Zuhruf Sûresi 2. Ayet

وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ  ٢

Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.  (2 - 3. Ayetler Meali)
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 وَالْكِتَابِ Kitaba andolsun ki ك ت ب
2 الْمُبِينِ apaçık ب ي ن
 

Kur’an’la ilgili gerçekleri bildirmek üzere söze başlanırken yine Kur’an’a yemin edilmesi, onun eşsizliğini, önemini ve ilâhî kaynaklı olduğunu anlamak için kendisinden başka bir şâhide ve delile ihtiyaç bulunmadığına işaret etmektedir.

Kur’an yazıldığı için bir kitaptır; fakat onun okunması, yazılmasına bağlı değildir. Kur’an nâzil olduğu günden beri yalnızca yazı bilenler tarafından değil, okuyup yazma bilmeyenler tarafından da ezberlenmiş ve okunmuştur; o yazılsın yazılmasın daima “okunan” bir kitaptır.

 


 Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 765-766
 

وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ

 

وَ  harf-i cer olup, kasem harfidir.  وَالْكِتَابِ  car mecruru mahzuf fiile mütealliktir. Takdiri, أقسم (yemin ederim) şeklindedir. الْمُب۪ينِ  kelimesi  الْكِتَابِ ‘ın sıfatı olup kesra ile mecrurdur.

Varlıkları niteleyen kelimelere “sıfat” denir. Arapça’da sıfatın asıl adı “na’t” (النَّعَت) dır. Sıfatın nitelediği isme de “men’ut” (المَنْعُوتُ) denir. Sıfat ile mevsuftan oluşan tamlamaya “sıfat tamlaması” denir. Sıfat tek kelime (isim), cümle ve şibh-i cümle olabilir.Ve sıfat birden fazla gelebilir.

Sıfat mevsufuna dört açıdan uyar: Cinsiyet, Adet, Marifelik - nekirelik, İrab.

Sıfat iki kısma ayrılır:1. Hakiki sıfat  2. Sebebi sıfat. Bir ismi doğrudan niteleyen sıfata “hakiki sıfat”, dolaylı olarak niteleyen sıfata da “sebebi sıfat” denir.

1- Hakiki sıfat ; 1. Müfred olan sıfatlar  2. Cümle olan sıfatlar olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Müfred olan sıfatlar : Müfred olan sıfatlar genellikle ismi fail, ismi meful, mübalağalı ismi fail, sıfatı müşebbehe, ismi tafdil, masdar, ismi mensub ve sayı isimleri şeklinde gelir.Gayrı akil (akılsız çoğullar) mevsuf olarak geldiğinde sıfatını müfred müennes olarak da alır.

2- Cümle olan sıfatlar: Üçe ayrılır: 1- İsim cümlesi olan sıfatlar, 2- Fiil cümlesi olan sıfatlar, 3- Şibhi cümle olan sıfatlar. 

Nekre isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle sıfat olur. Marife isimden sonra gelen cümle veya şibhi cümle hal olur. Ayette müfred şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

الْمُب۪ينِ ; sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan if’al babının ism-i failidir.

İsm-i fail; eylemi yapan ve gerçekleştiren demektir. Geçici olarak o sıfatı yüklenen isimdir. İsm-i fail; hem varlığa (zata) hem de onun sıfatına delalet eden kelimelerdir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

 

وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ

 

 

 Surenin ilk ayeti ibtidaiyyedir. 

وَ , kasem harfidir. Ayette îcâz-ı hazif sanatı vardır. Car mecrur  وَالْكِتَابِ , takdiri  اقسم (Yemin ederim) olan mahzuf kasem fiiline mütealliktir. Mahzufla birlikte cümle, kasem üslubunda gayrı talebî inşâî isnaddır. 

الْكِتَابِ  için sıfat olan  الْمُب۪ينِ , mevsûfunun sahip olduğu bir özelliğe işaret etmek için yapılan tetmim ıtnâbı sanatıdır. 

الْكِتَابِ ’nin  الْمُب۪ينِۙ ’le sıfatlanması, mecâz-ı aklîdir.

الْمُب۪ينِ , mübalağalı ism-i fail kalıbı olan sıfat-ı müşebbehe vezninde gelerek mübalağa ifade etmiştir. Bu kalıp bu vasfın mevsufta sürekli varlığına, sıfatın mevsufun bir parçası gibi ondan ayrılmayan bir özelliği olduğuna işaret eder.

Bu ayetler bize indirmesiyle ikramda bulunduğu Aziz Kitabın şanı hakkında Rabbimizin bahsettiği en kerîm sözlerdir. Bunları ilki bu kitabın yüceltilmesidir ki bu da surenin başındaki kasemle olmuştur. Burada hem muksemun bih hem de muksemun aleyh aynıdır ve o da kitaptır. Çünkü muksemun bih kitaptır, muksemun aleyh ise  اِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْءٰناً عَرَبِياًّ [Arapça bir Kur’an yaptık] cümlesinde ifade edilen kitaptır. Kitaba yemin etmek ise onu yüceltir ve şanını över. الْكِتَابِ  kelimesinde hem onun heyetine hem de maddiyatına delalet vardır. Heyetine olan delalet, elif-lâm'la marife olarak gelişindedir. Bu tarif, onda kitap manasının kemâl manada bulunduğunu ifade eder. Yani o, bir kitabın vasıflanabileceği bütün kemâl sıfatlara sahiptir. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, C. 4, s.43-44)

Apaçık kitaba yani Kur’an’a yemin etti ve “Biz onu Arapça bir Kur’an kıldık” cümlesini yeminin cevabı yaptı. Bu, sanatkârane, güzel yeminlerdendir; çünkü yeminle yeminin konusu birbirine uygun ve aynı mecradadır. (Keşşâf)