Nisâ Sûresi 42. Ayet

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثاً۟  ٤٢

O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler.
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 يَوْمَئِذٍ o gün
2 يَوَدُّ isterler و د د
3 الَّذِينَ kimseler
4 كَفَرُوا inkar eden(ler) ك ف ر
5 وَعَصَوُا ve karşı gelenler ع ص ي
6 الرَّسُولَ Elçi’ye ر س ل
7 لَوْ (mümkün olsa)
8 تُسَوَّىٰ bir olmayı س و ي
9 بِهِمُ
10 الْأَرْضُ yer ile ا ر ض
11 وَلَا
12 يَكْتُمُونَ ve gizleyemezler ك ت م
13 اللَّهَ Allah’tan
14 حَدِيثًا (hiçbir) söz ح د ث
 

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ

يَوْمَ  zaman zarfı  يَوَدُّ  fiiline mütealliktir.  يَوْمَ  zaman zarfı,  إذ ’e muzâftır.  يَوْمَ  ref mahallinde feth üzere mebnidir. إذ  mukadder sükun ile mebni bir isimdir. Çünkü muzâfun ileyh olarak cer mahallindedir. Aldığı tenvin ise mahzuf bir cümleden avzdır.Takdiri; يوم إذ جئنا  (Getirdiğimiz gün) şeklindedir.

Fiil cümlesidir. يَوَدُّ  damme ile merfû muzari fiildir. Cemi müzekker has ism-i mevsûl  الَّذ۪ينَ  fail olarak mahallen merfûdur. İsm-i mevsûlun sılası  كَفَرُوا ’dur. Îrabtan mahalli yoktur.

كَفَرُوا  damme üzere mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. عَصَوُا الرَّسُولَ  cümlesi, atıf harfi  وَ ’la sıla cümlesine matufdur.  

عَصَوُا  iki sakinin birleşmesinden dolayı mahzuf elif üzere mukadder damme ile mebni mazi fiildir. Zamir olan çoğul  و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.  الرَّسُولَ  mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. 

لَوْ  ve masdar-ı müevvel,  يَوَدُّ  fiilinin mef’ûlu bihi olarak mahallen mansubdur. لَوْ ‘in bir masdar harfi olabilmesi için daha çok  وَدَّ  ve  أحَبَّ  gibi temenni bildiren fiillerle birlikte kullanılması şarttır.

تُسَوّٰى  elif üzere mukadder damme ile merfû meçhul muzari fiildir.  بِهِمُ  car mecruru  تُسَوّٰى  fiiline mütealliktir.  الْاَرْضُ  naib-i fail olup damme ile merfûdur.

Meçhul fiil gelmesinin sebepleri şunlardır: Fail bilinmediği zaman,  Fail muhataptan gizlenmek istendiği zaman, Fail herkes tarafından bilindiği zaman, Failin zikredilmesine gerek olmadığı zaman, fiile vurgu yapılmak istendiği zaman. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)


 وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثاً۟

 

Fiil cümlesidir. وَ  atıf harfidir. İstînâfiyye olması da caizdir. لَا  nefy harfi olup olumsuzluk manasındadır.  يَكْتُمُونَ  fiili  نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul  و ’ı fail olarak mahallen merfûdur. اللّٰهَ  lafza-i celâl mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.  حَد۪يثًا۟  ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur.       

 

 

يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ

 

Bu ayetin ilk cümlesi beyânî istînâftır. Çünkü فَكَيْفَ إذا جِئْنا مِن كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ  sorusunu işiten muhatap bu müphem durumun açıklanmasını ister. (Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)

Ayet istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber ibtidaî kelamdır. Fiilin muzari sıygada gelmesi istimrar, teceddüt ve tecessüm ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

Şart ve cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda faide-i haber ibtidaî kelamdır. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.

Cümlede takdim-tehir sanatı vardır. Zaman zarfı  يَوْمَئِذٍ , ihtimam için amili olan  يَوَدُّ fiiline takdim edilmiştir.

يَوْمَ  kelimesi zaman zarfı  إذ ’e muzâftır.  يَوْمَئِذٍ ‘deki tenvin mahzuf bir cümleden ivazdır. Takdiri, يوم إذ جئنا (Hani getirdiğimiz gün) olan muzâfun ileyh cümlesinin hazfi, îcâz-ı hazif sanatıdır. 

يَوْمَئِذٍ  kıyamet gününden kinayedir.

Fail konumundaki ism-i mevsûl  الَّذ۪ينَ ‘nin sılası olan كَفَرُوا  cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Mazi fiil sebata, temekküne ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafat, S.107)

Müsnedün ileyhin ism-i mevsûlle marife olması, bilinen kişiler olduklarını belirtmesi yanında, bahsi geçenleri tahkir amacına matuftur.

وَعَصَوُا الرَّسُولَ  cümlesi, atıf harfi  وَ ’la sılaya tezayüf sebebiyle atfedilmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Masdar harfi  لَوْ  ve akabindeki  تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُ  cümlesi, masdar teviliyle  يَوَدُّ  fiilinin mef’ûlü yerindedir. Müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Muzari fiiller hudûs ve teceddüt ifade eder. Ayrıca muzari fiil, tecessüm özelliği sayesinde olayı göz önünde canlandırarak muhatabı etkiler.

Bu cümlenin başında bulunan  لو  harfi, masdariyye değil de, şart için olduğu takdirde şart cümlesinin cevabı mahzuf kabul edilir. Yani eğer o kâfirler, yerle bir olsalar buna sevinecekler; demektir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

Kâfirlerin çetin ve berbat hallerine bundan önce işaret edilmişti. Şimdi bu istînafî kelam ile onların halleri açıklanıyor. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

Burada Peygamberimiz (sav) in Resûl unvanı ile zikredilmesi, kendisini teşrif ve onu tekzib edenlerin hallerini takbih içindir. Çünkü Resûlün hakkı, inkâr ve isyan edilmesi değil, aksine kendisine iman ve itaat edilmesidir. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)


وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثاً۟


يَوَدُّ  fiiline matuf olan bu cümle menfi muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.

Ayette kalplerde korku uyandırmak için zikredilen lafza-i celâlde tecrîd sanatı vardır. Çünkü mütekellim Allah Teâlâ’dır.

حَد۪يثًا۟ ‘deki tenvin kıllet ifade eder. ‘Hiçbir söz’ anlamındadır. Olumsuz siyakta nekre umum ifade eder.  

''O gün küfreden ve Rasûl’e isyan eden kimseler isteyecekler ki keşke yerle bir olsalar'' cümlesinde Peygamber Efendimizden Rasûl şeklinde bahsedilmesi; teşrif ve onu yalanlayanları takbih içindir.

كَفَرُوا - عَصَوُا  olanlar arasında mürâât-ı nazîr vardır.

Önceki ayetteki mütekellim zamirinden sonra Allah ismi gelerek iltifat olmuştur.