Sâffât Sûresi 74. Ayet

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟  ٧٤

Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 إِلَّا ancak hariçtir
2 عِبَادَ kulları ع ب د
3 اللَّهِ Allah’ın
4 الْمُخْلَصِينَ halis خ ل ص
 

“Onlar”dan maksat, putperest atalarını körü körüne taklit eden Araplar’dır. Henüz inkârcıların sayılarının müminlerden çok olduğu Mekke döneminde inen bu âyetlerde hidayet ve dalâletin ölçüsünün azlık-çokluk değil, doğruluk-yanlışlık şeklindeki sabit ve objektif değerler olduğu; nitekim geçmiş çağlarda da kendilerine peygamberler gönderilip uyarılmış oldukları halde nice toplumların, sayılarının çokluğuna rağmen, inkâr ve günahlarda ısrar ederek yollarını sapıtmaları yüzünden başlarına gelen felâketlerle yok olup gittikleri, sadece içtenlikle Allah’a inanıp yolundan gidenlerin kurtulabildikleri hatırlatılmaktadır. Burada inkârcılara yönelik bir uyarı bulunduğu gibi Hz. Peygamber’e de onların çokluğuna bakarak ümitsizliğe kapılmadan görevini sabırla sürdürmesi yönünde bir teşvik vardır (Râzî, XXVI, 143). 

 

 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 537
 

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟

 

اِلَّا  istisna edatı olup, istisna-i munkatı’a dır.  عِبَادَ اللّٰهِ  müstesna olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. اللّٰهِ  lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. مُخْلَص۪ينَ۟  kelimesi  عِبَادَ ‘ın sıfatı olup nasb alameti  ي ‘dir. Cemi müzekker salim kelimeler harfle îrablanır.

İstisna; bir nesneyi, kişiyi veya hükmü istisna edatlarından biriyle cümledeki hükmün dışında tutmaktır.İstisnanın 3 unsuru vardır:

1. İstisna edatı: Cümlede kullanılan edatlardır.

2. Müstesna: İstisna edatından sonra gelen kelimedir. İstisna edilen, hariç tutulan kelimedir.

3. Müstesna minh: İstisna edatından önce gelen kelimedir. Kendisinden bir şeyin hariç tutulduğu, genellikle çoğul olan bir kelimedir.

İstisnanın kısımları 3’e ayrılır:1. Muttasıl istisna 2. Munkatı istisna 3. Müferrağ istisna.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

مُخْلَص۪ينَ۟ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i mef’ûlüdür.

 

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟

 

Ayet önceki ayette bahsi geçenlerden istisna edilenleri bildirmektedir.  عِبَادَ اللّٰهِ  müstesnadır.  

عِبَادَ اللّٰهِ  izafetinde Allah Teâlâ’ya muzâf olmasıyla  عِبَادِ , şan ve şeref kazanmıştır.

Ayette mütekellim Allah Teâlâ olduğu halde  اللّٰهِ  isminin zikredilmesi tecrîd sanatıdır.

الْمُخْلَص۪ينَ  kelimesi  عِبَادَ اللّٰهِ  için sıfattır. Dolayısıyla cümlede ıtnâb sanatı vardır.

Sıfat, tabi olduğu kelimenin sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için kullanılan bir açıklama biçimidir. Sıfatın kullanılmasının, metbusunun daha iyi tanınması, övülmesi, yerilmesi, pekiştirilmesi, acındırılması, kapalılığının giderilmesi, tahsis edilmesi gibi maksatları vardır. Itnâb, bazen de sıfatlar vasıtasıyla yapılmaktadır. (Ar. Gör. Ömer Kara, Belâgat İlminde İki İfade Biçimi: Itnâb-Îcâz (I) Kur’ân Metninin Anlaşılmasındaki Rolü Üzerine Bir Deneme)

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟ [Lakin Allah’ın… kulları müstesna] ifadesi istisna-i münkatı’ üzere gelmiştir. (Keşşâf) 

Bu istisnanın "korkutulanların" lafzından istisna olduğu söylendiği gibi, yüce Allah'ın "Yemin olsun ki onlardan önce olanların bir çoğunu sapıtmıştık" ayetinden istisna olduğu da söylenmiştir. (Kurtubî)     

Ancak Allah'ın ihlaslı kulları hariç onların uyarmalarından ders alan, Allah için dinlerinde ihlâslı olanlar hariç demektir. Feth ile  مُخْلَص۪ينَ۟  de okunmuştur ki, Allah onları dinleri için halis hale getirdi demektir. فَانْظُرْ  (Bak) hitabı, Resul (sav)‘dir. Maksat kavmidir, çünkü onlar da öncekilerin haberlerini işittiler ve eserlerini gördüler. (Beyzâvî) 

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟  cümlesinin  الأوَّلِينَ ’den istisna edilmesi muttasıl istisnadır. عِبادَ اللَّهِ المُخْلَصِينَ olarak ifade edilen kişiler  المُنْذَرِينَ  cümlesi içerisindeki uyarılanlar topluluğuna dahil kişiler iken, onlar uyarıcıları tasdik ettiler ve diğer uyarılan kimseleri bekleyen kötü sona düçar olmaktan kurtuldular. (Âşûr)

Bu ayet, 40-128-160 ayetlerin tekrarıdır. Cümleler arasında tekrir, ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.

Böyle tekrarlar kelamdaki cüzleri birbirine bağlar, aralarında bir ilişki kurar ve dokuyu bütünleştirir. Bunlar çok tekrarlanır ki iman ve yakîn sabitleşsin. Eğer murad sadece bilmek olsaydı, bir kere söylenmesi yeterli olurdu.

Tekrarlanan cümlelerin manasının nefiste yerleşmesi arzu edilir, hatta zatın bir cüzü haline gelinceye kadar tekid edilir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâğî Tefsiri, Ahkaf/28, C. 7, S. 314)