şer ârizîdir ve dâimî olan ârizî olandan daha güçlüdür” (XXVI, 172). Böylece bu âyetlerde Kur’an’ın birçok defa tekrarladığı ifadeyle, “inanıp iyi ve erdemli işler yapanlar”a inanç, güven, kararlılık ve iyimserlik telkin edilmektedir.

 

Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 561
 

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ

 

Fiil cümlesidir.  وَ  atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

لَ  harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ  tahkik harfidir. Tekid ifade eder.

سَبَقَتْ  fetha üzere mebni mazi fiildir.  تْ  te’nis alametidir. كَلِمَتُنَا  fail olup damme ile merfûdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  نَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.  

لِعِبَادِنَا  car mecruru  كَلِمَتُنَا ‘nın mahzuf haline mütealliktir.  الْمُرْسَل۪ينَ  kelimesi  عِبَادِنَا ‘nın sıfatı olup, cer alameti  ى ’dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanırlar.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

الْمُرْسَل۪ينَ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i mef’ûludur.

 

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ

 

وَ  istînâfiyye,  لَ  mahzuf kasemin cevabına gelen muvattiedir. Cümle, mahzuf kasemin cevabıdır. Kasem ve tahkik harfi  قَدْ ‘la tekid edilmiş müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır. Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte terkip, kasem üslubunda gayrı talebî inşâî isnaddır.

Allah Teâlâ’ya ait olan zamire muzâf olması,  عِبَادِ  ve  كَلِمَتُ  için tazim ve teşrif ifade eder. 

[Andolsun ki gönderilen kullarımız hakkında, bizim geçmiş sözümüz vardır.] sözü, Allah Tealanın Hz. Peygambere destek ve teselli anlamı taşımaktadır. Bu idmâc sanatıdır. 

Kelime, Allahın vaadinden kinayedir.

لِعِبَادِنَا  car mecruru,  كَلِمَتُنَا ‘nın mahzuf haline mütealliktir.

عِبَادِ  için sıfat olan  الْمُرْسَل۪ينَۚ , mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır.

İstînâfiyye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)

Bu askerlerden murad Peygamberimizin tâbileridir. İşte onlar, dünyada da, ahirette de düşmanlarına galip geleceklerdir. Onların bazı savaşlarda kısmî mağlubiyete uğramaları, bu ilâhi vaade halel getirmez; çünkü onların mücadeleleri sırasında biraz sıkıntı ve eziyet görülse de, sonuçları genellikle başarı ve zaferdir. Ve hüküm, her konuda galip ve ekseri haller içindir.

İbn Abbâs'tan rivayet olunduğuna göre: "İslam mücahidleri dünyada bazı hallerde zafer kazanmasalar da, yine uhrevi zafer onlarındır." (Ebüssuûd)