Sâffât Sûresi 59. Ayet

اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ  ٥٩

“Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?”  (58 - 59. Ayetler Meali)
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 إِلَّا dışında
2 مَوْتَتَنَا ölümümüz م و ت
3 الْأُولَىٰ ilk ا و ل
4 وَمَا ve değiliz
5 نَحْنُ biz
6 بِمُعَذَّبِينَ azaba uğratılcak ع ذ ب
 

“Artık bir daha ölmeyeceğiz değil mi?” anlamındaki soru cümlesi, cennet hayatının sonsuzluğu konusunda bir kuşku ifadesi değil, orada bulunanların, nâil oldukları nimetlerden dolayı hissettikleri şaşkınlık ve mutluluğun büyüklüğünden dolayı söylenecek bir sözdür (Râzî, XXVI, 139). “Önceki ölüm”le bireyin dünya hayatının son bulduğu ölümü kastedilmiştir. “Amel sahipleri böylesi bir kurtuluş için çalışmalıdırlar” ifadesi ise âhiret mutluluğunu kazanmanın, dünyada bu uğurda harcanacak çabaya bağlı olduğunu göstermektedir. 

 

 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 535
 

اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى

 

اِلَّا  istisna harfi olup, istisna-i munkatı’adır. مَوْتَتَنَا  müstesna olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Mütekellim zamiri  نَا  muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. الْاُو۫لٰى  kelimesi  مَوْتَتَنَا ‘nın sıfatı olup elif üzere mukadder fetha ile mansubdur. Maksur isimdir. 

İstisna; bir nesneyi, kişiyi veya hükmü istisna edatlarından biriyle cümledeki hükmün dışında tutmaktır.İstisnanın 3 unsuru vardır:

1. İstisna edatı: Cümlede kullanılan edatlardır.

2. Müstesna: İstisna edatından sonra gelen kelimedir. İstisna edilen, hariç tutulan kelimedir.

3. Müstesna minh: İstisna edatından önce gelen kelimedir. Kendisinden bir şeyin hariç tutulduğu, genellikle çoğul olan bir kelimedir.

İstisnanın kısımları 3’e ayrılır:1. Muttasıl istisna 2. Munkatı istisna 3. Müferrağ istisna.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Maksur isimler: Sondan bir önceki harfi fethalı olup son harfi (ى) olan isimlere “maksur isimler” denir. Maksur isimler genellikle (ى) ile biter. Fakat çok az olarak (ا) ile biten maksur isimler de vardır. Maksur isimlerin sonunda yer alan bu harflere “elif-i maksure” denir.  اَلْفَتَى – اَلْعَصَا  gibi…

Maksur isimlerin irab durumu şöyledir: Merfu halinde takdiri damme ile, mansub halinde takdiri fetha ile, mecrur halinde takdiri kesra ile irab edilir. Yani maksur isimler merfu, mansub, mecrur hallerinde hep takdiri olarak (takdiren) irab edilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

   وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ

 

 

İsim cümlesidir. Atıf harfi وَ ‘ la  مَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَ  cümlesine matuftur.  

مَا  olumsuzluk harfi olup  لَيْسَ  gibi amel eder. İsmini ref, haberini nasb eder. 

نَحْنُ  munfasıl zamir  مَا ‘nın ismi olarak mahallen merfûdur.  بِ  harf-i ceri zaiddir. مُعَذَّب۪ينَ  ‘nin cer alameti ي ‘dir. مَا ‘nın haberi olarak mahallen mansubdur. 

Burada  بِ  harfi manayı pekiştirmek için gelmiş olup zaiddir. Olumlu cümlelerde  ل  harfinin tekid ifade etmesi gibi olumsuz cümlelerde de  لَيْسَ  ve  مَا 'nın haberinin başında gelen  بِ  harfi tekid bildirir. (Suyûtî, İtkân fî Ulûmi’l-Kur’ân, II, 142) 

مُعَذَّب۪ينَ , sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan tef’il babının ism-i mef’ûlüdür.

 

اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ

 

اِلَّا  istisna harfi,  مَوْتَتَنَا  müstesnadır. İstisna munkatı’ dır. 

اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى  sözündeki istisna, ism-i failin durumu gibi şimdiki ve gelecekteki ölümü olumsuzladığından munkatı’ istisnadır. Bu sebeple müstesnanın olumsuzluğa dahil olmadığı durumlara munkatı’ istisna diyebiliriz. (Âşûr)

مَوْتَتَنَا  için sıfat olan  الْاُو۫لٰى , mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbıdır.

مَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ  cümlesi, makabline matuftur. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Sübut ifade eden menfi isim cümlesi, faide-i haber inkârî kelamdır.

مَا  nefy harfi  لَيْسَ  gibi amel etmiştir.  نَحْنُ  munfasıl zamiri  مَا ’nın ismi, بِمُعَذَّب۪ينَ  ise haberidir. بِ  harfi zaiddir.  مُعَذَّب۪ينَ  lafzen mecrur, mahallen mansubdur. 

İsim cümleleri, mübteda ve haberden oluşur. Zaman ifade etmez. Asıl kuruluş sebebi; müsnedin, müsnedün ileyh için sabit olduğunu ifade etmektir.  İsim cümlesinin haberi müfred ya da isim cümlesi olursa, asıl konulduğu mana olan sübutu (sabit olması) veya bazı karînelerle istimrarı (devamlılığı) ifade eder. İstimrar ifadesi daha çok medh ve zem durumlarında olur. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meâni İlmi)